Yeni Jenerasyonlar, Veri ve İleri Görüntülemenin Buluştuğu Noktada Robotik Cerrahi Yeniden Tanımlanıyor, Cerrahi Dönüşüyor.
da Vinci 5 ile cerrahinin duyuları genişliyor; veri, ileri görüntüleme ve yeni jenerasyon enstrümanlar minimal invaziv cerrahiyi yeniden tanımlıyor.
Cordamed ekibi, robotik cerrahinin neden artık sadece teknoloji değil, ölçülebilir ve tekrarlanabilir bir klinik değer olduğunu anlatıyor. Cordamed CEO’su Volkan Uyanık, Genel Müdür Yardımcısı Erdinç Bıkmaz ve da Vinci Single Port Ürün Müdürü Bekir Yavuz ile bir söyleşi gerçekleştirdik:
Cordamed Biomedikal olarak minimal invaziv cerrahiye bakış açınızı tek bir cümleyle nasıl özetlersiniz? Sizin için ne ifade ediyor?
Volkan Uyanık (Cordamed CEO): Bakış açımızı tek cümleyle özetlemek gerekirse; minimal invaziv cerrahiyi tekrarlanabilir, öngörülebilir ve ölçülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Ancak bu yaklaşımı yalnızca hastanın iyileşme sürecini hızlandıran ve yaşam kalitesini artıran bir anlayışla sınırlamıyoruz. Minimal invaziv cerrahiyi; tüm paydaşları kapsayan ve “Quintuple Aim” olarak adlandırdığımız beşli hedef etrafında şekillendiriyoruz. Bu hedefler; klinik sonuçların iyileştirilmesi, hasta deneyiminin geliştirilmesi, cerrahi ekip deneyiminin iyileştirilmesi, toplam bakım maliyetinin düşürülmesi ve teknolojiye erişimde hakkaniyet sağlanmasından oluşmaktadır.
Robotik cerrahi, bu hedeflere ulaşmak için son derece güçlü bir araçtır. Ancak asıl amaç; minimal invaziv cerrahiyi standartlaştırılmış, ölçülebilir ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmaktır. Eğitim, ergonomi, veri analitiği ve güçlü bir ekosistem desteği bu yaklaşımın ayrılmaz parçalarıdır. Bu nedenle robotik cerrahiyi yalnızca kullanılan sistem sayısı üzerinden değerlendirmek eksik bir bakış açısı sunar. Sadece 2025 yılında 1.900’den fazla da Vinci sisteminin kurulmuş olması ve toplam kurulu sistem sayısının 12.000’i aşması önemli bir göstergedir; ancak Intuitive’ın yaklaşımı bu rakamların ötesinde, çok daha bütüncül bir perspektife dayanmaktadır.
2025 yılı itibarıyla da Vinci sistemleri ile 3,2 milyondan fazla cerrahi işlem gerçekleştirilmiş, bugüne kadar yapılan toplam prosedür sayısı ise 20,4 milyonun üzerine çıkmıştır. Bu ölçekte bir platform için %19 yıllık prosedür artışı, da Vinci ile tekrarlanabilir kaliteyi koruyarak ölçeklenmiş bir büyüme anlamına gelmektedir. Buradaki kritik nokta; büyümenin artık daha karmaşık ameliyatlar, daha fazla cerrah, daha fazla veri ve daha iyi klinik sonuçlar üzerinden gerçekleşiyor olmasıdır.
Bu dönüşüm; yazılım ve donanım açısından daha gelişmiş robotik cerrahi sistemler, farklı cerrahi branşlara özel olarak geliştirilmiş geniş bir enstrüman portföyü, uzun süre kesintisiz ve güvenilir şekilde çalışabilen dayanıklı platformlar, uzaktan erişim ve proaktif teknik servis altyapısı, çok disiplinli kullanıma uygun ve onaylı sistemler ile verilerden beslenen, yön gösteren ve geri bildirim üreten yapay zekâ destekli çözümler sayesinde mümkün olmaktadır.
Özellikle beşinci jenerasyon da Vinci 5, günümüzde robotik cerrahide olması gereken standardı net bir şekilde tanımlamaktadır. Buna ek olarak, tek delikten cerrahi için geliştirilen da Vinci SP platformu, daha önce robotik cerrahi ile yapılamayan ya da sınırlı yapılabilen birçok ameliyatı mümkün kılarak da Vinci ekosisteminin güçlü bir parçası olarak hastaların, hekimlerin ve sağlık hizmet sunucularının kullanımına sunulmuştur. Özetle yaklaşımımız, yalnızca küçük kesilerden ibaret değildir; hasta deneyimini, cerrahi değeri ve uzun dönem klinik sonuçları birlikte ele alan bütüncül bir felsefeyi temsil etmektedir.

“Günümüzde olması gereken robotik cerrahi standardını belirlemiş durumda” dediniz. Bu yeni standartlar nelerdir?
Volkan Uyanık: da Vinci 5 yalnızca yeni bir robot değil; cerrahın duyularını genişleten bütüncül bir cerrahi platformdur. Henüz çok yeni olmasına ve yalnızca sınırlı sayıda ülkede kullanıma sunulmuş olmasına rağmen, bugüne kadar 1.200’den fazla da Vinci 5 sistemi kurulmuş, 270.000’in üzerinde prosedür gerçekleştirilmiş ve 10.400’ü aşkın aktif cerrah tarafından kullanılmaya başlanmıştır. Bu veriler, platformun son derece hızlı bir adaptasyon süreci yaşadığını açıkça ortaya koymaktadır.
Amerika Birleşik Devletleri’nde da Vinci Xi platformuna kıyasla %11 daha yüksek kullanım oranına ulaşması, cerrahların bu farkı sahada net bir biçimde hissettiğini göstermektedir. da Vinci 5’in sunduğu gelişmiş duyusal geri bildirim sistemleri (Force Feedback ve Force Gauge) sayesinde cerrah, uyguladığı kuvveti artık yalnızca görsel ipuçlarıyla değil, ölçülebilir ve sayısal veriye dayalı olarak da yönetebilmektedir. Bu özellik, dokuya saygılı cerrahi yaklaşım açısından önemli bir kilometre taşıdır. Buna ek olarak, gelişmiş görüntüleme ve 3D modelleme teknolojileri ile gerçek zamanlı anatomik modeller; gelecekte planlanan doku oksijenasyonu görüntüleme ve molekül kılavuzlu görüntüleme gibi yenilikler, cerrahiyi adeta görsel bir navigasyon sürecine dönüştürmektedir.
Ameliyathaneden veriye uzanan bu dönüşüm, cerrahinin geleceğini nasıl şekillendiriyor?
Dijitalleşme ve “Veriyle Öğrenen Cerrahi”
Bugünün gerçeğini bugünden sunuyoruz. da Vinci 5 ile birlikte “veriyle öğrenen cerrahi” artık mümkün hale gelmiştir. Dijital alanda sunduğumuz üç temel bileşen, cerrahi pratiği uçtan uca dönüştürmektedir. Case Insights sayesinde cerrahlar, ameliyat performanslarına dakikalar içinde objektif ve ölçülebilir verilerle ulaşabilmektedir. SimNow, önceki vaka analizlerinden beslenen risksiz bir simülasyon ortamı sunarak beceri gelişimini desteklemektedir. Telepresence ve tele-mentorluk çözümleri ise uzaktan eğitim ve vaka desteği ile cerrahiyi ameliyathanenin fiziksel sınırlarının ötesine taşımaktadır. Böylece cerrahi süreç, yalnızca ameliyat anıyla sınırlı kalmamakta; ameliyat sonrası analizlerle devam eden sürekli bir öğrenme döngüsüne dönüşmektedir.
Enstrüman Teknolojileri
Uzun süredir kullanımda olan akıllı ve kontrollü stapler sistemlerimiz, genel cerrahiden torasik cerrahiye kadar birçok alanda aktif olarak kullanılmaktadır. Bu sistemler, saniyede 1.000’in üzerinde ölçüm yaparak cerraha sürekli geri bildirim sağlamakta ve tamamen cerrah kontrolünde çalışmaktadır. Buna ek olarak, Vessel Sealer Curved enstrümanı kompleks onkolojik ve rekonstrüktif cerrahilerde daha kontrollü enerji dağılımı ve güvenli damar kapama imkânı sunmaktadır. Geliştirme aşamasında olan çok ateşlemeli klip aplikatörü ise daha hızlı ve standart klipleme amacıyla yakın dönemde enstrüman portföyümüzde yerini alacaktır. da Vinci 5, cerrahın konsoldan başını kaldırmadan kumanda edebildiği entegre enerji, insuflasyon ve görüntü ayarları ile cerrah otonomisini en üst seviyeye taşımakta ve operasyon süresi üzerinde ölçülebilir iyileşmeler sağlamaktadır. Amerika Birleşik Devletleri’nden elde edilen geri bildirimler, kullanım oranlarının önceki jenerasyona kıyasla %11 daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
da Vinci Single-Port (SP) robotik cerrahi sisteminin bugün geldiği noktayı ve global etkisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Türkiye’deki durum nedir?
Volkan Uyanık: da Vinci Single-Port (SP) robotik cerrahi sistemi, minimal invaziv cerrahinin evriminde son derece önemli bir rol oynamaktadır. Klinik ve akademik açıdan bakıldığında; da Vinci SP’nin etkinliği ve güvenliği 600’ün üzerinde bilimsel yayınla desteklenmiş, sistemle 45 farklı cerrahi prosedür başarıyla uygulanmıştır. Bu güçlü klinik veri seti, da Vinci SP’nin yalnızca teknolojik bir yenilik olmadığını; hasta odaklı, sürdürülebilir ve geleceği şekillendiren bir cerrahi yaklaşım sunduğunu net biçimde ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de Single-Port da Vinci SP ile eğitim programları başlatmayı hedefliyoruz. Türkiye, Avrupa ve çevre bölge ülkeleri için önemli bir referans eğitim merkezi konumundadır ve bu konumunu daha da güçlendirecektir.

Cordamed Biomedikal olarak da Vinci Single-Port ve da Vinci Multi-Port robotik cerrahi sistemlerini aynı ekosistem içinde nasıl konumlandırıyorsunuz?
Erdinç Bıkmaz (Genel Müdür Yardımcısı): Cordamed Biomedikal olarak da Vinci Single-Port (SP) ve Multi-Port (MP) sistemlerini birbirinin alternatifi değil, birbirini tamamlayan çözümler olarak konumlandırıyoruz. Amacımız tek bir cerrahi yaklaşımı dayatmak değil; farklı hasta ihtiyaçları, anatomik zorluklar ve prosedürel gereksinimler doğrultusunda cerrahlara esneklik sunan bütüncül bir robotik cerrahi ekosistemi oluşturmaktır. Bu yaklaşım sayesinde sağlık kuruluşları, hasta bakımını genişletirken operasyonel akışı bozmadan robotik cerrahi programlarını sürdürülebilir şekilde büyütebilmektedir.
SP (Single-Port) cerrahisiyle ortaya çıkan yenilikçi yaklaşımlar cerrahi pratiği nasıl etkiliyor?
Bekir Yavuz (da Vinci Single Port Ürün Müdürü): Single-Port cerrahisi; ürolojiden genel cerrahiye, jinekolojiden torasik cerrahiye kadar çok geniş bir yelpazede tek girişten minimal invaziv cerrahiyi mümkün kılmaktadır. Ekstraperitoneal prostatektomi, retroperitoneal parsiyel nefrektomi, histerektomi ve endometriozis cerrahileri; kolesistektomi, inguinal herni onarımları; meme koruyucu cerrahi, lobektomi; timektomi, mediastinal kitle rezeksiyonları ve transanal ya da transoral yaklaşımlar bu kapsamda sayılabilir. Ürolojik cerrahide; ekstraperitoneal prostatektomi, transvezikal prostatektomi ve iyi huylu prostat büyümesinde hasta-spesifik yaklaşımlar başarıyla uygulanmaktadır. Genel cerrahide ise transanal girişimler sayesinde ekstra kesi yapılmadan, bağırsak bütünlüğü korunarak organ koruyucu cerrahiler gerçekleştirilmektedir. Genel cerrahinin bir diğer alanı olan meme cerrahisinde, transaksiller meme ucu koruyucu yaklaşımlar sayesinde artık çok daha üstün kozmetik sonuçlar elde edilebilmektedir. Ayrıca göğüs cerrahisinde subkostal yaklaşımlar ile göğüs sinirleri korunarak yapılan kesiler, hastaların ameliyat sonrası iyileşme sürecini belirgin şekilde hızlandırmaktadır. Bu geniş uygulama alanı; daha az doku travması, daha hızlı iyileşme, daha iyi kozmetik sonuçlar ve yaşam kalitesinde artış sağlarken, cerrahlara hasta özelinde en doğru yaklaşımı seçme esnekliği sunarak cerrahi pratiği ileri bir seviyeye taşımaktadır.
“Doğru hasta için doğru cerrahi yaklaşım” kavramı, SP ve MP sistemleri açısından ne ifade ediyor?
Bekir Yavuz: “Doğru hasta için doğru cerrahi yaklaşım”, her hastanın klinik durumu, beklentileri ve yaşam kalitesi hedeflerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi anlamına geliyor. Multi-Port sistemler, kompleks ve çoklu diseksiyon gerektiren vakalarda yüksek hassasiyet ve kontrol sağlarken; Single-Port sistemler, daha az kesi ile gerçekleştirilebilen prosedürlerde minimal doku travması, hızlı iyileşme ve estetik avantajlar sunuyor. Bu yaklaşımda odak noktası cerrahın teknik kapasitesi değil, hasta özelinde en uygun cerrahi yolun belirlenmesidir.
da Vinci Single-Port’un tek girişten çoklu enstrüman kontrolü cerrahi pratiği nasıl dönüştürüyor?
Bekir Yavuz: da Vinci Single-Port sistemi, tek bir insizyondan çoklu ve bağımsız enstrüman kontrolüne olanak tanıyarak cerrahi pratiği kökten dönüştürmektedir. Bu yapı, dar ve anatomik olarak zor alanlarda çalışmayı kolaylaştırırken enstrüman çarpışmasını azaltmakta ve cerrahi akıcılığı artırmaktadır. Sonuç olarak cerrahlar daha ergonomik ve kontrollü bir çalışma deneyimi yaşarken, hastalar daha az invaziv bir yaklaşımın sunduğu klinik ve fonksiyonel avantajlardan faydalanmaktadır.
Robotik cerrahinin geleceğinde Single-Port sistemlerin rolünü nasıl görüyorsunuz?
Bekir Yavuz: Single-Port sistemleri, robotik cerrahinin geleceğinde erişimi genişleten ve minimal invaziv standartları yeniden tanımlayan önemli bir yapı taşı olarak görüyoruz. Özellikle organ koruyucu yaklaşımlar, fonksiyonel sonuçlar ve hasta yaşam kalitesi odaklı prosedürlerde SP sistemlerin rolü giderek artacaktır. Bununla birlikte geleceğin, tek bir teknolojiden ziyade SP ve MP sistemlerin birlikte ve stratejik olarak kullanıldığı entegre bir ekosistem tarafından şekilleneceğine inanıyoruz.

Single-Port robotik cerrahinin hasta açısından en ayırt edici kazanımları nelerdir? Hastalar bu farkı nasıl hissediyor?
Bekir Yavuz: Single-Port robotik cerrahi, hastalar açısından yalnızca daha küçük bir kesi değil; daha az ağrı, daha hızlı iyileşme, daha kısa hastanede kalış süresi ve günlük yaşama daha erken dönüş anlamına geliyor. Tek girişten yapılan cerrahilerde doku travmasının azalması, fonksiyonel sonuçların korunması ve estetik avantajlar, hastaların bu farkı doğrudan deneyimlemesini sağlıyor. Günümüzde hastalar yalnızca tedavi değil; yaşam kalitesini merkeze alan cerrahi çözümler talep ediyor ve Single-Port sistemler bu beklentiye güçlü bir yanıt sunuyor.
Single-Port robotik cerrahi sistemleri hastaneler için klinik faydanın ötesinde ne gibi operasyonel avantajlar sağlıyor?
Bekir Yavuz: Single-Port robotik cerrahi sistemleri, hastaneler için klinik mükemmeliyetin yanı sıra operasyonel verimlilik de sağlar. Daha kısa yatış süreleri, daha hızlı hasta sirkülasyonu ve ameliyathane kaynaklarının daha etkin kullanımı, sağlık kurumlarının sürdürülebilirliğini doğrudan destekler. Aynı zamanda ileri teknolojiye erişim, ülkemizin sağlık turizminde marka değerini artırırken; nitelikli cerrahlar ve bilinçli hastalar için güçlü bir çekim merkezi oluşturur.
2026 itibarıyla Single-Port robotik cerrahinin Türkiye’de aktif olarak kullanılmaya başlanması sağlık ekosistemi için ne ifade ediyor?
Erdinç Bıkmaz: 2026 yılı, Türkiye’de robotik cerrahi açısından yeni bir dönemin başlangıcı olacaktır. Single-Port robotik cerrahinin aktif kullanıma geçmesi, ülkemizi yalnızca ileri teknolojiyi kullanan değil; aynı zamanda bu teknolojiyi etkin biçimde uygulayan ve geliştiren bir merkez haline getirecektir. Bu dönüşüm, hasta erişimini artıran, cerrahi kaliteyi yükselten ve Türkiye’yi bölgesel bir referans noktası haline getiren stratejik bir adımdır. Cordamed Biomedikal olarak bu dönüşümün itici gücü olmayı hedefliyoruz.
Single-Port robotik cerrahi, cerrahların eğitim süreçlerini ve klinik pratiğini nasıl dönüştürüyor?
Bekir Yavuz: Single-Port robotik cerrahi, cerrahların anatomiyi ve cerrahi alanı daha farklı bir perspektiften değerlendirmesini sağlıyor. Dar alanlarda tek girişten çoklu enstrüman kontrolü, cerrahi planlamayı ve ergonomiyi ileri bir seviyeye taşıyor. Bu durum cerrahların teknik yetkinliğini artırırken, eğitim süreçlerinde de standardizasyon ve sürdürülebilirlik sağlıyor. Özellikle genç cerrahlar için Single-Port sistemler, geleceğin cerrahisine güçlü bir hazırlık sunuyor.
Single-Port robotik cerrahinin yaygınlaşması, uzun vadede sağlık sistemlerine nasıl bir katkı sağlar?
Erdinç Bıkmaz: Daha az komplikasyon, daha hızlı iyileşme ve daha kısa hastane yatış süreleri, sağlık sistemleri üzerinde hem ekonomik hem de operasyonel anlamda önemli bir rahatlama sağlar. Single-Port robotik cerrahi, yalnızca bireysel hasta faydası sunmakla kalmaz; aynı zamanda sağlık kaynaklarının daha verimli kullanıldığı, sürdürülebilir bir sistemin yapı taşlarından biri haline gelir.
Tüm bu başlıkları göz önünde bulundurduğunuzda, Cordamed Biomedikal olarak robotik cerrahinin geleceğine dair temel mesajınız nedir?
Erdinç Bıkmaz: Robotik cerrahinin geleceğini tek bir sistem değil; doğru hasta için doğru teknolojinin kullanıldığı entegre bir ekosistem belirleyecektir. Cordamed Biomedikal olarak hedefimiz, bu ekosistemi inşa ederek hasta bakımını, cerrahi kaliteyi ve sağlık sistemlerinin sürdürülebilirliğini birlikte ileri taşımaktır.





