19 Ekim 2015

SAĞLIK BİLİŞİMİNİN KISA TARİHİ

Sağlık bilişimi 1950-1960’lar zaman diliminde yeni bir çalışma alanı olarak başladı ve son zamanlarda pek çok açıdan sağlığın önemli bir bileşeni olarak yerleşti. Sağlık bilişiminin gelişmesi ile bugünkü uygulanan tıp pratiğinde de önemli değişimler ve gelişimler olmuştur. 1980’lerde kişisel bilgisayarların da gelişmesi ile tıbbın her alanında sağlık bilişimi ana etken olmaya başlamıştır. Tanı ve tedavi modaliteleri değişmeye başlamış, hastalıkların mekanizmaları daha detaylı anlaşılmaya başlanmış, hasta bilgileri ve sağlık bakım hizmetleri daha detaylı veri kullanır hale gelmiştir. Böylece sağlık alanında koordine edilmesi gereken çok büyük veri yığınlarının olduğu bilinci belirginleşmiş ve sağlık bilişimi giderek kendini büyüten ve besleyen bir duruma gelmiştir. Sağlık bilişimi alanında yapılan her yenilik veya iyileştirme yine kendini daha büyütür ve kendi yolunu daha hızlı açar hale getirmiştir. Sağlık bilişimi geliştikçe kendini tüketen bir alan olmaktan ziyade geliştikçe kendini hormonlayan bir gelişme göstermektedir. Bu artan bilgi ve konfor giderek hekim ve hastaların da davranışlarını değiştirmiş beklentilerini artırmıştır. Hastaların daha çabuk tanı konmasını isteme, daha çabuk tedavi olma isteme, daha uzun yaşamak istemeleri belirginleşmiştir. Hekimlerin daha çok bilgi edinme, hasta bilgilerini daha yapısal şekilde tutma ve yorumlama, saklama ve geri çağırma talebi hekimlik konforunu artırmıştır. Teknolojinin daha çok yatırım isteme ve yapılan yatırımlarla hastaların ve hekimlerin bu isteklerini karşılama potansiyeli kazan kazan mekanizmasını hızlı çalıştırmıştır.

Kamu sağlık bilişimi

İnternetin yaygınlaşması, yüksek hızlı bilgisayarlar, bulut teknolojisi, yüz tanıma, ses tanıma, kablosuz ve mobil teknoloji sağlık uzmanlarının emrine sunulmuş teknolojik fırsatlar olarak çokça talep görmektedir. Benzer şekilde gelişen bilim ve teknoloji, ultrason, bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans görüntüleme, pozitron emisyon tomografisi, radyasyon ve ışınlama teknolojileri, nükleer tıp tanı ve tedavi yöntemlerini insanlığın hizmetine sunmuştur. Bu alanda yapılan yenilikler sağlık bilişiminin biyoinformatik kolu olarak ilerlemiş ve tıp tarihini değiştiren yenilikler olarak akıllarda yer etmiştir. Son dekatlarda, ulusal sağlık sistemleri ve kamu sağlık hizmetleri için yüksek maliyet getiren bu ilerlemeler, hastalık yükü ve sayısının artması ile daha çok bilgi ve daha çok yönetebilme ihtiyacı doğurmuştur. Bu sebeple de kamu sağlık bilişimi alanı giderek önem kazanmış, büyük ölçekli veri sağlama, depolama ve yönetimi ile ulusal sağlık bilişim sistemleri, networkler, finans ve sağlık sigorta hizmetleri, sağlık araştırmaları gibi sağlık bilişiminin bir başka kolu gelişim göstermiştir.

Sağlık bilgi teknolojisi

Ancak bu arada başka tartışmalar da ortaya çıkmıştır. Klinisyenlerin bu kadar çok imkâna ve bilgiye ne kadar ihtiyacı var, bunun ne kadarı çok gerekli, ne kadarı lüks tartışmaları başlamıştır. Ayrıca tüm bu ilerlemelerin lüksten ziyada ihtiyaca yönelik kullanılabilmesi için tüm sağlık alanı eğitim müfredatlarına zorunlu olarak bilişim eğitimlerinin konması gerekmektedir. Genel müfredatların bütün bölümlerinin de gelişen bilişim teknolojisi ile değişen tıp bilgisi ışığında yenilenmesi zaruri olmuştur. Bilgi teknolojisi son 30 yıl içinde Tıp alanında yaygınlaşmıştır ama kökleri 1950’li yıllara dayanmaktadır. Bilim ve teknolojideki gelişmeleri tarih boyunca insanoğlu ilk olarak astronomi alanında yaşamış görünse de kişisel bilgisayarlar, yüksek çözünürlüklü görüntüleme, internet, mobil teknoloji ve kablosuz teknoloji bize her alanda çığır açmıştır. Dünyada bilgisayarın keşfinden önce bilişim teknolojileri gibi bir uygulama ile sağlık hizmetlerinde değişim olabileceği fikri yoktu. Şimdilerde ise ulusal sağlık sistemleri ve toplumsal hizmetler, kişisel sağlık hizmetleri ve hatta hücre ve molekül boyutuna kadar tüm alanlarda bilişimin rolü ön plana çıkmıştır. Sağlık bilgi teknolojisi ile geldiğimiz bu durumda önemli basamaklar ve tarihsel arka plan aşağıdadır.

Bilgisayarlar

İlk genel amaçlı bilgisayar (ENIAC) 1946 yılında 1000 metrekare bir alana kurulmuştur. Tarihin akışını değiştiren bu makinenin o yıllarda sağlık alanı ile ilgili kullanım amacı düşünülmemişti. Daha sonra Commodore ve Atari olarak bildiğimiz İlkel bilgisayarlar ve IBM’in ilk kişisel bilgisayarları 1980’li yılların başında ortaya çıktı. Ancak kişisel bilgisayarların çığ gibi yayılacağı ve herkesin evine bir bilgisayar isteyeceği fikri henüz yaygınlaşmamıştı. 2015 yılında dünyada kullanımda 2 milyar kişisel bilgisayar olduğu tahmin edilmektedir.

Tıpta bilgisayarlar

Alman bilim adamı Gustav Wagner 1949 yılında ilk profesyonel bilişim organizasyonunu kurmuştur. 1950’li yıllarda Ledley ve Lusted tıbbi tanı ve tedavisi için bilgisayarların yararlı olacağı fikrini ortaya atmıştır. Bilgisayarların bilgiyi insanlardan daha hızlı işleyip arşivleyebileceği fikrini geliştirdiler. 1970’li yıllarda Massachusetts Genel Hastanesi’nde Octo Barnett laboratuvarında Massachusetts General Hospital Multi-Programming System (MUMPS) olarak bilinen bir programlama dili geliştirildi. MUMPS bugün VistA olarak bilinen elektronik sağlık kayıt sistemi olarak Amerika’da kullanılmaktadır.

Tıbbi Bilişim

Tıp bilişimi teriminin kökeninin (“Informatique Medicale”) şeklinde Fransa’ya ve 1960’lara kadar uzandığı düşünülmektedir.

MEDLINE

1960’ların ortasında MEDLINE olarak isimlendirilen tıp literatürü oluşturulmuştur. Index Medicus olarak adlandırılan bu geniş literatür sayesinde dünyanın bilgisine bir kaynaktan ulaşılabilmesi tıp biliminde çok ciddi bir sıçrama yaptırmıştır.

Yapay zekâ

1960’larda yapay zekâ konuları tartışılmaya başlanmış ancak bir süre tıp uygulamalarına girememiştir. MYCIN (Stanford Üniversitesi) ve Internist-1 (Pittsburg Üniversitesi) gibi yapay zekâ içeren tıbbi projeler 1970’li ve 1980’li yıllarda ortaya çıkmıştır. Doğal dil işleme (NLP) olarak adlandırılan akıllıca serbest metin yorumlama çalışmaları hasta kayıtları ve standart dışı verilerin de yorumlanabilir olması fikrini doğurmuştur.

İnternet

1969 yılında Amerika’da ARPANET projesi oluşturulmuş ve internetin gelişimi başlamıştır. World Wide Web (WWW veya web) 1990 yılında Tim Berners-Lee tarafından tasarlanmış ve ilk web tarayıcısı Mozaik 1993 yılında ortaya çıkmıştır. İnternet elektronik sağlık kayıtları dâhil dijital tıbbi kütüphaneler, sağlık bilgi alışverişi ve web tabanlı tıbbi uygulamalar için omurga oluşturmuştur. İnternet sayesinde daha geniş ağlar yaratılmış ve bilgi evreni genişlemiştir. Haberleşme imkânları ve iletişim binlerce kat hızlanmıştır.

Elektronik Sağlık Kaydı (ESK)

1970 yılından bu yana tartışılan elektronik sağlık kaydı sistemlerinin kullanımı 1991 yılında Amerikan Ulusal Tıp Enstitüsü tarafından tavsiye edilmiştir.

Mobil teknoloji

PalmPilot PDA gerçek anlamda ilk popüler taşınabilir bilgisayar cihazı olarak 1996 yılında ortaya çıkmıştır. O yıllarda çok geçmeden kişisel el bilgisayarları sağlık çalışanları arasında hızla yayılmıştır. 2010 yılından sonra mobil cihazlarının satışlarının kişisel bilgisayar satışlarının önüne geçtiği bildirilmiştir. Akıllı telefonlar sayesinde mobil teknolojiler çok artmış, yazılım ve uygulamalar geliştirilmiştir. Günümüzde Mobile Medicine ( Mobil Tıp) ve Mobile Treatment (Mobil Tedavi) terimleri tartışılır olmuştur.

İnsan Genom Projesi

2003 yılında İnsan Genom Projesi (HGP) olarak adlandırılan ve temelinde bilişim imkânlarının kullanıldığı çok büyük bir proje ile insan gen haritası tamamlandı. Tüm insan genlerini haritalama bilimsel tarihin en büyük başarılarından biri oldu. Bu dünyanın en büyük veri kümesi çalışmalarında biri olan çalışmanın daha arka planında birçok veri analizine dayalı çalışmalar yürümektedir. Mega veri tabanları ve benzer çalışmalar ile doktorluk uygulamalarının gelecekte nasıl değişeceği tartışılmaktadır.

Ulusal Sağlık Bilgi Ağı (NwHIN)

Amerika’da Ulusal Sağlık Bilgi Altyapısı 2004 yılında geliştirilmiştir. Türkiye’de de Sağlık-Net adı ile Ulusal Sağlık Bilgi Ağı 2008 yılında devreye alınmıştır. Birçok kamu ve özel sağlık kuruluşları kurumsal bilişim sistemlerini ve alt yapılarını web ve internet teknolojilerine taşıdı. E-reçete ve e-provizyon uygulamaları 2010 yılında standart işlemler olarak görülmeye başlandı. Ülkeler e-devlet uygulamalarına e-sağlık uygulamalarını da zorunlu bir parça olarak ekledi ve geliştirdi. Sağlık sigortacılığı ve sağlığın finansmanı, tanı ilişkili gruplama yaparak geri ödeme sistemlerinin internet üzerinden yapılması son 10 yıldır tüm dünya ülkelerinde yürütülmektedir. Türkiye’de tüm hastanelerde 2010 yılından bu yana tam entegre otomasyon ile sağlık işletmeciliğinin yürütülmesi, elektronik hasta kayıtları, elektronik faturalama standart hale gelmiştir.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It