Dil ve Konuşma Terapisti Nisa Kürkçüoğlu:
“Çocuklardaki her konuşma güçlüğü aynı değildir”
Nisa Kürkçüoğlu: “Dil ve konuşma gelişimine ilişkin değerlendirmeler, çocuğun ihtiyaç duyduğu alanların belirlenmesine ve uygun desteğin planlanmasına yardımcı olur. Bu süreçte dil ve konuşma terapistleri çocuğun dil, konuşma, iletişim ve konuşma sesi becerilerini bütüncül olarak değerlendirerek aileye yol gösterebilir.”
Dil ve Konuşma Terapisti Nisa Kürkçüoğlu ile çocuklardaki dil ve konuşma gelişimi üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.
Her konuşma güçlüğü aynı mı değerlendirilmeli?
Çocukların dil ve konuşma gelişimi söz konusu olduğunda ailelerin en sık sorduğu soruların başında “Çocuğum Neden Konuşmuyor?”, “Konuşuyor ama bazı sesleri çıkaramıyor, bu yaşta normal mi?” bunlar geliyor. Ancak “konuşmuyor” ile “bazı sesleri doğru üretemiyor” ifadeleri benzer görünse de aslında dil ve konuşmanın farklı alanlarına işaret edebiliyor.
Bir çocuk beklenen dil becerilerini henüz geliştirmemiş olabilir. Başka bir çocuk ise konuşuyor ve cümle kuruyor olmasına rağmen belirli konuşma seslerini doğru şekilde üretmekte güçlük yaşayabilir. Bu iki durumda değerlendirdiğimiz beceriler ve izlediğimiz yol aynı değildir.
Çünkü “dil”, “konuşma” ve “konuşma sesleri” birbiriyle ilişkili olsa da aynı şey değildir. Bir çocuğun dili anlaması ve kullanmasıyla konuşma seslerini üretmesi farklı beceri alanlarını içerir. Bu nedenle “konuşmuyor”, “az konuşuyor”, “konuşuyor ama anlaşılmıyor” veya “bazı sesleri çıkaramıyor” gibi ifadelerin her biri farklı bir değerlendirme ihtiyacına işaret edebilir.
“Kardeşi de geç konuşmuştu” demek yeterli mi?
Çocukların dil gelişimi bireysel farklılıklar gösterebilir. Ancak bu farklılık, dil gelişiminde gözlenen her gecikmenin kendiliğinden ortadan kalkacağı anlamına gelmez. Aileler bu süreçte sıklıkla “Kardeşi de geç konuşmuştu”, “Erkek çocukları geç konuşur”, “Biraz daha bekleyelim, bir anda açılır” ya da “Kreşe yazdırırsanız düzelir” gibi yorumlarla karşılaşabiliyor. Oysa dil gelişimini yalnızca çocuğun söylediği kelime sayısıyla değerlendirmek yeterli değildir. Değerlendirmede yalnızca “Kaç kelime söylüyor?” sorusunun cevabını aramayız. Çocuğun söyleneni ne ölçüde anladığı, sözcükleri ve cümleleri nasıl kullandığı, iletişim kurma biçimi, jestleri, sosyal iletişim becerileri, işitmesi ve genel gelişim öyküsü birlikte ele alınmalıdır.
Bu nedenle gelişimsel farklılıklara saygı duymak ile değerlendirilmesi gereken belirtileri uzun süre beklemek birbirine karıştırılmamalıdır. Her geç konuşan çocukta bir bozukluk olduğu söylenemez. Ancak “Nasıl olsa konuşur” düşüncesi de tek başına güvenilir bir yaklaşım değildir.
Konuşuyor ama bazı sesleri çıkaramıyorsa ne anlama gelir?
Bir çocuk yaşına uygun sözcükleri ve cümleleri kullanabilir, kendini ifade edebilir; ancak bazı konuşma seslerini doğru şekilde üretmekte güçlük yaşayabilir. Burada dil gelişiminden ziyade, konuşma seslerinin üretimiyle ilişkili bir güçlükten söz ediyor olabiliriz. Artikülasyon, konuşma seslerinin dil, dudak, çene ve damak gibi konuşma organlarının koordineli hareketleriyle üretilmesi sürecidir. Örneğin bir ses başka bir ses gibi üretilebilir, hedef ses farklı biçimde çıkarılabilir veya bazı durumlarda ses sözcük içerisinde üretilemeyebilir. Ancak çocuğun bir sesi yetişkinden farklı söylemesi, tek başına artikülasyon bozukluğu tanısı koymak için yeterli değildir. Burada kritik nokta yalnızca “Hangi sesi çıkaramıyor?” sorusu değildir. Çocuğun yaşı, sesin nasıl üretildiği, hatanın hangi sözcüklerde ve hangi konumlarda ortaya çıktığı, hatanın tutarlılığı ve konuşmanın anlaşılabilirliğine etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Her yanlış söylenen ses artikülasyon bozukluğu mudur?
Hayır değildir. Ailelerin bilmesi gereken önemli ayrımlardan biri de budur. Çocukluk döneminde bazı konuşma sesi hataları gelişim sürecinin bir parçası olabilir. Ayrıca dışarıdan benzer görünen her ses hatasının altında aynı mekanizma bulunmayabilir. Artikülasyon güçlükleri konuşma sesinin fiziksel üretimiyle ilişkiliyken, fonolojik güçlüklerde sorun, tek tek sesleri fiziksel olarak üretmekten çok seslerin dil içerisinde nasıl kullanıldığı ve birbirleriyle nasıl örüntülendiğiyle ilişkili olabilir. Bu ayrım yalnızca terminolojik değildir; değerlendirme ve terapi planının nasıl oluşturulacağını da etkiler. Bu nedenle ebeveynlerin internetten yaş tablolarına bakarak “Çocuğumda artikülasyon bozukluğu var” sonucuna ulaşması kadar, belirgin ve devam eden konuşma güçlüklerini “Büyüyünce düzelir” diyerek görmezden gelmesi de doğru değildir.

Peki aile, çocuğunda böyle bir güçlük fark ettiğinde ne yapmalı?
Sürekli “Bir daha söyle” demek çözüm olmayabilir. Çocuğunun bir sesi farklı ürettiğini fark eden ebeveynler doğal olarak onu düzeltmeye çalışabiliyor: “Hayır, öyle değil.” “Dilini şöyle yap.” “Bir daha söyle.” “Bak, ben nasıl söylüyorum?”. Ancak çocuğa gün içerisinde sürekli hatasını hatırlatmak ve aynı sözcüğü tekrar tekrar söyletmek, profesyonel bir değerlendirme ve terapi yaklaşımının yerini tutmaz.
Burada önceliklerden biri çocuğun iletişim kurma isteğini korumaktır. Çocuk konuşurken yalnızca yanlış ürettiği sese odaklandığımızda, bize anlatmak istediği şeyi ikinci plana atabiliriz. Önce mesajını dinlemeli; konuşma sesiyle ilgili bir güçlük olduğunu düşünüyorsak bunun niteliğini doğru değerlendirmeliyiz.
Çocuğunuzun dil ve konuşma gelişimiyle ilgili bir farklılık gözlemliyorsanız, “bekleyelim, nasıl olsa geçer” düşüncesiyle uzun süre beklemek yerine bir uzmandan değerlendirme almak yol gösterici olabilir. Dil ve konuşma gelişimine ilişkin değerlendirmeler, çocuğun ihtiyaç duyduğu alanların belirlenmesine ve uygun desteğin planlanmasına yardımcı olur. Bu süreçte dil ve konuşma terapistleri çocuğun dil, konuşma, iletişim ve konuşma sesi becerilerini bütüncül olarak değerlendirerek aileye yol gösterebilir. Bu noktada konu yalnızca bir sesi doğru üretmekten ibaret değildir. Dil ve konuşma gelişimini değerlendirirken çocuğun iletişiminin bütününe bakmak gerekir.
Mesele “doğru harfi söylemekten” daha büyük sanırım?
Dil ve konuşma gelişimi yalnızca konuşma seslerinin doğru üretilmesinden ibaret değildir. Bir çocuğun dili anlaması, düşüncelerini sözcüklere dönüştürmesi ve konuşma seslerini anlaşılır biçimde üretebilmesi, iletişimin farklı ama birbiriyle ilişkili parçalarıdır. Bu nedenle gecikmiş konuşma ile artikülasyon bozukluğunu birbirinden ayırmak, çocuğun hangi alanda desteğe ihtiyaç duyduğunu anlamanın ilk adımlarından biridir. Ailelerin çocuklarını başka çocuklarla kıyaslamak yerine kendi gelişim seyri içerisinde takip etmeleri önemlidir. Bir konuşma farklılığı fark edildiğinde hemen bir etikete ihtiyaç yoktur; ancak doğru bir değerlendirmeye ihtiyaç olabilir. Çünkü doğru zamanda yapılan değerlendirme bazen terapi gereksinimini ortaya koyarken bazen de aileye yalnızca çocuğunu günlük yaşam içerisinde nasıl destekleyebileceğini gösterir. Çocuğu anlamanın ilk adımı, yalnızca nasıl konuştuğunu değil, bize ne anlatmaya çalıştığını da duymaktır.





