15 Kasım 2016

TEDARİKÇİSİNİ SEVMEYEN SATINALMACILAR

DSC_1080

Mehmet Ali ÖZKAN 

Profesyonel bir satın almacı öncelikle alımlarında rekabeti yaratmak için tedarikçisinin yaşamasını, üretim konusunda kalitesini sürekli yükseltmesini ister. Neden ister? Tedarikçi kurumsal olsun, teslimatları zamanında yapsın, bir sonraki ihale sürecine katılarak satın almacının istediği rekabet şartlarının oluşması için ihalelere iştirak etsin ister. Türkiye’de bu tanıma giren profesyonel satın almacılar ve onların görev yaptığı satın alma birimleri var mı? Varsa sayıları ne kadar? Otuz beş yıldır sağlık sektöründeyim şirket yönettim, ihalelere katıldım, sektörel sivil toplumun iki dönem başkanlığını yaptım. Sağlık sektöründe kamu tarafında tedarikçisine profesyonel bakışla bakabilen bir satın almacı ve satın alma kurumu göremedim. Gördüğüm tek şey tedarikçisine saygı, sevgi ve sempatiyle hiç bakılmadığıdır. Bu bakışı anlamak ve görmek için ihalelerde idari şartnamelerin içeriğine bakılması yeterlidir. Şartnamelerde tek taraflı objektiflikten uzak maddelerden geçilmez.

Basit bir örnek vermem gerekirse. Profesyonel bir satın almacı İstanbul gibi keşmekeş bir metropol şehirde tedarikçisine üç Türk lirasına, yanlış okumadınız üç Türk lirasına beş adet anjioket faturası tanzim ettirip Şile Devlet Hastanesi’ne mal teslimini talep ediyorsa, tonlarca teslim alınan malzemeleri depo raflarına dizdirmeyi tedarikçiden talep ediyorsa ve bu taleplerin karşısında ihale kanununa göre idari şartnamede yazılması zorunlu olan ödeme tarihini belirtmiyorsa o satın almacının ve satın alma biriminin tedarikçisine nasıl bir yargı ile baktığını açıkça görebiliriz.

Türkiye genelinde tüm kamu kurumlarında tedarikçilere bakışın bu şekilde olduğunu söyleyemeyiz elbette. Mutlaka işini ve görevini yasal prosedürlere uygun olarak yapan, tedarikçisinin yaşamasını isteyen profesyonel, vicdan sahibi satın almacılar vardır. Sağlık sektöründe tedarikçisine objektif bakabilen satın almacıların da olmasını istiyoruz.

Mevcut durumda tıbbi cihaz sektörü Türkiye’de diğer sektörlere göre en kârsız sektör dediğimizde buna kimse inanmıyor nedense. Kârlılık oranını brütten hesaplarsanız en düşük olduğu anlaşılmaz. Ancak kârlılığı hesaplamak için tıbbi cihazın teklif tarihi ile tahsilat tarihindeki geçen sürece bakmak lazım. Bu iki tarih arasında bazen bir yılı dahi geçen süreçler bulunmakta. Döviz kurlarındaki artışları görmek lazım. Harcıydı, vergisiydi, banka faizi derken elde kalıyor kocaman bir sıfır. Kur dalgalanmalarının yüksek olduğu süreçte o satıştan çoğu zaman zarar dahi edilmekte. Üniversite alımlarını hiç hesaba dahi katmıyorum. Üniversiteler tamamen şirketleri batırma kurumları haline geldi. Sektörde firma sayısı gün ve gün azalıyor, tıbbi cihaz kalitesi düşüyor. İlaçta olduğu gibi sarf olarak adlandırdığımız tıbbi cihaz grubunda fiyat rekabetine göre kaliteden ödün verilerek üretimler yaptırılıyor. Adeta fiyata dayalı ısmarlama tıbbi cihazların üretildiği ülke oldu Türkiye. Özellikle uzak doğudan gelen tıbbi cihazlarda bunlar sıkça görülüyor. Bu durumda kim kaybediyor. Millet kaybediyor, devlet kaybediyor, herkes kaybediyor. Satın almacılar da ucuza aldık, ekonomik alımlar yapıyoruz diye mutlu oluyorlardır. Satın almacılar ile bire bir konuştuğumuzda idari şartnamelerdeki tek taraflı konuları dile getirdiğimizde şu sözleri duymaktayız çoğu zaman.

‘Biz şartnameleri ne kadar tek taraflı yaparsak yapalım fark etmiyor, sektör her ihaleye fazlasıyla katılıyor nasıl olsa’ diyorlar. Bu durum onların kamu adına doğru yaptıklarını, kendilerini profesyonel olarak değerlendirdiklerini düşünüyorlar. Belki haklılar bir bakıma. Sektör emeğinin ve sermayesin hesabını yapamaz oldu. Firmalar birbirlerini yemekten bu hallere gelindi. Hesaplar günü kurtarma noktasına çoktan geldi. Bakalım tedarikçiler günü daha ne kadar kurtarabilecekler. Bu gidiş hiç iyi değil. Devlet sağlıkta kaliteyi arttırmak ve sağlık turizminden payını arttırmak için Türkiye’nin metropol şehirlerinde sağlık kampüsleri yaparken tedarikçiler yok oluyor. Tıbbi cihaz sektörü uluslararası kartel firmalarının eline geçiyor. Çok yakında ihalelere katılacak yerli sermayeli firma bulunamayacak. Bu durum satın almacıları mutlu eder mi? Bilemem. Sağlık sektöründe herkes aynaya bakmalı. Sektör nereye gidiyor? Sektörde kalitede düşmesi var mı? Bunun nedenleri nelerdir? Mutlaka sorgulanmalı. Satın almanın birinci kuralı alınan mal bedelinin ödeme tarihini teklif isteme aşamasında idari şartnamede belirtilerek tedarikçinin belirtilen ödeme tarihine göre en iyi fiyatı vermesi talep edilmeli. Ödeme tarihi belirtilemeyen alımlarda haklı rekabet yaratmak mümkün değildir. Burada kâr eden yoktur. İlk önce kazandığını zanneden kaybeder. Ülke olarak gururlandığımız, açılmasını dört gözle beklediğimiz kamu özel ortaklığı ile hayata geçecek olan sağlık kampüsleri ve modernleşen devlet hastanelerinde kaliteli teşhis ve tedavi hizmetlerinde tıbbi cihazların temininde aksama olmaması ve haklı rekabet ortamının sürekli olarak yaratılabilmesi için tedarikçilere ve profesyonel satın almacılara ihtiyaç var. Tedarikçiyle satın almacılar etle tırnak gibidirler, varlıkları birbirlerine bağlıdır. Profesyonel satın almacı tedarikçisine hoş görü ve sempatiyle bakan, rekabette süreklilik için tedarikçisini yaşatmaya çalışandır. Devlet gücünü arkasına alıp tedarikçisini ezme eyleminde bulunmak profesyonellik değildir.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It