Sağlık alanında yapılan her üretim, yalnızca bir ürünü değil; güven, süreklilik ve etik sorumluluğu da temsil ediyor. Doğsan, Türkiye’de cerrahi iplik üretiminin öncüsü olarak, üretimin her aşamasında bu yaklaşımı merkezine alıyor.
1970 yılında Trabzon’da kurulan Doğsan, Türkiye’nin yanı sıra Balkanlar ve Orta Doğu’nun ilk cerrahi sütür üreticisi olarak sektörde öncü bir rol üstlendi ve yerel üretimin gücünü insan sağlığıyla buluşturma hedefiyle yola çıktı. Kurucu Eczacı Salim Saruhan’ın “üretmek ve yaşadığı topraklara değer katmak” vizyonu, Doğsan’ı yalnızca bir sanayi girişimi olmaktan çıkararak bulunduğu coğrafyayla güçlü bağlar kuran bir üretim yapısına dönüştürdü. Bu vizyon, 55 yıllık köklü ve sürdürülebilir üretim anlayışının temelini oluşturuyor.
Doğsan’ın gelişimi, teknik bir üretim başarısının ötesinde, sosyal etkisi yüksek bir sanayi yaklaşımını da içinde barındırıyor. Fabrikanın Trabzon’da kurulması, dönemi için cesur bir adım olmasının yanı sıra, bölgedeki kadınların çalışma hayatına katılımı açısından da önemli bir adım niteliği taşıyor. Yıllar içinde farklı nesillerin aynı çatı altında buluşması, Doğsan’da emeğin yalnızca bir iş gücü olarak değil; kurumsal hafızanın ve sürekliliğin temel unsurlarından biri olarak ön plana çıkıyor. Yerel Üretimden Küresel Standartlara Zaman içinde gelişen teknoloji, yükselen kalite standartları ve değişen küresel beklentiler doğrultusunda Doğsan, Genel Müdür Kamil Saruhan’ın önderliğinde üretimini istikrarlı biçimde güçlendirmeye devam ediyor.

Genişleyen ürün portföyü ile Türk menşeli Doğsan cerrahi iplikleri, global ölçekte güvenle tercih edilen ürünler arasında konumlanıyor. Uluslararası kalite standartlarını esas alan Doğsan, 55. yılında 11 ürünü için tamamlanan MDR sertifikasyonuyla bu yaklaşımın Avrupa Birliği regülasyonlarıyla da uyumlu biçimde sürdürüldüğünü ortaya koyuyor. Bu uyum, üretimden satış sonrası gözetim faaliyetlerine kadar uzanan tüm süreçleri kapsayan bütüncül bir kalite yaklaşımının sonucu olarak değerlendiriliyor. MDR sertifikasyonu, Doğsan’ın uluslararası pazarlara yönelik ihracat faaliyetlerinin önünü açarken, markanın küresel ölçekteki güvenilirliğini ve sürdürülebilir büyüme hedefini de güçlendiren önemli bir eşik niteliği taşıyor.
Doğsan’da üretim, yalnızca fabrika hattıyla sınırlı bir süreç olarak görülmüyor. Pazarlamadan satış sonrası gözetim faaliyetlerine kadar uzanan bu bütüncül yaklaşımın merkezinde, insan sağlığı için emek ve özen gösteren; yüksek sorumluluk bilinciyle çalışan ekipler bulunuyor. Cerrahların ellerine güvenle ulaşan her bir ürün, titizlikle yürütülen süreçlerin ve kolektif emeğin doğrudan bir sonucu olarak ortaya çıkıyor.
1970’ten Bu Yana Kuşaklar Arası Aktarılan Bir Birikim
Üretimde ileri teknolojiler yoğun biçimde kullanılırken, insan emeğinin belirleyici rolü hiçbir zaman göz ardı edilmiyor. Cerrahi başarı açısından hassas olan bu ürünlerin üretiminde, özellikle iğne-iplik birleşimi gibi kritik aşamalar mikroskop altında büyük bir dikkatle gerçekleştiriliyor. Cerrahi uygulamaların gerçekleştiği ünitelerde ürünlerinin güvenle kullanıldığını görmek, Doğsan için üretimin anlamını derinleştiriyor. Yılda 100’den fazla kongre katılımı ve kurs desteğiyle, cerrahların ilk sütür deneyimlerinde onlara eşlik etmek bu bağın sahadaki karşılığını temsil ediyor.

Doğsan’ın bu yıl düzenlediği 55. yıl balosunda; 40 yılı aşkın süredir Doğsan çatısı altında emek veren çalışanlardan, meslek hayatının ilk yıllarındaki ekip üyelerine kadar farklı kuşaklar aynı çatı altında buluştu. Bu özel buluşma, sürekliliğin ve kurumsal bağlılığın yalnızca bugüne değil, geleceğe de taşındığını güçlü biçimde ortaya koydu. Gecede, emeği ve uzun soluklu bağlılığı simgeleyen telkari plaketler başta olmak üzere, Doğsan çalışanlarının emeklerini takdir eden madalya ve plaketler sunuldu.
Doğsan, 55 yıldır olduğu gibi bugün de köklerine sadık, yeniliğe açık ve insan hayatını merkeze alan üretim anlayışıyla faaliyetlerini sürdürüyor. Türkiye’de cerrahi sütür üretiminin gelişimine sağladığı katkı ve uluslararası pazarlardaki varlığıyla Doğsan, satışlarının yaklaşık %35’ini 50’den fazla ülkeye gerçekleştirerek, yerli üretimin küresel ölçekte temsil edilmesine yönelik çalışmalarına kararlılıkla devam ediyor.




