4 Şubat Dünya Kanser Günü’nde, prostat kanseriyle mücadelede sadece ilaçların değil, bir arada çalışma kültürünün gücünü konuşmak için; Türk Tıbbi Onkoloji Derneği, Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği, Türk Üroonkoloji Derneği, Türkiye Tıbbi Genetik Derneği, Patoloji Dernekleri Federasyonu, Türk Manyetik Rezonans Derneği ve Türkiye Nükleer Tıp Derneği, Abdi İbrahim İlaç’ın koşulsuz desteğiyle Ankara’da bir araya geldi. Yapılan ortak açıklamada aşağıdaki ifadelere yer verildi.
Prostat kanserinin tanı ve takibinde sorumlu olan uzmanlık alanlarının dernekleri olarak, hastalarımız için daha aydınlık bir yolun haritasını sunuyoruz. Kanser teşhisi, bir insanın hayatında uğrayabileceği en sert fırtınalardan biridir. Dünyada modern kanser yönetimi artık “tek bir hekimin” değil, “tek bir sesin” etrafında toplanan uzmanlar kurulunun eseridir. Türkiye’de yürüttüğümüz ulusal çalışma, bu alandaki yerimizi ve gitmemiz gereken yolu açıkça gösteriyor.
Bir Mükemmeliyet Merkezi İçin Asgari Standartlar Nelerdir? Bir merkezin sadece adı değil, sunduğu hizmetin kalitesi “mükemmeliyeti” belirler. Uluslararası standartlara uyum sağlamak için asgari olarak şunlar vazgeçilmezdir:
- Multidisipliner Tümör Konseyleri: Ürolog, tıbbi onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, radyolog, nükleer tıp uzmanı ve genetik uzmanının her hasta için bir araya gelip ortak karar alması.
- İleri Teknolojik Altyapı: mpMRI ve PSMA PET/CT gibi hassas tanı araçlarına hızlı erişim; MRI-füzyon biyopsi gibi hedefe yönelik müdahalelerin rutin uygulanması.
- Genetik ve Hassas Tıp: Özellikle önleyici, bireyselleştirilmiş riske dayalı tarama, ileri evre hastalıklarda genetik verilere dayalı “kişiselleştirilmiş” tedavi planları sunmak.
- Sürekli Kalite Denetimi: Tedavi sonuçlarının ve hasta yaşam kalitesinin uluslararası protokollerle takip edilmesi.
Türkiye ve Dünyadaki Önemi Prostat kanseri, dünyada erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biridir. Ancak bugün biliyoruz ki; doğru tanı ve koordineli bir tedaviyle bu hastalık bir engel değil, yönetilebilir bir süreç haline gelebilir.
Dünyada modern tıp artık “ben” değil “biz” diyebilen merkezlerle başarıya ulaşıyor. Türkiye’de 282 uzmanla yaptığımız çalışma, imkanlarımızın var olduğunu ancak bu imkanları daha sistemli bir “merkez” ruhuyla birleştirmemiz gerektiğini gösteriyor.
Neden Şimdi? Prostat kanseri, doğru yönetildiğinde bir son değil, yeni bir yaşam biçimi olabilir. Türkiye’de merkezlerimizin %82’sinde ileri görüntüleme araçlarımız var. Ancak merkezlerin %50’sinin hâlâ tedavi öncesi multidisipliner değerlendirme aşamasında gelişime açık olduğu görülüyor. Dolayısıyla bu araçları multidisipliner bir çatı altında, koordineli bir şekilde kullandığımızda, hastalarımızın yaşam kalitesinde ve sağkalımında gerçek iyileşmeler yaratabiliriz.
Katılımcı hekimler (alfabetik):
Prof. Dr. Ali Devrim Karaosmanoğlu – Türkiye Manyetik Rezonans Derneği
Prof. Dr. Duygu Enneli – Patoloji Dernekleri Federasyonu
Prof. Dr. Elif Özdemir – Türkiye Nükleer Tıp Derneği
Prof. Dr. Mehmet Ali ERGÜN – Türkiye Tıbbi Genetik Derneği
Prof. Dr. Nuri Karadurmuş – Türk Tıbbi Onkoloji Derneği
Prof. Dr. Ömer Fatih Ölmez – Türk Tıbbi Onkoloji Derneği
Prof. Dr. Pervin Hürmüz – Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği
Doç. Dr. Serhat Çetin – Türk Üroonkoloji Derneği
Prof. Dr. Sinan Sözen – Türk Üroonkoloji Derneği
Prof. Dr. Uğur Selek – Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği
Prof. Dr. Yüksel Ürün – Türk Tıbbi Onkoloji Derneği






