18 Mayıs 2026 / Pazartesi
Medikal News
  • Ana Sayfa
  • Aktüel
  • Hastane
  • Kongre
  • Medikal
  • Röportaj
  • İlaç
  • Atama
  • ESTETİK
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • Ana Sayfa
  • Aktüel
  • Hastane
  • Kongre
  • Medikal
  • Röportaj
  • İlaç
  • Atama
  • ESTETİK
  • KÜNYE
  • İLETİŞİM
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
Medikal News
Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle

Dr. Orhan Koç ile Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ni konuştuk

Medikal News Yazan Medikal News
18 Mayıs 2026
Kategori : Kongre, Manşet
A A
Uluslararası Sağlık Tesis Yönetimi Sempozyumu 22 Ocak’ta Ankara’da yapılacak

Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Merkezi, 20–21 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara’da çok kritik bir buluşmaya ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Kongre Başkanı Dr. Orhan Koç ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşide, sağlık çalışanlarının yaşam hakkı ve güvenli çalışma koşullarını odağına alan, ana teması ise “Sürdürülebilir Çalışma Ortamları” olarak belirlenen “İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi”nin perde arkasını konuştuk.

Orhan Hocam, sağlık ve sosyal hizmet alanında iş sağlığı ve güvenliğini merkeze alan bu büyük organizasyonun çıkış noktası ne oldu? Sizi ve ekibinizi bu kongreyi hayata geçirmeye iten ana etkenleri paylaşabilir misiniz?

Dr. Orhan Koç: Aslında temel çıkış noktamız, iş sağlığı ve güvenliğinin sadece teknik ya da bürokratik bir mevzuattan ibaret olmadığı gerçeğidir. Biz bu alanı doğrudan yaşam hakkıyla, insan onuruyla ve güvenli koşullarda çalışma özgürlüğüyle bağdaşan en temel insan haklarından biri olarak görüyoruz.

Bugün baktığımızda sağlık çalışanlarımız; fiziksel, kimyasal ve biyolojik risklerin yanı sıra psikososyal etkenlerle, ağır iş yüküyle ve sağlıkta şiddet konusuyla burun buruna çalışıyor. Bu ağır tablo sadece çalışanlarımızın sağlığını tehdit etmekle kalmıyor; sunulan sağlık hizmetinin kalitesini ve doğrudan hasta güvenliğini de ciddi şekilde etkiliyor. Dolayısıyla sağlık çalışanlarının korunması, ertelenemez bütüncül bir halk sağlığı önceliğidir.

Bizi harekete geçiren en büyük motivasyon ise iş kazalarının ve meslek hastalıklarının çok büyük bir oranda önlenebilir olduğunu bilmemizdir. Bu önlenebilirlik, bilimsel veriye dayalı politikalar üretmeyi ve ortak akılla çözümler geliştirmeyi her geçen gün daha da kritik hale getiriyor. Sendikalar çalışanların örgütlü sesi olarak sosyal diyaloğu güçlendirmede ve güvenli ortamlar inşa etmede anahtar bir role sahipken; bilimsel kongreler de çok disiplinli iş birlikleri ve iyi uygulamaların yaygınlaştırılması için en doğru zeminleri sunuyor.

İşte bu vizyonla, 20–21 Mayıs 2026 tarihlerinde Ankara’da, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Merkezi’nin ev sahipliğinde bu kongreyi düzenliyoruz. Ana temamızı “Sürdürülebilir Çalışma Ortamları” olarak belirledik. Bilimsel oturumlarımız, panellerimiz ve bildiri sunumlarımızla sahadaki zorlukları ve riskleri masaya yatırıp, geleceğe yönelik güçlü ve uygulanabilir çözümler üretmeyi hedefliyoruz.

Peki Orhan Hocam, bu iki günlük yoğun programın kapsamından ve katılımcı profilinden biraz bahsedebilir misiniz? Bu önemli buluşmada kimleri aynı çatı altında, hangi gündem maddeleriyle bir araya getiriyorsunuz?

Dr. Orhan Koç: Kongremiz, Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Merkezi’nin ev sahipliğinde; Hak-İş, Öz Sağlık-İş Sendikası, İş Sağlığı ve Güvenliği Eğitim ve Araştırma Derneği ile Dünya İslam Sağlık Birliği’nin güçlü iş birlikleriyle hayata geçiriliyor. Bu büyük organizasyonun başkanlığını da Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Sayın Devlet Sert ile birlikte yürütüyoruz.

Katılımcı ve paydaş profilimiz son derece geniş, dinamik ve çok disiplinli bir yapıya sahip. Sağlık Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan üst düzey bürokrat ve temsilcilerin katılımıyla, makro düzeydeki resmi politikaları sahadaki pratikle buluşturacağız. Bunun yanı sıra masanın etrafında; Öz Sağlık-İş sendika üyesi çalışanlarımız, sahada riskleri göğüsleyen iş güvenliği uzmanlarımız, iş yeri hekimlerimiz ve bu alana akademik katkı sunan çok değerli bilim insanlarımız yer alacak.

Programın içeriğine gelecek olursak; tam anlamıyla teorinin pratikle harmanlandığı, uluslararası boyutu oldukça güçlü bir akış planladık. İki gün boyunca bilimsel oturumlar, paneller, tartışma seansları ve sahadan gelen güncel araştırmaların paylaşılacağı sözlü bildiri sunumları gerçekleştirilecek.

İlk gün; İSG politikalarından sendikal haklara , sağlık çalışanlarının yüzleştiği biyolojik, kimyasal ve fiziksel risklerden kamu ve üniversite hastanelerindeki sahadaki zorluklara kadar geniş bir alanı tarayacağız. İkinci gün ise ufkumuzu daha da genişleterek İSG profesyonellerinin hukuki sorumluluklarını, yapay zekâ ve dijitalleşmenin sektöre getirdiği erken uyarı sistemleri gibi yenilikleri, afet ve pandemi gibi olağanüstü dönemlerde çalışan sağlığını ve kamu işçilerinin özlük hakları ile İSG sorunlarını masaya yatıracağız.

Kongremizin en dikkat çekici yönlerinden biri de küresel deneyimleri buraya taşımak olacak. Farklı ülkelerden katılan uluslararası konuşmacılarımızın yanı sıra, sağlık çalışanlarının en büyük küresel krizlerinden biri haline gelen tükenmişlik sendromunu (burnout) anatomik ve psikolojik boyutlarıyla ele alacağımız panelimiz programda yer alıyor.

Kısacası; bakanlık temsilcilerimizden sahadaki işçimize, yerli uzmanlarımızdan uluslararası misafirlerimize kadar iş sağlığı ve güvenliği dünyasının tüm aktörleri, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmek adına bu masanın etrafında toplanıyor.

Sektörün ve sahanın adeta röntgenini çekecek çok geniş bir akıştan bahsettiniz. Peki iki gün boyunca sürecek bu panellerde özellikle hangi kritik alt başlıklara odaklanacaksınız ve bu büyük buluşmanın sonunda masadan hangi somut çıktılarla kalkmayı hedefliyorsunuz?

Dr. Orhan Koç: Biz bu kongrede teorik ve kitabi tartışmalardan ziyade, sahanın tam kalbine dokunmayı hedefledik. İlk gün, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığımızın vizyonu penceresinden İSG politikalarını, sendikal hakları ve sahadaki çalışanlarımızın iş güvencesi ile risk algılarını konuşarak başlayacağız. Hemen ardından sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımızın her gün yüz yüze kaldığı o çok boyutlu riskleri; yani fiziksel, kimyasal, biyolojik, ergonomik ve psikososyal tehditleri masaya yatıracağız. Kamu ve üniversite hastanelerindeki güncel durumu, buralardaki kurumsal güvenlik kültürünü ve sahadaki pratik zorlukları da ilk günün kapanışında enine boyuna tartışmış olacağız.

İkinci gün ise yelpazeyi daha da genişletiyoruz ve biraz daha geleceğe odaklanıyoruz. İş güvenliği uzmanlarımızın ve iş yeri hekimlerimizin omuzlarındaki hukuki sorumlulukları, yargı süreçlerini ve özlük haklarını ele alacağız. Çağı yakalamak adına yapay zekâ destekli risk analizleri, görüntü işleme teknolojileri gibi dijitalleşme adımlarını ve İSGGM uygulamalarını konuşacağız. Tabii afetlerden pandemilere, ameliyathanelerden acil servislere, hatta aile hekimliği ve evde sağlık hizmetlerine kadar farklı alanlardaki özel risk yönetimini ve maalesef kanayan yaramız olan şiddet konusunu ele alacağız. Ayrıca hastanelerimizdeki kamu işçilerimizin ve şirket çalışanlarımızın sahadaki İSG sorunlarını unutmuyoruz, onları da ayrı bir panelde dinleyeceğiz. Uluslararası oturumumuzda ise hem küresel ölçekte mesleki stres ve inorganik toz maruziyetini ele alacağız hem de modern sağlık sisteminin insan bedenini nasıl tükettiğini, yani tükenmişlik (burnout) sendromunu derinlemesine inceleyeceğiz.

Hedeflediğimiz somut çıktılara gelirsek; biz buradan sadece konuşup dağılmak niyetinde değiliz. En büyük amacımız, sağlık çalışanlarının karşı karşıya olduğu bu riskleri bilimsel veriler ışığında ele alarak ulusal düzeyde kanıta dayalı, somut politikalara dönüştürülmesine katkı sağlamak. Akademisyenlerimizi, bürokratlarımızı, İSG profesyonellerini ve sahada alın teri döken çalışanlarımızı ortak bir zeminde buluşturarak çok disiplinli bir bilgi paylaşım ağı kurmak istiyoruz. Bu sayede, kamu ve üniversite hastanelerindeki iyi uygulama örnekleri ile yapay zekâ tabanlı erken uyarı çözümlerinin sahaya entegrasyonunu hızlandıracak somut bir yol haritası çıkarmayı hedefliyoruz. Kısacası, sendikalarımızın da gücüyle sosyal diyalog mekanizmalarını işleterek, hem çalışan sağlığını en üst düzeyde koruyan hem de hizmet kalitesini ve hasta güvenliğini doğrudan artıran “Sürdürülebilir Çalışma Ortamları” için kalıcı ve uygulanabilir adımlar atmak istiyoruz.

Son olarak, bu sürecin hem çalışanlarımız hem de genel olarak toplumumuz için taşıdığı hayati önem hakkında neler söylemek istersiniz? Nasıl bir kapanış mesajı vermek istersiniz?

Dr. Orhan Koç: Son olarak şunu çok net bir şekilde vurgulamak isterim ki; iş sağlığı ve güvenliği, sadece teknik ya da bürokratik bir düzenleme alanı değildir. Biz burada doğrudan insanı ve onun en kutsal hakkını savunuyoruz; çünkü bu alan yaşam hakkı, insan onuru ve güvenli koşullarda çalışma hakkıyla doğrudan ilişkili, en temel insan haklarından biridir.

Özellikle sağlık ve sosyal hizmet çalışanlarımız; yoğun iş yükünün, stresin ve şiddet tehdidinin yanı sıra her gün fiziksel, kimyasal, biyolojik ve psikososyal risklerle burun buruna görev yapan en riskli meslek gruplarından birini oluşturuyor. Dolayısıyla onların sağlığını ve güvenliğini korumak, sadece bireysel veya sektörel bir mesele değildir. Bu durum, sunulan sağlık hizmetinin kalitesini ve doğrudan toplumun tamamını ilgilendiren hasta güvenliğini de birebir etkilemektedir. Tam da bu yüzden, sağlık çalışanlarımızın iş sağlığı ve güvenliğinin korunmasını, hepimizi sarmalayan bütüncül bir halk sağlığı önceliği olarak ele almak zorundayız.

Bizi umutlandıran ve bu mücadeleye sevk eden en büyük gerçek, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının çok büyük bir ölçüde önlenebilir olmasıdır. İşte bu önlenebilirlik bilinci, bilimsel bilgiye dayalı politikalar üretmeyi ve ortak çözümler geliştirmeyi her geçen gün çok daha hayati kılmaktadır. Bu süreçte sendikalar, çalışanların örgütlü sesi olarak güvenli çalışma ortamlarının oluşturulmasında, farkındalığın artırılmasında ve sosyal diyalog kanallarının güçlendirilmesinde kritik bir role sahiptir. Kongremizin ana teması olarak belirlediğimiz “Sürdürülebilir Çalışma Ortamları” vizyonuyla, bilimin ve ortak aklın rehberliğinde atacağımız her adım, hem çalışanlarımızın yaşam hakkını güvenceye alacak hem de toplumumuza çok daha güvenli, nitelikli ve sürdürülebilir bir sağlık geleceği sunacaktır.

En Son Haberler

Uluslararası Sağlık Tesis Yönetimi Sempozyumu 22 Ocak’ta Ankara’da yapılacak

Dr. Orhan Koç ile Uluslararası İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’ni konuştuk

18 Mayıs 2026
Snibe Diagnostic’den Bakan Memişoğlu’na ziyaret

Snibe Diagnostic’den Bakan Memişoğlu’na ziyaret

17 Mayıs 2026
Diyarbakır Hani Devlet Hastanesi hizmete başladı

Diyarbakır Hani Devlet Hastanesi hizmete başladı

17 Mayıs 2026
MEDİKATON Girişim Hızlandırma Programı’nın dördüncüsü gerçekleşti

MEDİKATON Girişim Hızlandırma Programı’nın dördüncüsü gerçekleşti

17 Mayıs 2026
Medikal News

Medikal News İletişim Adresi

Barbaros Hayrettin Paşa Mah. 1993 Sk. Papatya Residence 2. No: 35. A Blok. Kat: 6 Daire; 109
ESENYURT/İSTANBUL
Tel: 0212- 853 63 05 Fax: 0212- 853 63 15

© 2021 Tekprosis Bilgisayar - Tekprosis Professional Partner

Sonuç yok
Tüm Sonuçları Görüntüle
  • #1 (başlık yok)
  • İLAÇ
  • İLETİŞİM
  • KÜNYE
  • LABORATUVAR
  • MEDİKAL
  • AKTÜEL
  • HASTANE
  • KONGRE
  • RÖPORTAJ

© 2021 Tekprosis Bilgisayar - Tekprosis Professional Partner