Antalya’da 30 Ocak – 2 Şubat 2026 tarihleri arasında “Fikirden Üretime, Üreten Sağlık” temasıyla düzenlenen uluslararası katılımlı “6. Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi” kamu, akademi, sektör ve uluslararası paydaşları bir araya getirdi. Kongreye; Sağlık Bakan Yardımcıları Doç. Dr. Şuayıp Birinci ve Prof. Dr. Nurullah Okumuş, Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürü Dr. Osman Kan, Devlet Malzeme Ofisi Genel Müdürü Şinasi Candan, SEİS Başkanı Metin Demir, TOBB Medikal Meclisi Başkan Yardımcısı Cengiz Balçık, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan ile çok sayıda sektör temsilcisi katıldı.

Kongrenin açılışında konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Şuayıp Birinci, pandemi ve afet süreçlerinde edinilen tecrübelerin; tıbbi tedarik zincirinin yalnızca bir lojistik faaliyet değil, sağlık sisteminin kesintisiz ve etkin şekilde işlemesini doğrudan etkileyen stratejik bir yapı olduğunu açık biçimde ortaya koyduğunu vurguladı. Koruyan, Geliştiren ve Üreten Sağlık Modeli doğrultusunda; stratejik ürünlerde tedarik güvenliğini güçlendiren, krizlere karşı dirençli ve yerli kapasiteyi önceleyen bir sağlık ekosistemi inşa etmek için yürütülen çalışmaları anlatan Birinci, “Kamu, özel sektör ve akademinin güçlü iş birliğiyle; ‘Sağlıklı Türkiye Yüzyılı’ hedeflerimiz kapsamında sağlıkta dışa bağımlılığı azaltan, inovasyonu teşvik eden ve ülkemizi küresel ölçekte rekabetçi kılan bir tedarik yapısını kararlılıkla hayata geçirmeye devam ediyoruz” dedi. DMO Genel Müdürü Şinasi Candan da, sağlık sistemlerinde sürdürülebilir, güvenilir ve yerli üretimi destekleyen tedarik zincirlerinin kritik rolüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Lojistik altyapı ve stratejik diplomasi
Kongre kapsamında gerçekleştirilen “Tedarik Zinciri Yönetiminde Değişen Rekabet Koşulları ve Uluslararası İlişkiler” başlıklı panelde konuşan Sağlık Bakan Yardımcısı Nurullah Okumuş, tedarik zincirinin halk sağlığı ve hasta güvenliği üzerindeki kritik rolüne değindi. Tedarik sürecinin üretimden hastaya ulaşana kadar her aşamasının titizlikle yönetilmesi gerektiğini belirten Okumuş, bu süreçteki en ufak bir aksamanın ciddi riskler taşıdığını ifade etti. Dünya genelinde “tedarik zinciri diplomasisi” kavramının önem kazandığını belirten Okumuş, Türkiye’nin bu yeni alandaki avantajlı konumunu şu sözlerle aktardı: “Türkiye, tıbbi tedarik zinciri diplomasisinde özellikle coğrafi konum, üretim kapasitesi, bölgesel diplomasideki ciddi başarılar açısından avantajlı bir konuma geldi. Asya, Avrupa ve Orta Doğu ekseninde tam kesişme noktasında bulunuyoruz. Sağlık, savunma, kimya alanında ciddi bir üretim kapasitemiz var. Gelişen lojistik altyapımızı hızlı şekilde fırsata çevirmemiz gerekiyor. Tedarik zinciri artık klasik anlamda lojistik meselesi olmaktan çıktı. Stratejik dayanıklılık, teknolojik yetkinlik, risk yönetimi ve uluslararası ilişkilerin, diplomatik kapasitenin kesiştiği çok boyutlu bir politika aracı haline gelmiş durumda.”

İlaçta yerlileşme oranı yüzde 90’a ulaştı
Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkan Yardımcısı Dr. İbrahim Muaz Yaradılmış da panelde yaptığı konuşmada, yerli üretimdeki başarı grafiklerini paylaştı. Kutu bazında ilaçların yüzde 90’ının yerli imkânlarla sağlandığını kaydeden Yaradılmış, “Yüzde 90’lık kısmın kıymeti önemli. Yüzde 10’luk kısımdaki değeri yüksek ilaçların zamanla yerlileştirilmesi tarafındayız. Bu anlamda çalışmalar yapılabilir” dedi. Kongre kapsamında gerçekleştirilen panel, oturum ve çalıştaylarda; üreten sağlık ekosisteminde yerlileştirme ve inovasyon stratejileri, tıbbi cihaz sektöründe değişen rekabet koşulları ve uluslararası tedarik ilişkileri, sağlık market uygulamaları ile akıllı tedarik yönetimi modelleri, kriz ve afet dönemlerinde tıbbi tedarik zincirinin dayanıklılığını artırmaya yönelik yaklaşımlar ele alındı.

Kongre kapsamında ilaç ve tıbbi cihaz alanında uluslararası iş birliğini güçlendirmeye yönelik üst düzey bir toplantı da gerçekleştirildi. Toplantıya; Türkmenistan, Azerbaycan, Kosova, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Karadağ, Bosna Hersek, Umman, Cezayir, Kuzey Makedonya, Arnavutluk, Kırgızistan, Gana, Nijerya ve Afganistan olmak üzere 14 ülkenin ilaç ve tıbbi cihaz otoritelerinin üst düzey temsilcileri katılım sağladı. Görüşmelerde; tedarik güvenliğinin güçlendirilmesi, ruhsatlandırma süreçlerinde karşılıklı kolaylaştırma mekanizmalarının geliştirilmesi ve düzenleyici otoriteler arasında sürdürülebilir iş birliği modellerinin oluşturulması başlıkları ele alındı.





