10 Haziran 2015

Sağlıktan yüzde 10 oy artışı olduğuna inandınız da…

onur yarar2 (1)24 saatte çok şeyin değişebildiği ülke de aylık bir dergi de seçim ve sağlığı değerlendirmenin cesareti ile duruma biraz yorum katmak istiyorum…

 

Meşhur hikâyedir; Nasrettin Hoca, emanet aldığı kazanı, içinde küçük tencere ile gönderip, şaşıran komşusuna senin kazan doğurdu der. Bir sonrakinde de kazanı göndermeyerek, doğurduğuna inanıyorsun da öldüğüne mi inanmıyorsun diyerek olayı sonlandırır. Konumuzla ilgisine gelince; AK Parti’nin ikinci döneminde arttırdığı % 10 oyun sağlıktan geldiğine inanıyorsunuz da şimdi kaybettiği % 10’u neye yorumluyorsunuz?

Kendilerinin çıraklık dönemi dediği dönem -dünya görüşlerimiz uyuşmasa da- aslında belli bir başarının gösterildiği zamandı. Tüm ekip elbirliği ile çalışırdı. Hatırlıyorum, şu an Medipol Üniversitesi’nin Rektörlüğünü üstlenen o dönem Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı olan Prof. Dr. Sabahattin Aydın’ın odası, proje üretim ve uygulama odası idi. Aynı anda 3-5 kişinin bulunduğu, duvarda TTB’yi de temsil eden güzel karikatürlerin olduğu (sağa dönülmez, sola dönülmez, ileri de gidilmez) ekibin gece gündüz çalıştığı dönemdi. Aynı zamanda Sağlık Bakanı Recep Akdağ ile de rahatlıkla görüşebildiğiniz, kendisinin de toplantılarınıza geldiği, farklı görüşlerin güzel amaçlarla harman edildiği bir zamandı. O dönem bir kanun veya yönetmelik hazırlığında, sizden yazılı görüş istenildiği, hatta otel masrafınızın ödenip Ankara’da taslak üzerindeki düşüncelerinizi birebir iletebildiğiniz ortam yaratılırdı. Tüm bu çalışma sonunda yapılan seçimlerde, AK Parti oy oranını ciddi bir şekilde artırdığında da klasik şu söylem konuşulmaya başladı: Gelen oyların % 10’u sağlıktan geldi.

Peki ilk dönem böyleydi de sonra ne oldu. Vakti ile danışma kurulları oluşturan, sektörden görüş alan sağlık bakanlığı ekipleri, artık ben yaparım olur moduna girdiler. Sadece sağlıkta değil tüm alanlarda bu bakış arttı. Sizinle bırakın dialog kurmayı, zaten bizden değiller yaklaşımı egemen oldu. Bir topluluk bakanlığa hâkim oldu. Bir de çok kazanma hırsı geldi. Değişik dernekler vakıflar toplantılar yaparak kendi para döngüsü oluştu. Yapılan her ihale de şaibeler havada uçar oldu. Merak edip mecliste sağlıkta yolsuzluklarla ilgili verilen soru önergelerine bakmak isterseniz, hâlâ TBMM web sitesinde bulabilirsiniz.

Hizmet yönü ile değerlendirdiğinizde ise yeni binalar yapıldı ama çalışanlar unutuldu. Tüm mesleklere yapılan itibarsızlaştırma, sağlıkta şiddeti doğuran etmenler arasına girdi. Şikayet hatları, sistemi düzeltmek yerine hekim ve hemşire için elde sopa unsuruna dönüştü. Rakamlar artık doğal düzelme ile değil, istatistiki oyunlarla iyileştirilmeye başlandı. Memnuniyet anketleri kötü çıkar ise yırtılıp atılır oldu. Sağlıkta gösterge olacak olan pek çok rakam, masa başında açıklanıp yayınlanır oldu. Ücretsiz lanse edilen sağlık hizmetlerine aşama aşama, telefonla randevu ücreti, muayene ücreti, reçete bedelleri eklenmeye başladı. Katkı payı önce % 20, sonra da sırası ile % 30, % 75, % 100 ve % 200 oldu. 2003-2008’de % 81 olan aşılama oranı 2008-2013’de % 74’e düştü. Kızamık gibi ara ara bölgesel salgınlar yaşanmaya başladı. Ve sağlık sistemi ülkemizde o kadar iyi oldu ki 2012 yılı TBMM sağlık bütçesi verilerine göre milletvekili ve yakınlarının sağlık harcamalarının % 90’ını yurt dışında gerçekleşti.

3 dönemi çıraklık, kalfalık, ustalık olarak değerlendirdiğinizde ustalığa doğru geçtikçe iyi niyet ve çalışma, gitgide şaibeli döneme dönüştü.

Hekim sahipli özel hastaneler, artan baskılara dayanamayarak, üç paraya büyük gruplara satılmaya başlandı. Tüm dünya da iyi mesleklerden biri olarak nitelendirilen eczanelerin bazıları, borç batağından kapandı. Halen pek çok eczacı bankalara kredi borcu içindedir. Serbest meslekler içinde sayılan Diş Hekimleri ise ADSM’lerine kapağı atmak zorunda kaldı. Hekimlerde kapanmayan muayenehane neredeyse kalmadı. Sistem, hem çalışan hem hizmet alanda mutsuzluğa yol açtı. Söylemeden de geçemeyeceğim, OECD tarafından bu yıl yapılan daha iyi yaşam indeksinde Türkiye, 36 ülke arasında, barınmada 36’ncı, iş-yaşam dengesinde 36’ncı, gelir ve servette 35’inci, çevresel kalitede 35’inci, işler ve kazançlarda 34’üncü, eğitim ve beceride 34’üncü, subjektif esenlikte 32’nci ve sağlık statüsünde 30’uncu çıktı.

Sonuç olarak ilk soruya dönersek, çıraklık dönemi sonunda iktidarın artan oy oranında % 10 sağlıktan geldi derken, 4. Dönemde kaybedilen % 10 oy oranının sizce kaçı sağlıktan gitti?

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It