18 Kasım 2016

TÜRKİYE’DE MEME KANSERİ BATIDA DAHA SIKI GÖRÜLÜYOR!

_mrt9467

10-12 Kasım 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen BREASTANBUL 2016-2. Uluslararası İstanbul Meme Kanseri Konferansı’na ABD, Güney Amerika, Avrupa, Kuzey Afrika ve Uzak Doğu’nun önemli meme kanseri alanındaki liderleri, dernek başkanları kongrenin konukları arasındaydı. Kongrede tanı ve tedavide hasta merkezli kanseri önleme, tanı koyma, tedavi etme, tedavi sonrası uzun süreli bakım ve sağlıkta kalite konuları masaya yatırıldı.

”ÜLKEMİZDE 12 KADINDAN 1’İNİN YAŞAMLARI BOYUNCA MEME KANSERİ İLE KARŞILAŞMA RİSKİ VAR”

Meme kanserinin kadınlarda en sık görülen kanser olduğunu söyleyen Kongre Eşbaşkanı ve Acıbadem Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cihan Uras, “ABD’de 8 kadından 1’i, Ülkemizde 12 kadından 1’inin yaşamları boyunca meme kanseri ile karşılaşma riski var. Türkiye’de meme kanseri görülme sıklığı Avrupa ve Amerika’ya göre bariz olarak daha düşük. Bunda nüfusumuzun genç olmasının da etkisi var. Ancak bizde 40 yaş altı genç meme kanserli hasta sayısı oldukça yüksek oranda. Türkiye’nin batısında yaşayanlarda, doğusunda yaşayanlara göre daha sık meme kanseri gelişiyor. Bu konuda farkındalık çok önemli. Kadınların bunun farkında olması ve bu nedenle meme kontrolüne düzenli olarak gelmelerinin altını çiziyoruz. Kendi kendini muayene, hekim tarafından muayene ve belli yaştan sonra tarama tetkiklerine girmeleri erken tanının olmasını sağlıyor. Erken tanı bu hastalıktan kurtulmalarını sağlıyor. Bugün meme kanseri tedavisinde çok önemli gelişmeler var. Özellikle hem tanısı hem de tedavisinde gelişmeler var. Bunun sayesinde kadınlara erken teşhis koyuyoruz ya da erken teşhis olmasa bile en iyi tedavi şekillerini uygulayarak bu hastalıktan ölmelerini engelliyoruz” ifadelerinde bulundu.

 

Meme kanserinin ortaya çıkma sebeplerini sıralayan Prof. Dr. Uras, ”Meme kanserinde çok faktörler var. Bunlardan birisi genetik faktörler. Bu çok önemli. Tümünde henüz ispatlanmış genetik faktörler yok. Sadece BRCA1 VE BRCA2 denen iki gen var. Bu genlerde mutasyon varsa kadınlar ciddi riskle karşı karşıya. Bu grup tüm meme kanserlerinin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor. Henüz yüzde 90’ı tespit edilmiş gen yok. Bunda konuda ilerlemeler var. İleride belki daha farklı genlerde bulunabilecek. Kadının ailesinde meme kanseri olmaması, meme kanseri olmayacağının göstergesi değildir. Ailesinde meme kanseri varsa artmış bir riskin göstergesidir. Risk Faktörü olarak; doğum yapmamış olmak, erken adet görmek, geç menopoza girmek, hormon ilaçları kullanmak, sigara içmek, alkol almak gibi birçok risk faktörü söz konusu. Kadınlar bu risklerden kurtulmak ve riski azalmak için spor yapmaları ve kötü alışkanlıklardan kaçınmaları öneriyoruz” dedi.

”MEME KANSERİ TEDAVİSİNDE ÖNEMLİ İLERLEME KAYDEDİLDİ”

Meme kanseri tedavisinde çok önemli ilerlemeler kaydedildiği bilgisini veren Prof. Dr. Uras, ”Cerrahiler daha küçüldü. Özellikle estetik görünüme önem verildi. Onkoplastik cerrahi dediğimiz estetik ile kanser cerrahisi birleştiren cerrahiler ortaya çıktı. Memeye yeni meme yapma ameliyatlarının sayısında artış oldu. Kemoterapide de çok büyük ilerlemeler kaydedildi. Her hastaya mümkün olduğunca kemoterapi yapmıyoruz. Bir takım tümörün genetik yapılarını inceleyerek, kemoterapi gereken ve gerekmeyen durumu ayırt edebiliyoruz. Kemoterapi gerekmeyen gruba gereksiz yere bu tedaviyi yapmıyoruz ve diğer tedavi şekillerini uyguluyoruz. Hormon tedaviler uygulayabiliyoruz. Akıllı ilaç tedavileri uyguluyoruz. Her kadının tümörüne göre ayrı bir tedavi protokolü çiziyoruz. Eskisi gibi tek tip standart tedavi yapmıyoruz. Bu sayede de tedavide çok başarılı olarak bu kanserden ölümleri engelliyoruz” şeklinde konuştu.

Kongre Eşbaşkanı ve Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Bahadır Güllüoğlu da kongre hakkında şu bilgileri verdi: ”Kongre uluslararası bir kongre. 2014’de ilkini yaptık. Dünyada bu tarz uluslararası 3-4 tane kongre var. Bu kongrenin amacı; coğrafi olarak bu bölgenin insanları, yani Kuzey Afrika, Orta Doğu, Balkanlar, Karadeniz ülkeleri olmak üzere yaklaşık 30-38 tane ülkeyi bir araya getirebilmek. Bu ülkelerin dernekleri, hastaları, hasta hakları dernekleri, toplum gönüllüleri ve hekimleri bir araya getirmek. Yaklaşık 3 gün boyunca çeşitli alanlarda yani meme kanserinin çeşitli alanlarında; cerrahi, medikal onkoloji, radyasyon onkolojisi, patoloji, radyoloji gibi konularda tartışabilmek yeni bilgileri bir araya getirebilmek. Mottomuzda ise, herkesin tecrübesini liderlerin fikirleriyle bir araya getirebilmek var. Böylece en uygun tedavi modellerini kendi ülkelerine döndükleri zaman uygulayabilmelerini sağlamak. Bu sadece Türkiye için değil. Diğer amacımız; kişiler arasında ilişkileri en iyi hale getirebilmek. Gelecekteki gelişmeler için, üreticilik ve inovasyon için insanların birbirlerini tanıması çok önemli. Başka bir fırsatta tanıyamayacağınız insanları burada tanıyabilirsiniz.”

“TEDAVİDE HIZLI VE ÖNEMLİ GELİŞMELER OLUYOR”

Acibadem Hastanesi Medikal Onkoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyesi Prof. Dr. Gül Başaran, Medikal onkolojide yani kanseri meme kanserini ilaçla tedavi edilen alanda çok uzun yıllardır oldukça hızlı ve önemli gelişmeler olduğunu belirterek, “Sadece meme kanserini takip etmeyen meslektaşlarımız için bu bilgileri takip etmek zor olabiliyor. Çünkü artık bilgi çok arttı ve meme kanseri de tüm dünyada ve bizim ülkemizde çok sık görülen bir kanser olduğu için bununla ilgili yapılan çalışmalar da çoğaldı. Genel olarak yaklaşım şu; hastanın hayat kalitesini koruyan ona daha az zarar veren ama tümörü de yok eden, daha etkin tedavilerin geliştirilmesi üzerine. Böyle tedavilerde var. Bu kongre, bizim hem Türkiye’deki kendi meslektaşlarımızla hem de yakın çevredeki komşularımız özellikle doğu Avrupa, Kuzey Avrupa ve Ortadoğu’daki meslektaşlarımızla, bunları güncellemek açısından çok önemli bir fırsat. Ben bu konuda medikal onkolojide Türkiye’nin lider bir konumda olduğunu düşünüyorum. Çünkü çok imkanlara sahibiz, bütün tedavi olanaklarını çevremizdeki ülkelerle karşılaştırınca bu açıdan da çok önemli bir kongre. Bir başka güzel şey de burada hastalar da var. Hastalar kendileri için olan seçeneklerden haberdar olup birbirlerinin deneyimlerini paylaşıyorlar. Bence dünyada çok az kongrede bu olabiliyor. Ve pek çok kişi kendisiyle ilgili en iyi tedavisi hakkında da bilgi almış oluyor. Bu kongrenin ben bu anlamda meme kanseri anlamında, kendi ülkemizde olan en kaliteli kongre olduğuna inanıyorum” dedi.

Dünya Meme Hastaları Derneği Başkanı Prof. Dr. Alexander Mundinger ise, “Belli bir yaş diliminden sonra Türk kadınları da, tıpkı Almanya’da olduğu gibi her iki yılda bir kanser taramasından geçmeli. Meme kanserine karşı birçok tedavi yöntemi uygulanıyor. Erken tanı çok önemli. Hormonal kaynaklı kanserde hormon tedavisi, diğer vakalarda ise klasik yöntemleri uyguluyoruz. Hastalığın biyolojik özelliklerinin daha iyi tanınması, tedavilerin son yıllarda oldukça önemli aşama kaydetmesini sağladı. Tedavide çok yüksek oranlarda yüz güldürücü sonuçlar elde ediliyor” diye konuştu.

Avrupa Meme Bilimleri Akademisi (EAoS) Başkanı Dr. Mahdi Rezai de, “Bu konferansta olmaktan onur duyuyorum ve çok uzun yıllardır Türk cerrahlarla ve kIinisyenlerle çalışıyorum ve bundan gurur duyuyorum. Türkiye’ ye çok sık gidip geliyorum. Tüm bu gelip gitmelerimde görüyorum ki, Türkiye’de meme hastalıkları ile ilgili tüm bu klinik uygulamaların dünyadaki standartlardan daha az olmadığı, yaşam beklentilerinin dünya ile karşılaştırılabilir olduğunu söyleyebilirim” dedi.

Europa Donna Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Violet Aroyo ise “Biz dernek olarak kadınlarımıza farkındalık, bilinçlendirme ve bunun gibi çalışmalarda bulunuyoruz. Değerli meslektaşlarımız aracılığıyla kadınlarımıza meme kanserinde erken teşhisin önemini anlatmaya çalışıyoruz” diye belirtti.

Dünyanın meme kanseri tanı ve tedavisi konusunda önde gelen, bilimsel araştırmaları olan çeşitli branşlardan hekimler ve araştırıcılar katıldığı kongrede, yurtdışından yollanan 200’e yakın tebliğ de bilimsel oturumlarda sunuldu ve tartışıldı. Ayrıca, Konferans öncesinde çeşitli branşların mezuniyet sonrası güncel kursları da yapıldı. Hekimlerin yanısıra hemşireler, hasta dernekleri ve halk da kongreye aktif olarak katılıp kendilerini ilgilendiren konularda konuşmaları dinleyerek, tartışmalara katıldılar. Konular arasında bilimsel araştırmalara hasta olarak katılım, hasta hakları, risk azaltıcı yöntemler, sağlıklı yaşam, tedavi sonrası rehabilitasyon, global, Avrupa Birliği bünyesinde ve ülkemizde sağlık politikaları ve hizmete ulaşım stratejileri ve uygulamaları konuları yer aldı.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It