24 Ekim 2016

TUZU AZ TÜKETMEK DE SAĞLIĞA ZARARLI!

MİDE İLAÇLARI VE AĞRI KESİCİ KULLANIMINDA BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİ BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ NEFROLOJİ BİLİM DALI ÖĞR. ÜYESİ PROF. DR. SİREN SEZER: "MİDE İLAÇLARININ UZUN YILLAR KULLANIMININ BÖBREK YETMEZLİĞİ RİSKİNİ ARTIRDIĞI GÖZLENDİ" "BU AÇIDAN MİDEM YANIYOR BİR İLAÇ ALAYIM YILLARCA KULLANAYIM DEMEDEN UZMANLARA DANIŞMANLARI GEREKİYOR" "AĞRI KESİCİLER ANİ YA DA KRONİK BÖBREK YETMEZLİĞİ YAPABİLİR, AĞRI KESİCİLERİN DE RAHATLIKLA ALINMAYAN İLAÇ LİSTESİNE ALINMASI LAZIM"

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Siren Sezer, fazla tuz tüketiminin kan basıncını yükselttiğini, kilo alımını hızlandırdığını, bazı kanser risklerini artırdığını; yetersiz tuz tüketiminin de kalp ve böbrek hastalığı gibi bazı organ hasarları riskini artırabileceğini açıkladı. 

Türk Nefroloji Derneği tarafından Antalya Belek’te yapılan 33. Ulusal Nefroloji, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Kongresi kapsamında düzenlenen basın toplantısında konuşan Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Siren Sezer, sağlıklı bir yaşam için tuz tüketiminin ayarlanması gerektiğini söyledi. Günde 5 ile 6 gram arasında, yani 1 çay kaşığı kadar tuz önerdiklerini belirten Prof. Dr. Sezer, “Türk toplumu maalesef bunun çok daha fazlasını kullanıyor. 16-17 gramlara kadar çıkan tuz tüketimi, son yıllardaki birtakım önlemlerle 14 grama kadar indi” dedi.

Fazla tuz tüketiminiz zararlarından söz eden Prof. Dr. Sezer, şunları söyledi:  “Fazla tuz kan basıncını yükseltir. Kilo alımı hızlanır. Kırık riski artar. Bazı kanser riskleri artar. Tuz tüketimini azaltmak için öncelikle sofradan tuzu kaldırmamız gerekiyor. Aldığımız gıdaların içeriğine dikkat etmeliyiz. Özellikle hazır gıdalarda, koruyucu anlamda tuz ve tuz bileşikleri bulunuyor. Örneğin zeytinde fazla tuzu sık görüyoruz. Gıdalardaki tuz miktarının azaltılması için birtakım çalışmalar yapılıyor. Ailelere bu konuda büyük iş düşüyor. Okullardaki kantinlere çok iş düşüyor. Çünkü çocuklar hazır gıdalardan, cipslerden, fast food’dan ciddi anlamda tuz alıyor. Bir fast food hamburger ürününde 6-7 gram tuz var. Çocuk bunları yiyerek bir günde alması gereken tuz miktarını bir öğünde almış oluyor. Bu nedenle, hazır gıda satılan bütün yerlerde tuzun azaltılması gerekmektedir”

Çok tuzun ne kadar zararı varsa, tuz kullanmamanın da sağlığa zararlı olduğu bilgisini veren Prof. Dr. Sezer, “Kişinin sağlıklı kalmak uğruna tüm yiyeceklerdeki tuzu kesmesini önermiyoruz. Çok düşük tuz da vücuttaki sempatik sinir sistemini artırıyor. Bir dizi kalp hastalığı riski olmak üzere vücuttaki bazı organlardaki hasar riskini artırabilir. Kişi sağlıklı ise, kan basıncı normal ise şeker hastası değil ise, kilosu iyiyse sıfır tuz gibi bir gıda önerimiz yok. Sıfır tuzun zararlı olduğunu söyleyebiliriz. O yüzden 5-6 gram tuz sağlıklıdır ve herkesin bu aralıkta tuz tüketmesi gerekiyor. Özellikle hekim kısıtlaması olmadığı takdirde 3 gramın altına inmesi sağlıklı kişiler için bir risktir. Aşırı düşük tuz tüketmek böbrek hastalığı riskini artırabilir” diye konuştu.

TUZ TÜKETİMİ VE OBEZİTE İLİŞKİLİ

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Altun da tuz tüketimi ve yaşam tarzıyla ilgili bilgiler verdi. Obezite ile tuz tüketimi arasındaki ilişkiden bahseden Prof. Dr. Altun, “Hipertansiyonu tedavi ederken yaşam tarzı önemlidir. Nefrologlar olarak tuzu önemle vurgularız. Tuz kan basıncını yükseltmenin dışında kalp ve böbreğe zararlarının olduğunu biliyoruz. Tuz tüketimi Türkiye’de yüksek. Obezite ile tuz arasında ciddi ilişkiler kuruluyor. Tuzun yoğun tüketilmesi kilo artışı ve karın etrafında yağın artışına neden oluyor. Dolayısıyla tuzu kısarken bir anlamda kilo alma riskimizi azaltmış oluyoruz” diye konuştu.

ORGAN BAĞIŞINI ARTIRMALIYIZ

Türk Nefroloji Derneği İkinci Başkanı Prof. Dr. Aydın Türkmen, kadavra bağışının artması için STK’lar olarak çalıştıklarını söyledi. Toplumun bu konuda hala duyarsız olduğunu da belirten Türkmen, “Nedense bu konuda toplumu bir türlü ivmelendiremiyoruz. Bu bir kültür meselesi ilkokul ve liseden itibaren bu kültürü yerleştirmek lazım. Uzun süreli bir şey bu durum. Ektik tartışmalar da var. İran modeli gibi bir durum mesela, devlet kendisi fakir insanlardan böbrek alıp zengin hastalara veriyor. Bu çok hoş bir şey değil. Bir organı ticaret metası olarak görmek hoş değildir” dedi.

Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tokgöz ise, yılda en az bir defa nefroloji muayenesinden geçmek gerektiği uyarısında bulundu. Diyabeti olan insanlarda aşama aşama böbrek yetmezliğinin ortaya çıktığını belirten Tokgöz, idrarda protein kaçağı başladığı zaman işin sonunun diyalize kadar vardığını ifade etti.
HASTA ÖZEL KURUMU, UZMAN KAMUYU TERCİH EDİYOR

Necmettin Erbakan Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. H. Zeki Tonbul, diyalizle ilgili güncel bilgiler verdi. Böbrek yetmezliğinde temel tedavinin hala hemodiyaliz olduğunu belirten Prof. Tonbul, diyalize giremediği için ölen hastanın olmadığını belirtti. Nefrologların yüzde 90’ının kamuda çalışması nedeniyle özel merkezlerdeki hastaları nefrologların tedavi edemediğine de değinen Prof. Tonbul konuşmasını şöyle sürdürdü:

“61 bin böbrek hastası var, bunun 57 bini hemodiyaliz 4 bini periton diyalizi ile tedavi görüyor. Türkiye diyaliz tedavisi konusunda son 20 yılda büyük gelişme sağladı. Diyalize giremediği için ölen hasta yoktur. Diyaliz hizmetleri batı standardında olup kalitelidir. Diyaliz hastalarının yüzde 70’i özel merkezlerde tedavi görmektedir. Buna karşılık nefrologların yüzde 90’ı kamuda çalışmaktadır. O yüzden özel merkezlerdeki hastaları nefrologlar tedavi edemiyor. Ağırlıklı olarak sertifikalı diyaliz hekimi ve hemşireler aracılığıyla yürütülüyor” dedi.
 

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It