25 Mayıs 2015

Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, özel hastanelerin sorunlarını dinledi

ohsad kurultay 1Özel Hastaneler ve Sağlık Kuruluşları Derneği (OHSAD) Kurultayı, sağlık sektörüne yön veren sağlık liderleri, sektördeki değişim ve yenilikleri değerlendirmek, gelecek vizyonunu belirlemek ve sorunlara, tüm paydaşlarla birlikte çözüm önerileri oluşturmak amacıyla 15-19 Nisan 2015 tarihlerinde “Sağlıkta Kalite İçin El Ele” sloganıyla altıncı defa toplandı. Sağlık Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve İstanbul Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen OHSAD Kurultayı, 2015 Sağlıkta Ortak Çözüm Toplantıları-6’nın Antalya Susesi Hotel’deki açılışı Dr. Mehmet Müezzinoğlu’nun katılımıyla yapıldı. Kurultaya, Sağlık Bakanı Dr. Mehmet Müezzinoğlu, OHSAD Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat, Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Eyüp Gümüş, Müsteşar Yardımcıları Dr. Şuayip Birinci ve Prof. Dr. İrfan Şencan, İstanbul Üniversitesi AUZEF Dekanı Prof. Dr. Alper Cihan, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdürü Prof. Dr. Doğan Ünal, SGK Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca, GSS Genel Müdürü Dr. İsmet Köksal, TOBB Sağlık Komisyonu Başkanı Dr. Seyit Karaca, Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın, Maliye, Kalkınma, Ekonomi Bakanlığı ve Hazine Müsteşarlığı üst düzey yöneticileri konuşmacı olarak katıldılar.

“8 yılda 1 kadro alabildik”

Kurultay’ın açılış konuşmasını yapan OHSAD Başkanı Op. Dr. Reşat Bahat, “Önemli tedarikçi firma temsilcileriyle birlikte, sağlık sistemine yön veren tüm bileşenlerin bir araya geldiği OHSAD Kurultayı’nın 6.sında yine 700 kadar kamu ve özel sağlık yöneticisi, 150 kadar tedarikçi firma yöneticisi bir araya gelmiş oldu. Toplantıya katkı ve katılımda bulunan tüm özel ve kamu sağlık yöneticilerinin yanı sıra sektöre ürün ve hizmet sunan firmalarımıza ve sponsor kuruluşlarımıza teşekkür ederiz” dedi. Türkiye’nin sağlıkta birçok ülkeye rol model olduğunu belirten Bahat, “Ama bunlar sıkıntılarımızı söylememize engel değil. Sıkıntılarımızı hep söyleyeceğiz. Sıkıntıları siyasetçiler çözecektir. Hastanelerin ruhsata esas denetimleri başladı. Özellikle İstanbul’da birçok hastanenin iskânı yok. Bu denetimlerde hastanelerin kusurları yazılı kayıt altına alınıyor. Bizim kusurlarımız hastaların sağlığını tehdit etmiyorsa, binaya ait kusurlarımız bir defaya mahsus affedilsin” diye konuştu. Bahat, 200’den fazla hastanenin 8 yılda sadece 1 tek kadro alabildiğini kaydetti. Hastanelerin yüzde 70’inin 5 bin metrekarenin altında olduğunu ve büyümeleri, yenilenmeleri, genişlemeleri gerektiğini anlatan Bahat, “Önümüzü görmek, hedefsiz kalmamak istiyoruz. Para teşviki istemiyoruz. Biz sadece büyümek isteyeni, depreme dayanıklı binalara geçmek isteyeni, yenilenmek isteyeni, birleşmek isteyeni çok cazip kadrolara, çok cazip branşlara teşvik edilmesi ve bunun mutlaka önünün açılmasını istiyoruz” dedi. Sağlık çalışanlarının artık tüketici mahkemelerinde yargılandıklarını hatırlatan OHSAD Başkanı Dr. Bahat, “Özellikle hekimlerin ve sağlık çalışanlarının özel sektör olsun, kamu olsun şiddete karşı aynı şartlar altında korunmasını istiyoruz. Hekim arkadaşlarımızın önemli bir kısmının yargıda bir milyon liradan fazla kesinleşmiş cezaları var. O kusurların çoğu hekimlerin açtığı kusurlardan kaynaklanan kusurlar değil. Yargıdan sonra hekim bütün mal varlığını kaybediyor. Bizim asıl istediğimiz önümüzü görmek” diye konuştu.

Sağlık turizmi

Bakanlığın şehir hastaneleri projesini siyasi bir karar olarak değerlendiren ve mantığına inandığını söyleyemeyeceğini kaydeden Bahat, “Merak ettiğim, bize olmadığı söylenen kaynakların acaba şehir hastanelerine nasıl bulunacağı? Varsa bu kaynakların bizim sektörümüze de aktarılmasında ciddi fayda görüyoruz. Şehir hastanelerinin özel hastanecilik sektörünü nasıl etkileyeceğini de merak ediyoruz. Bundan sonraki yatırımlarımızı planlarken bunları bilmek istiyoruz. SUT’ta fark alınmayan kalemlerde ise fiyat güncellemelerine gidilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. Sağlık turizminde iyi bir noktaya gelinebileceğini sözlerine ekleyen Bahat şunları söyledi: “Burada sağlık turizmi ile ilgili güzel bir çalıştay yaptık. Sağlık turizmi belki de sıkışmış olan sağlık piyasasını önemli bir açılım olabilir diye düşünüyoruz. Sağlık turizminin tümüyle özel sektör eliyle yapılması taraftarıyız. Kamu da bu hizmetleri verecekse maliyet muhasebesine tabi olması gerekmektedir.” 100’den fazla ruhsatın askıda olduğuna de değinen Reşat Bahat, “Sektörde büyümek isteyen gruplar var. Bu hastane ruhsatlarını bir defaya mahsus hastanecilik yapacak olanlara, eğer yapmazlarsa ellerinde patlamak üzere, satışına müsaade etseniz olur mu Sayın Bakanım. Bu ruhsatların siz de taksi plakası gibi satılmasına karşısınız” dedi.

Ağır cezalar kesiliyor

Üniversitelerin en önemli kaynakları olduğunu dile getiren Bahat, “Üniversiteler bizim en önemli kaynaklarımız. Ciddi sıkıntıları var. Sosyal Güvenlik Kurumu olmasa mümkün değil ayakta durması. Üniversite hastanelerinin problemlerine mutlaka el atılması lazım, çünkü bugünkü sistemde gurur duyduğumuz hekimlerimiz, hemşirelerimiz buralardan çıkıyor. Mutlaka kamu hastanelerinden hizmet almamız lazım. Tam Gün’ün tekrar gözden geçirilmesini faydalı buluyoruz” ifadelerinde bulundu. Bahat, fazla yatak kullanımından dolayı SGK tarafından özel hastanelere 300-500 bin TL cezalar kesildiğini ve bu yüzden haklı olarak korkulduğunu söyledi. Bahat, “Bu cezalar hiç yargılanmadan kesildi. Yoğun bakımlara hasta yatırılmamaya başlandı. Hastanenin, yoğun bakım ünitesinin ruhsatı var ama yatağın ruhsatı yok. 400 yatak boş kalıyor, 400 hasta dışarda bekliyor. Sayın bakanım buna müsaade etmemelisiniz. Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakan iken bir sözü vardı, ‘Acil hastaları sorgulamadan, yeriniz olmasa bile alacaksınız.’ Almışız hastayı, tedavisi yapılmış, zararına fatura kesmişiz. Ama ceza uygulanıyor. Fazla yatak uygulandığı gerekçesiyle” diye konuştu. Bahat sözlerini şöyle tamamladı: “Denetimlerde ellerinde mezure ile gezen çok değerli denetimci arkadaşlarımız var. 24 yıldır sağlık yöneticiliği yapıyorum bana bir defa bile çıktılarım sorulmadı. Çıktılar denetlenmezse gerçek kaliteyi yakalama imkânımız yok. Binalarımızda ufak tefek değişiklikler için sürekli denetimlerle karşı karşıya kalıyoruz. Böylece denetimin özü bozulmuş oluyor. Biz OHSAD olarak sizden bir talepte bulunuyorsak orta ve uzun vadede o talepte kamunun bir menfaati vardır. Aksi halde binmiş olduğumuz dalı kesmiş oluruz. Bizim dernek vasfından birlik vasfına dönüşmemizde Sağlık Bakanımızın desteğini yanımızda görmek konusunda sektörün ciddi bir talebi var.”

“SUT fiyatları artmalı”

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Sağlık Kurumları Meclisi Başkanı Dr. Seyit Karaca, SUT’un 2008 yılından bu yana pek değişmediğini belirterek, “Ülkemiz kesintisiz büyümesini sürdürmüş, sağlığa ayrılan pay artmış ama SUT yine değişmemiş. SUT değişmiş, ama fiyatlar düşmüş” dedi. Karaca şöyle konuştu: Sağlık Hizmetleri Fiyat Tespit Komisyonu ile ilgili mevzuat değişmiş ve özel kesim kamu temsilcileri arasında yerini almış ama finansal açıdan ve mevzuat açısından sürekli geri gidişler yaşanmış ve yaşanmaya devam ediyor. Gerekçe ise TKHK tarafından yapılan maliyet çalışmaları. Hizmet sunumuna bağlı olarak özel hastanelere ödenen bedel dönemsel olarak artmış gibi görünüyor ama verilen hizmetin bedeli olarak alınan bu pay pasta aynı kaldığı ve büyümediği için bir anlam ifade etmiyor. Sağlık Bakanlığı’ndan taliplerimiz: Uzmanlık ve uzmanlık sonrası sertifikasyon eğitimleriyle yapmaya hak kazandığı işler konusunda hekimleri sınıflandırmaktan vazgeçelim, kadın doğum uzmanı tüp bebek merkezi ilişkisi. Yatırım riskini göğüsleyen ÜYTE merkezi açsın. Siklus sayısını denetleyelim. İl içi kadro devirlerine izin verelim. Tıp merkezleri dönüşümünde B tipine dönüyüm cezalandırılmamalı. Onlara da 1 ek kadro verelim. Biyokimya, mikrobiyoloji, radyoloji, anestezi gibi branşlar müstakil merkez açmadan hastanede çalışmak şartıyla kadro planlamasından muaf hale getirilsin. Bu branşlarda yeterli insan kaynağımızın oluştuğunu düşünüyorum. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan beklentilerimiz: SUT fiyatlarının güncellenmesi. SUT ile ilgili tüm tarafları kapsayan maliyet esaslı bir çalışmanın başlatılması. Fatura inceleme ve denetleme açısından ekibin güçlendirilmesi ve bölgeler arası standardizasyonun sağlanması. Etik çalışmayan kurumların tespitinde bireysel cezalandırma hususunun doğru işletilip tüm sektöre kısıtlayıcı kurallar geliştirilmemesi. Medipol Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sabahattin Aydın da, farklı bakış açılarının ele alındığı OHSAD toplantılarının önemli olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Aydın, “Üniversiteler hızla değişen sağlık alanımızda en sık ihtiyaç duyduğumuz insan kaynağının temin edilmesinde önemli kurumlardır” dedi.

“SGK’nın gelirleri artırılmalı”

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sağlık sektörünün önemli paydaşlarından bir tanesi olduğunu belirten SGK Başkan Yardımcısı Mustafa Kuruca ise, sadece finansman anlamında değil, kaliteli ve sürdürülebilir sağlık hizmetinin sunulması için çalıştıklarını belirtti. Kuruca, “Buradaki konuşmacıların temelde SGK’nın finansman sorunlarını çözmesi daha da doğru söylemek gerekirse, SUT fiyatlarının arttırılması talebi var. Aslında OHSAD’ın toplantılarının tamamına katılıyorum. 6 yıldır aynı şeyleri konuşuyoruz. Çözdüğümüz sorunlar var ama temelde SUT fiyatları konusunda ilerleyemediğimizi görüyoruz. SGK’nın 2014 yılı içindeki topladığı prim gelirleri 132 milyar TL. Emekli ödemelerimiz 134 milyar TL. 2014 yılında 54 milyar TL de sağlık harcaması yapmışız. SGK’nın tek geliri prim gelirleri değildir. Gelir dışındakilerde var ama bu 76 milyar TL’nin, 21 milyar TL’si açık finansman dediğimiz devlet bütçesinden, onun dışında 30,5 milyar devlet katkısı olarak, teşvikler ve benzer gibi hazine bütçesinden yapılan transferlerdir. 76 milyar liralık bir transferle karşı karşıyayız. Ve bu çerçeveden bakıldığında sorunun temelinin kaynağının ne olduğunu ve nereden kaynaklandığını çok rahatlıkla görebiliyoruz. Çözüm nerede dersek? Çözüm SGK’nın gelirlerinin arttırılmasıdır. Kurum olarak harcama azaltıcı çözümler üzerinde çalışıyoruz” diye konuştu.

“Sorunlar öldüğümüz gün biter”

İnsanlık tarihi boyunca sağlık ve sağlık sorunlarının konuşulduğunu kaydeden Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu konuşmasında, sağlıkta yaşanan sorunları evliliğine yönelik verdiği örnekle karşılaştırdı. 38 yıllık evli olduğunu ve öğrenciyken evlendiğini belirten Bakan Müezzinoğlu, “O günlerde 52 metrekarelik bir dairede oturuyoruz, 1 takım fincanımız var. Fincanın biri yıkanırken sapı kırılmış. Sapı kırılan fincanı 404’le yapıştırdık, yeni takım alamadık. 38 yıldan bu yana eşim hâlâ ‘İşte şu da yok, bu da yok, bunu da halletmedin, iki aydır söylüyorum, üç-beş yıldır şu sorunu hâlâ çözmedin.’ ‘Sorunlar ne zaman biter’ diye hanıma sordum. Dedi ki, ‘Böyle giderse hiç bitmez.’ Biter dedim, ‘Öldüğümüz gün biter.’ Şimdi sağlık hizmeti sunumunda sorunlarımızın bitmesini bekliyorsak dükkanı kapattığımız gün biter, hiçbirimizin de dükkanı kapatmaya niyeti yok” dedi. Özel sağlık sektörüyle çalışabileceklerini vurgulayan Müezzinoğlu, onların sorun ve sıkıntılarının başlarının tacı olduğunu belirtti. Müezzinoğlu, bu sorunların hepsini çözeceği sözünü vermediğini dile getirerek, “Hepsini çözersek zaten hayat bitti demektir ama hepsini çözme derdimiz var, yenilerini de göğüsleme aklımız ve gayretimiz var” diye konuştu. Sağlık sektörünün üç sacayağı olarak üniversite hastaneleri, özel sektör ve kamuyu gösteren Bakan Müezzinoğlu, üniversite hastanelerinin bir yasal düzenlemesi olmamasını eleştirdi ve ‘Yasal düzenleme yapalım’ dediklerinde ‘Sağlık Bakanlığı bize müdahale mi ediyor’ diye karşı çıkıldığını söyledi. Sağlıkta Uygulama Tebliği’nin artırılması, iki katına çıkarılmasının sorunu çözmeyeceğini kaydeden Bakan Müezzinoğlu, “Bu ülkede 20 bin uzman hekim açığı, 10 bin pratisyen hekim açığı dururken, teknoloji dinamikleri planlı düzenlenemiyorsa bütçenin artırılması sorunları çözer mi” diyerek, değerlendirmelerin 360 derece bakış açısıyla yapılması gerektiğini söyledi.

“Türkiye ağır bedeller ödedi”

Türkiye’nin çok ağır bedeller ödediği, yerinde saydığı, geriye gittiği dönemlerin bulunduğunu dile getiren Müezzinoğlu, o zamanlarda cebinde 10 milyon dolar olanın 10 hastane alabildiğini kaydetti. Müezzinoğlu, şöyle devam etti: “Sağlık hizmeti sunumunda esasında özel sektörüyle kamusuyla yakaladığımız önemli bir başarı var. Hekime başvuru sayısı 2,2’den 8,2’ye çıktı. Tamam, iyi bir rakam ama Türkiye olarak arzu ettiğimiz yere götürmüyor. Çok güçlü bir sağlık tüketicisiyiz. Dünya teknoloji üretiyor, Türkiye’ye satıyor. İlacı üretiyor Türkiye’ye satıyor. Ne güzel güçlü bir pazar var. Şimdi hekim arkadaşımızı ‘Ne güzel 400 doğum yaptırmış, 350’si de sezaryen. Helal olsun. Alkışlayalım. Sezaryene daha çok para verelim’ mi diyeceğiz? Hangi bilimsel veri, hangi akreditasyon, hangi kalite standart bunu tartışıp, değerlendirmeliyiz. Sadece hizmeti çok kolay sunan ve gündelik memnuniyeti merkeze alan bir anlayışla sağlıklı noktaya gidebilir miyiz?”

Sağlık turizminde hedef 25 milyar dolar

Bakan Müezzinoğlu, sağlık turizminde 2000’li yıllarda cebinde imkânı olan 100-120 bin vatandaşın yurt dışına giderek yaklaşık 1,5 milyar doları teşhis ya da tedaviye harcadığını belirterek, bugün yaklaşık 500 bin yabancıya 2,5 milyar dolar karşılığında sağlık hizmeti hizmet sunduklarını söyledi. Bu rakamın ülke için çok küçük bir rakam olduğunu ifade eden Müezzinoğlu, “Altyapıyı güçlü kurduğumuzda, vizyonumuzu güçlü koyduğumuzda 2018’lerde bu rakam 9-10 milyar dolara, 2023’te, bu ülkenin kuruluşunun 100. yıl dönümünde 20-25 milyar dolarlara gelecek. Hizmet ve tecrübe birikimi dünyada önde olan bir sağlık camiamız var” diye konuştu. Sağlık konusunun kendileri için vazgeçilmez olduğunun altını çizen Müezzinoğlu, şunları kaydetti: “Aşı konusunda bugün itibariyle ihale süreçleri başladı. Kendi aşısını üretebilen ve aşıda araştırmayı da yapabilen bir dinamiği yakaladık. Birlikte ülkenin sağlık hizmeti sunumunu daha iyi noktalara taşıyan, hedefleri de birlikte şekillendiren, o hedeflere birlikte koşan bir anlayışı büyük oranda merkeze aldık. Tabii bürokrasiden kaynaklanan, zorlandığımız alanlar var.”

“2018’de şehir hastanelerinin yüzde 90’ı hizmete girecek”

Sağlık dinamiklerini çok daha iyi noktaya taşıma gibi görev ve sorumlulukları bulunan bir mesleğin mensupları olduklarını ifade eden Müezzinoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şehir hastaneleri, bu ülkenin insanlarına sağlık hizmeti sunumunda kalite açısından bir vizyon projedir. Örnek olarak Almanya’yı, Amerika’yı İngiltere’yi, Fransa’yı gösteren bir noktadan insanlarımızı çıkartmalıyız. Bu millet aklıyla çalışkanlığıyla gönlüyle iyi yönetildiği zaman onlardan geri kalan yönümüz asla olmamalıdır. Yeter ki bu iyi yönetimi, iyi organizasyonu, onun dinamiklerini de devreye sokarak iyi noktalara taşıyabilelim. Şehir hastaneleri sayısı 35 civarında. Yaklaşık 50 bin yatak kapasiteli olacak. 50 bin yatak kapasitesinden şu anda 26 bininin bütün bürokrasileri bitmiş, bir kısmının inşaat faaliyetleri hızla devam ediyor. Bir kısmının da bu süreci sürüyor ama 2018 sonu itibarıyla en az yüzde 90’ı hizmete girmiş olacak.” Önümüzdeki sürecin farklı dinamiklerin de devreye sokulacağı bir süreç olacağını aktaran Bakan Müezzinoğlu, “O hizmeti sunacağız ve kalitesini akredite edeceğiz. Akreditasyon Sağlık Bakanlığı’nın olmamalı. Güven duyulan, kendisini yenileyen, dünyayla kendisini entegre eden ve sağlık hizmeti sunan tüm yapıları akredite eden bir yapısal kurumu kurmamız lazım. Bu nedenle Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı’nı kurduk ve önümüzdeki 1 ay içinde biyoteknoloji enstitüsüyle, kanser enstitüsüyle, akreditasyon enstitüsüyle bağlı kuruluş değil, ilgili kuruluş şeklinde yapılar inşallah yılsonuna kadar yol haritasını belirleyecek” dedi.

Stant açan firmalar

Bu yıl OHSAD Kurultayı’na medikal firmalar büyük ilgi gösterdi. Kurultay’da stant açan firmalar şöyle oldu: AcarMed, Acendis, Acsmed, Akburtem, A Plus, Arter İnşaat, AUZEF, Bc İnşaat, BHC, Bilgi Sistemleri, Boğaziçi Ecza Deposu, EMS, Çapa Medikal, Comen, Delta Trade Company, D-Link, Draeger, Doğsan, Dolsan, Elektro-mağ, EnerjiSA, Etkin Tıbbi, Frekanstan, GE Healthcare, Göbeklioğlu Medikal Sistemler, Huawei, İkol, İncekaralar, İnter-Med, İnterMedia, Lesurin, Med Data, Medek, Medikal News, Mesitaş, Mindray, MTS, Nitrocare, Nurel Medikal, Octamed, Onkofar, Özcan Kardeşler, Özgenç, Pakten, Philips, Penta, Pi Medikal, RV Medikal, Sağlam Medikal, Samatıp, Sesa, Simeks, Sultan Ambalaj, Trimpeks, Türsab, Üzümcü, Vemilaç, Voiptelekom,

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It