30 Aralık 2016

Sağlık Bakanlığı, tıbbi sarf ve cihaz tedariğinde yerli ürüne ağırlık vermek istiyor

tibbi-tedarik-2tibbi-tedarik-4

Uluslararası katılımlı II. Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi, 8-10 Aralık tarihleri arasında Antalya’da Susesi Luxury Resort Belek’de yapıldı. Çapa Medikal ana sponsorluğunda düzenlenen kongre; satınalma, lojistik, stok takibi, kayıt, denetim, finansman ve bilişim alanlarında eğitim ve bilgi paylaşımının yanı sıra; sağlık sektöründe yeni ürün, hizmet ve teknolojilerin sergilendiği Medikal Tedarik Zinciri Fuarı ile sektörde kullanıcılarla hizmet sağlayıcıları bir araya getiren iyi bir platform oldu. Kongrede, Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetim Süreçleri ve Uygulama Modelleri; Şehir Hastanelerinde Tıbbi Tedarik Zinciri Uygulamaları; Üniversite Hastanelerinin İşletme Sorunlarında Tıbbi Tedarik Boyutu; Tıbbi Tedarikte Etkin Finans Yönetimi; Tıbbi Tedarikte Mevzuat Uygulamaları ve Yeni Öneriler; Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Uygulamaları; Tıbbi Tedarikte Yeni Trendler ve Dönüşümler; Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Uygulamaları; Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetiminde IT Çözümleri; Tıbbi Tedarikte Yerelleştirme Politikaları ve Ar-Ge (Yerli Üretimin Geliştirilmesi) konuları masaya yatırıldı.

Ortak Akıl Toplantısı

Kongre öncesi düzenlenen ve moderatörlüğünü Sağlık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci’nin yaptığı Ortak Akıl Toplantısı’nda ise; “Şehir hastanelerinde tıbbi tedarik zinciri yönetimi” konusu ile alındı. Dia Dış Ticaret Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Şenyurt, “Şehir hastaneleri konusunda uyguladığımız farklı satın alma politikaları ile rekabetin arttığını düşünüyoruz. Mümkün olan alınabilecek en iyi cihazları aldık. 10 yıl boyunca da bakım onarım konusunda bizim garantimizde. Biz yerli üretimi desteklemek istedik. Bizde yerli alım aşağı yukarı %26 -27 civarında. Türk Malı imajını sağlık sektörü içinde sorgulamak lazım” dedi. MASSİAD, Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçileri Derneği Genel Başkan Yardımcısı C. Sadrettin Dai ise, “Tıbbi cihaz sektöründe stratejik olarak yerli üretim destekleniyor. KİK’de desteklenecek mevzuat var. Ar-Ge ve Turquality destekleri var. İngiltere’de DMO modeli benzeri NHS sistemi var. Sarf malzemelerinde alımlar yapılıyor. Sarf alımlarında benzer bir model uygulanabilir” diye konuştu. Çapa Medikal Genel Müdürü Zekeriya Avşar da, “Türkiye’de çok tedarikçi var. Bu kadar çok toplu alım var. Yerli küçük firmalar işin içine girmezse kapanırlar. Yerli tedarikçileri güçlendirmek istiyorsak Türkiye’de malzemenin kalitesini artıralım, fiyata dayalı yapmayalım” şeklinde konuştu. Rönesans Sağlık Genel Müdür Yardımcısı Süreyya Yençilek de şunları söyledi: “Yerlilerden de teklif alındı. Fiyat olarak da yabancıların yanına ulaşılamıyor. Hem fiyat hem de ek14’ten kaynaklanan sorumluluklar var.” Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü Daire Başkanı Hüseyin İnceöz de konuşmasında; “Kamu özel işbirliği ile geçen şehir hastaneleri sürecinde volümü yüksek olan bu süreçte teknoloji ve kaliteyi üst seviyelerde tutmaya çalışıyoruz. Bu tedariği bakanlık olarak tek taraflı değil yüklenici ile birlikte düşünmeye çalışıyoruz. Yükleniciler belirtilen şartnameye göre 3 farklı talep ile geliyor, sonra alım süreci yüklenici tarafından idareye sunuluyor ve alım süreçleri tamamlanıyor” diye konuştu. Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cengizhan Öztürk de, “Yerli üreticide güven oluşturma noktasında, diğer farklı sektörlerdeki uygulamaları takip etmekte fayda var” dedi.

İlgi büyüktü

Satur ve Ekspotürk Fuarcılık A.Ş. tarafından, sağlık sektöründe “Kaynak Yönetiminde Türkiye Modeli” ortaya koymak, kaynakları verimli kullanarak kaliteli ve sürdürülebilir bir sağlık hizmeti sunmak hedefiyle düzenlenen kongrenin Başkanlığını Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl yaptı. Kongreye; Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, Müsteşar Yardımcısı Dr. Şuayip Birinci, Sağlık Bilimleri Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Güven Bektemur, Üniversite Hastaneleri Birliği (ÜHB) Genel Sekreteri Doç. Dr. Haluk Özsarı, Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu (TİTCK) Başkanı Dr. Hakkı Gürsöz, Başkan Yardımcıları Ali Sait Septioğlu ve Fatih Tan, Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu (TÜMDEF) Genel Başkanı Kemal Yaz, Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası (SEİS) Genel Başkanı Metin Demir, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Medikal Meclisi Başkanı Özgür İncekara, MASSİAD Tıbbi Cihaz Üreticileri ve Tedarikçileri Derneği Başkanı F.A. Tolga Sözen, Sağlık Gereçleri Üreticileri ve Temsilcileri Derneği Başkanı Ali Şengel, Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu (TKHK) Başkanı Prof. Dr. Alper Cihan, TKHK Başkan Yardımcısı Dr. Abdulvahit Sözüer, Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur, İstanbul İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, Sağlık Bakanlığı Bilgi Sistemleri Genel Müdürü Dr. Mahir Ülgü, KİK Üyesi Mehmet Atasever, İstanbul Fatih Bölgesi Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Prof. Dr. Hamza Müslümanoğlu ile çok sayıda kamu hastaneleri satın alma yetkilileri ile medikal firma yetkilileri katıldı. Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cevdet Erdöl açılışta töreninde yaptığı konuşmada; “İnanıyorum ki burada Sağlık Bakanlığımızın, SGK’nın, Üniversite Hastaneleri Birliği’nin, özel sektörün, üniversitelerin, kamunun temsilcilerinin yer aldığı bu kongre, çok önemli kararlarla kendini belli edecek. Bir sonraki kongre için çok önemli bir hazırlık safhası oluşturacaktır” dedi. ÜHB Genel Sekreteri Doç. Dr. Haluk Özsarı da konuşmasında, “4-5 yıl önce OHSAD kongresinde tıbbi tedarik zinciri konusunda bir toplantı yapılması fikri çıkmıştı. Bu toplantıda deneyimlerin nasıl birbirine aktarıldığını öğrenmiş olduk. Bu salonda kamu, özel ve akademik camiayı yani bu işin üç sacayağını beraber götürdüğümüzü görüyoruz” açıklamalarında bulundu.

Üç kritik ayak

Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş açılışta yaptığı konuşmada; “Sağlık hizmetinde üç kritik ayağımız var. Bunlardan biri tesisler, fiziki yapılar, ikincisi yetişmiş ve kaliteli insan gücü, üçüncüsü de malzemeler. Elimizde malzeme olacak ki hastayı tedavi edelim, iş yapalım. Neler bunlar? ilaçlar, aşılar, tıbbi sarflar ve nitelikli yüksek teknolojik tıbbi cihazlar… Tüm bunlarla birlikte yetişmiş insan, tecrübeli de bir sağlık personeli iseniz kaliteli iş yaparsınız. Bu bakımdan bu üçlü saç ayağını bakanlığımız sağlıkta dönüşümle beraber planlayarak 14 yıldır belirli bir noktaya getirmiştir. Bugün fiziki yapılar noktasında şehir hastanelerimiz hizmete girmeye başlıyor. Önümüzdeki ay sonu itibari ile inşallah Mersin şehir hastanemiz ile başlayacak olan serüven bundan sonraki süreçte 23 hastanenin hızlı bir şekilde 2017-18’li yıllarda açılmasını sağlayarak devam edecek. Şu anda Mersin’de kabul komisyonlarımız çalışıyor. Hastaneyi teslim noktasında teknik ekiplerimiz çalışıyor. Sonrasında kesin kabul yaparak inşallah Sayın Cumhurbaşkanımızın da katılımı ile yapılacak bir açılış zincirleri devam edecek. Baktığımızda tüm illerimizdeki, ilçelerimizdeki fiziki yapıların 2019’a kadar tamamen yenilenmesi söz konusu olacak. Dünyada bu kadar yoğun olarak hastane yenileyen başka ülke yok. Hem PPP hastaneleri kendi yapıyor, 70-80 yıldır yenilenmeyen 50 yıllık hastanelerimiz var. Bunların hepsinin yenilerle revizyonu gerekecek” dedi.

“Yerli katsayısını artıralım”

Bu hastaneler yapılırken bir düşüncenin ortaya çıktığını belirten Gümüş, “Bu kadar hastane yaptık bunun içine tıbbi cihaz alacağız. Bir fırsat olsun Türkiye’de en azından bundan sonraki süreçte tıbbi cihazlarımızda, sarflarımızda yerli katsayısını artıralım, sağlık endüstrilerini geliştirelim konsepti ortaya çıktı. Şehir hastanelerinin aslında artı değer olarak bir katma değeri bu konseptin ortaya çıkması oldu. Yüksek volümlü malzeme alacağız, bunları da etkin bir şekilde alalım. 2015 yılının aralık ayında Sağlık Endüstrilerini Yönlendirme Kurulu (SEYK) kuruldu. Bu kurul önümüzdeki haftalarda birinci yılını dolduracak. Tabi ki şehir hastanelerin ilk etapta 4-5’ini kaçırmış olabiliyoruz. Açılışa geçtikleri için tıbbi cihazları ve malzemeleri bizim bu SEYK kararları dışında alabildiler ama bundan sonraki süreçte hem bizim yaptıklarımız hem de PPP hastanelerinin tıbbi cihazlarının bu kararlar çerçevesinde alınmasını da sağlamayı hedefliyoruz. İkinci konu olarak insan gücü demiştim. Sağlık insan gücü Türkiye’de son 14 yılda ciddi bir şekilde artış göstermiştir. Bu yeni açılan hastaneler, aile hekimliği sistemimiz ve bu mekânların artırılması, nicelikle birlikte niteliğin de artırılması insan gücü ile oluşuyor. Bu gün ülkemizde Sağlık Bakanlığımız dahil toplam 140 bin hekim çalışıyor. Üçüncüsü de işte bu kongrenin de amacını oluşturan tıbbi malzemelerin koordinasyonu ve Türkiye’de üretilmesinin sağlanması. Baktığımızda bu alanda, bu sektörde ciddi bir şekilde ithal ürünler var. Tıbbi sarfa baktığımızda gerçekten yüzde 20-10’larda olan yerli firmalarımız var. SGK’ya bakıyoruz yüzde 20 yerli yüzde 80 yabancı firmalardan sağlamış. Bizim bu meseleyi masaya yatırmamız gerekiyor. Yerli firmaların kapasitesi mi az, kalitesinde bir sorun mu var, az mı tercih ediliyor, hekimler bu malzemeyi istemiyor mu, bunları tek tek masaya yatıracağız” şeklinde konuştu.

“5 milyarlık tıbbi sarf alıyoruz”

Yılda 5 milyara yakın tıbbi sarf malzemesi aldıklarını anlatan Eyüp Gümüş şunları söyledi: “Bunun yaklaşık 2,5 milyarını Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu alıyor. Geri kalanın da üniversiteler ve özel sektör hastanelerimiz alıyor. Yıllık 5 milyarın üzerinde alım yapan malzemelere baktığımızda 100 kalem malzeme var. Aşağıya doğru inersek 5000 kalem var ama en büyük porsiyonlara baktığımızda 100 kalem sıralayabiliriz. Bunları tek tek inceleyelim. Buradaki kapasitelerimize bakalım. Tabi ki yabancı ithal malzeme Türkiye’de bulunsun, onların ticari olarak burada dolaşımı tabi ki söz konusu ama bugün 23 milyara yakın ilaç harcamamız var, 7 milyara yakın da tıbbi sarf ve cihaz alımları var. 30 milyara yakın bu tedarik zincirinde olan malzemeleri her yıl bu ülke tüketiyor. Bunun da baktığımızda yaklaşık olarak yüzde 60’ları da yabancı gibi gözüküyor. Bütçesine baktığımızda 20 milyara yakın bir bedeli Dolar ya da Euro dediğimiz döviz karşılığı ithalatla alındığını da görüyoruz.”

“Ciddi alım gücümüz var”

100 kalem tıbbi malzeme ile ilgili bakanlık bürokratlarına talimat verdiklerini, firmalarla görüşüp, kapasitelerinin öğrenileceğini sözlerine ekleyen Gümüş, “Türkiye’nin bu yolda yeni bir sayfa açması gerekiyor. Aynı sağlık hizmetinde memnuniyeti arttırdığımız basamaklar zinciri gibi sektörlerde de bizim arka planda bize lojistik sağlayan bu sektörlerde de bu ivmeyi kazandırmamız gerekiyor. Bunu tabi görüşerek, konuşarak, alım garantilerimizi devreye sokarak yapacağız. Ülkemizin ciddi alım gücü var. Hem bizim ülkemize ve hem de komşu ülkelere ihracat yapacak potansiyelleri geliştirmemiz gerek. Firmaya da taahhütte bulunmamız gerekiyor. Senin malını iyi ve kaliteli ürettiğin sürece alacağız. Bu kaliteye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumumuz nasıl bir damga vurulur bunun teknik detaylarına bakarız. Burada TÜBİTAK’ımız var TÜSEB’imiz var. Yeni cihazların geliştirilmesini de sağlamalıyız. Bu çerçevede yeni bir kanun hükmünde kararname ile özellikle doğu ve güneydoğu olmak üzere 23 ilde cazibe merkezleri ilan edildi. Cazibe merkezlerinde amaç istihdam ve ekonomik katkı sağlamak… Oraların da gelişmelerini aktive etmek… Cazibe merkezlerinde ekonomik birtakım teşvikler artırılıyor. Burada yatırım yapanların Kalkınma Bakanlığı’ndan veya bankasından çok düşük faizli krediler, faizsiz krediler gibi birtakım teşvikler paketi var. Bir taraftan da özellikle bu bölgelerde orta ve alt düzey olan teknolojilerde alım garantisi de gerekirse vererek ve iller arasında cazibe merkezlerine avantaj sağlayacağız” diye konuştu.

Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimine Vizyoner Bakış

  1. Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimi Kongresi’nin ilk oturumu olan Tıbbi Tedarik Zinciri Yönetimine Vizyoner Bakış konulu toplantı Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş’ün moderatörlüğünde yapıldı. Toplantıya konuşmacı olarak, OHSAD Başkanı Opr. Dr. Reşat Bahat, TİTCK Başkan Yardımcısı Ali Sait Septioğlu, ÜHB Genel Sekreteri Doç. Dr. Haluk Özsarı, MASSİAD Başkanı F.A. Tolga Sözen katıldı. Opr. Dr. Reşat Bahat, Tedarik süreçlerinin hizmet kalitesine etkisi konulu bir konuşma yaptı. “En büyük çözüm ortaklarımız bize tedarik yapan arkadaşlarımız. Onlar olmasa hastaları bu kadar güzel tedavi edemeyiz” diyerek sözlerine başlayan OHSAD Başkanı Reşat Bahat, “Hız ve zamanlama bizim olmazsa olmazımız. Artık sağlık bir endüstri. Hızını ayarlayamadığınızda Türkiye’de ayaktan ya da yatışta 750-800 milyon insanı tedavi edemezsiniz. Müthiş bir eşgüdüm sağlamanız lazım. Eşgüdüm çok önemlidir. Satın alma asla ucuza alma değildir ve size en büyük maliyetin kullanmadığınız bir cihaz, işinize yaramayan bir sarf malzemesi ya da ilaç; Yine en büyük maliyetin gereksiz stok ve miadı geçmiş tıbbi malzeme olduğunu söyleyebilirim. Önce bu tedarik işini nasıl çözdüğümü anlatayım. 4 hastanem var. Çapa Medikal nerede, hastanemi Çapa Medikal’e en yakın yere koydum. 1,5 kilometre… Neredeyse ameliyathaneden bağırsan duyup getiriyorlar sarf malzemelerini. Ama herhalde bu uyanıklığım duyuldu ki, Kanuni Sultan Süleyman Hastanesi, sonra Mehmet Akif Ersoy Hastanesi, Medipol, Acıbadem, Erdem Hastaneleri tedarik zincirine yakın olmak için benimle aynı uyanıklığı yaptılar. Sayın Cumhurbaşkanımız benim bu uyanıklığımı duymuş olmalı ki, şehir hastanesi mağdur olmasın diye, bir de İkitelli’ye şehir hastanesi koydular. Artık demek ki bu hastanelerin tedarikinde sıkıntı yok” dedi.

“İyi bir lojistiğin olması lazım”

Tedarik deyince lojistiği hep ihmal ettiklerini belirten Bahat şöyle konuştu: “Depoda duran malzemenin bize ne faydası var, iyi bir lojistiğinin olması lazım. Özellikle küçük hastanelerin bir araya gelerek ortak satın alma yapmalarında çok fayda var. Ancak ortak satın alma yapmanın bir başka komplikasyonu vardır. Ortak satın almada siz tekel olmaya kalkarsanız bir süre sonra kendi tekelinizi kendiniz yaratırsınız. Yani karşı taraf da tekel haline gelir, istediğiniz kalite ve fiyatta ürünleri bulamaz hale gelirsiniz. Yerli ve yabancı konusuna gelince; bu konuda biz özel sektör olarak eğer aynı kalite ve aynı fiyatta ise ürün, yerliyi eşikler arasında birinci yapabiliriz. Ama kalite ve fiyatının en azından aynı olması lazım. Maalesef Türkiye’de yerli ürüne bakışımız, dövizin değerlenip değerlenmemesiyle ilgili oluyor. Ancak çok büyük bir uyanışın olduğunun farkındayım. Son söz olarak SUT diye öleceğim. Türkiye’nin ne zenginleşmesinden yararlanabildik ne başka bir şeyinden yararlanabildik. SUT fiyatları artmadan bu memlekette sağlığın kalitesinde bundan sonra anlamlı bir artış olmaz. Sağlık çalışanının hayat standardında anlamlı bir artış olmaz. SUT fiyatlarının ne olursa olsun güncellenmesi lazım. Satan almacı arkadaşlarımıza da şunu diyeceğim; herkesin hayatı zamanıdır. Lütfen size ürün satacak arkadaşları verdiğiniz randevu saatinde kabul ediniz. Size ürün satacaklar diye onları kapılarınızda bekletmeyiniz. Bu nezaketsizliği satın alma birimlerinde sıklıkla görüyorum. Bunu yapmayın. Müsait olduğunuz zamanda çağırın.” Moderatör Müsteşar Eyüp Gümüş, “SUT fiyatlarının düzenlenmesi konusunda hemfikiriz. Toptan SUT’u ele almak lazım” dedi.

TİTCK Başkan Yardımcısı Ali Sait Septioğlu da şu bilgileri verdi: “Kurumumuzun TÜMDEF ve SEİS ortaklığıyla yaptığı protokole istinaden sektöre yönelik eğitimler düzenleyerek bu çerçevede tıbbi cihaz satış merkezlerinde çalışanları Sorumlu Müdür, Satış Tanıtım Elemanı, Klinik Destek elemanı olarak belgelendirildi. 3780 tıbbi cihaz satış yerleri ruhsatlandırıldı. 52.724 sertifika verildi. İhtiyaç duyulan kritik ürünler belirlendi. Kullanılan ürünler üzerinden ithal/yerli mukayesesi yapıldı. Yatırım desteği verilecek ürünler ve ihracat potansiyeli olan ürünler tespit edildi.”

“Yerli ürünlerde çeşit arttı”

MASSİAD Başkanı F.A. Tolga Sözen de konuşmasında şunlara değindi: “Yerli ürünlerde çeşit arttı. Kayıtlı ürünlere baktığımızda şu an için yüzde 45’i yerli. Kamu Hastaneleri Birliği’nin sarfta harcama yaptığı 20 kalemden 15’ini biz üretebiliyoruz. Dünyada her ülkeye ihracat yapar konuma gelmiş durumdayız. Bir kısım firma fiyat rekabetinde uzak doğu malları ile mücadele ediyor. Bir kısım firma orta-ileri teknoloji pazarında yer edinmeye çalışmakta, Startup firmalarımız ise ileri teknoloji alanına girmeye çalışmakta. Şartlara göre kuralları tanımlı, maliyet artışları ve arz-talep dengesi ile uyumlu olarak otomatik güncellenebilir geri ödeme ve MKYS fiyat sistemine ihtiyacımız var.”

“Üniversite Hastanelerinin İşletme Sorunlarında Tıbbi Tedarik Boyutu” başlıklı oturumda konuşan TOBB Medikal Meclisi Başkanı Özgür İncekara, “Tıbbi cihaz ödeme önceliklerinde başa alınmalı. Tıbbi tedarik üniversite hastanelerinde yaşanan en büyük ciddi işletme sorunudur. Böylesine uzun vadeler ile bizler doğru fiyatları yansıtamıyoruz. Borçlar kapatılmalı, ihalelerde sağlıklı bir rekabet ortamı oluşturulmalı. Tıbbi cihazda fayda analizi yapılmalı. 10 yıldır değişmeyen SUT fiyatları yeniden gözden geçirilmelidir” dedi. “Tıbbi Tedarikte Mevzuat Uygulamaları ve Yeni Öneriler” başlıklı oturumda konuşan TÜMDEF Genel Başkanı Kemal Yaz ise şunları söyledi: “Sağlıkta dönüşüm programının temel hedefi olan toplumun tümüne, kaliteli ve kolay ulaşılabilir sağlık hizmeti sunumunda rol alan bir paydaş grup olarak, tedarik sisteminin iyi iletilmesi suretiyle bu amacın beklenen ve istenen düzeyde gerçekleşmesine katkı sağlamak, ticari faaliyet sürdürme amacımızın yanında ayrıca bir vatandaşlık görevimizdir. Kurumlar belirlenen sürelerde ödemelerini yapmamaktalar. İhale sürelerinin uzun olması sebebiyle kur dalgalanmalarında öngörülmeyen maliyetler firmalara yüklenmektedir. İlgili mevzuatlarda yer alan ödeme önceliği olan kalemler arasına tıbbi cihazların da dahil edilmesini öneriyoruz. SGK gördüğümüz kadarıyla bütçesini arttırmak veya kendisine ek maliyet doğmasını istemiyor. Bu düşünce hastaneler de ucuz ürün satın alınması yaklaşımından kaynaklanmaktadır.”

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It