11 Haziran 2018

“Şafak Sağlık Grubu, teknoloji, hizmet ve hasta odaklı yaklaşımla büyümeye devam ediyor”

pınar1 

 

Şafak Sağlık Grubu CEO’su Pınar Bayramgürler ile Şafak Sağlık Grubu’nun faaliyetlerini konuştuk:

Şafak Sağlık Grubu hakkında biraz bilgi verebilir misiniz? Bünyenizde kaç hastane ve tıp merkezi bulunuyor? Toplam yatak kapasiteniz ne kadar?

Şafak Sağlık grubu hem eğitim alanında hem de sağlık alanında hizmet veren bir kurumdur. Grubumuz sağlık sektöründe hizmet vermeye 1998 yılında başlamıştır. Açıldığı yıldan itibaren sürekli teknolojik yenilikleri takip eden, hizmet kalitesini günden güne artıran ve güler yüzle hizmeti prensip edinen hasta odaklı yaklaşımla büyümeye devam etmektedir. Grubumuzda toplamda 5 hastane, 1 diyaliz merkezi, 5 tıp merkezi ve 5 okul bulunmaktadır. Toplamda hastanelerimizin 500’ün üzerinde yatak kapasitesi bulunmaktadır.

İstanbul’un Anadolu Yakası’nın en köklü sağlık kurumlarından biri olan Özel Göztepe Hastanesi’ni de bünyenize kattınız. Bu hastaneniz ile ilgili biraz bilgi verebilir misiniz?

Özel Göztepe hastanemiz Anadolu yakasının hatta İstanbul’un en köklü hastanelerinden biridir. Hem hekim kadrosunun tecrübeli ve oturmuş olması hem de hasta odaklı yaklaşımı ile mevcutta günümüz özel hastanelerinde en çok aranan sadık hasta ve aile ortamını korumaktadır. Günümüze kadar sürdürdüğü ‘size özel hastane’ konseptini koruyup ayrıca Şafak grubunun teknolojik yeniliklerini de eklemeyi planlıyoruz. Göztepe semti ve Anadolu yakası, bizim grubumuzun hizmet etmekten mutluluk duyduğu bir bölgedir. Bu bölgede hastalarımızın ihtiyaçlarını analiz edip hastanemizi butik hastanecilik konusunda referans hastane yapmayı hedefliyoruz.

Göztepe Hastanesi ile Anadolu Yakası’ndasınız artık. Bu yakada başka yeni hastane açmak planlarınızda var mı?

Anadolu yakası bizim tanıdığımız ve hizmet vermekten keyif aldığımız bir bölgedir. Hastane planlamamızı yaparken bir süredir gündemimizde olan bazı ilçelerimiz var tabii ki uygun koşulların oluşması durumunda yaklaşık 200 yataklı bir hastane daha açmayı planlıyoruz.

Şafak Sağlık Grubu’nu farklı kılan özelliklerden bahseder misiniz?

Şafak Sağlık Grubu’nun en belirgin özelliği hasta odaklı çalışmasıdır. Butik hastanecilik hizmeti verip, hastalarımızla duygusal bağ kuran, onlara evinde hissi uyandıran, dünyadaki son teknolojiyi kullanan ve konusunda uzman kadrolarımızla profesyonelliğini ön planda tutan güvenilir bir grubuz. Biz hastalarımızla empati kurarız.Kendimiz hasta olsaydık hastaneden, hastane çalışanlarından ve doktorlardan ne beklerdik? Bunu kendimize sorarız.Ve hastalarımızın beklediği ortamı oluşturmaya çalışırız. Grubumuzun bir başka özelliği ise teknolojiye duyduğumuz ilgidir. Tıp teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip ederek hastalarımıza son teknolojiyi sunmayı kendimize misyon edindik.

Son yıllarda hastane yöneticiliğinde kadınların sayısı artıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu konuyu kadınların okuması, iş dünyasına girmesi ve başarmasına fırsat verilmesi olarak ele almak isterim. TÜİK verilerine göre ülkemizin %49,8’i kadınlardan oluşmaktadır, toplam nüfusun %13.1’i yüksekokul mezunu kadınlar teşkil etmektedir ve iş gücüne katılım oranına baktığımızda bu oran %31.5’tir.Yani tüm çalışanların %31,5 kadındır. Bu veriler ışığında bir değerlendirme yapacak olursak eğitim anlamında hala çok yol almamız gerekiyor. Tabii ki eğitimli kadınların iş gücüne katılımını da teşvik etmemiz gerekiyor. Biz bu konuda biraz şanslıyız açıkçası hastanelerin genel ortalamasına baktığınız zaman kadınlar daha fazladır. Çalışan kadın fazlalığı yöneticilerde de kadın fazlalığını tetikliyor diyebiliriz. Fakat değinmeden geçemeyeceğim bir konuda yöneticiliğin cinsiyeti olmamasıdır.Yöneticilik bir kabiliyet işidir. Eğitiminde çok önemli bir yeri vardır mutlaka ama yöneticinin karşılaşacağı olaylar fevkalade çeşitlidir ve bunları bire bir hiçbir kitapta bulamazsınız. Önünüze gelen problemi soğukkanlılıkla, kurumunuzun menfaatine uygun ve mutlaka rantable olacak tarzda çözmeniz gerekir.

Sağlık yöneticiliği 7/24 aktif olmayı gerektiriyor. Yoğun çalışmak sizi yormuyor mu?

Sağlık sektöründe çalışıyorsanız mesai kavramı olmuyor, 7/ 24 ulaşılabilir ve çözüm odaklı olmanız gerekir. Yoğun çalıştığımızda doğrudur ama yorgun çalışmıyoruz. Kaç sektörde bir insana daha yardımcı olabilmenin huzurunu yaşayabilirsiniz ki? Bence zamansal olarak az ya da çok çalışmanın bir önemi yoktur önemli olan sevdiğin ve uğrunda fedakârlıklar yapabileceğin işi yapmaktır. İşte o zaman inanın hiç yorulmuyorsunuz. Benim de ekibimin de hayallerimizde, sevinçlerimizde işlerimiz gelecekle ilgili planlarımız, projelerimiz vardır. Bu nedenle yoğunuz ama asla yorgun değiliz. Yöneticilik iş hayatında bir bakıma yaşam şeklidir. Öncelikle işinizi sevmelisiniz. Yönetmeyi sevmelisiniz. Her insanın içinde yönetmek ve iktidar olma isteği ve hırsı vardır. Ama yeteneklerinizi de bilmeniz gerekir. Ayrıca hobilerinizi ve başarılı olduğunuz alanları da bilmeniz gerekir. Alwin Toffler;’’yaptığınız işten zevk almıyorsanız ve para kazanmıyorsanız o işi bırakın” der. Yaptığı işi daha iyi yapmak, kişiliğini katmak ve sonuçlarından zevk almak. Bu bir hayat kültürü ve bir yaşam biçimidir. İnsan kendi yaşam biçimini kendi seçmelidir. Ben bu yaşantımı seviyorum ve zevkle yapıyorum.

Kadınların daha detaycı olması satın alma süreçlerinde maliyetlerde fayda sağlıyor mu?

Biz kadınlar yaradılış olarak erkeklere göre daha detaycıyızdır. Bu nedenle satınalma ve maliyet yönetimi konusunda kadın olmak avantaj sağlıyor. Evin idaresini genelde annelerimiz yapar. Kız çocukları da anneyi rol model aldığı için sanırım çocukluktan itibaren bu sorumluluk duygusu bizlerde daha yüksektir.

Hasta memnuniyeti ve kalite politikanız ile ilgili neler söylersiniz?

Hasta memnuniyeti bizim için olmazsa olmazımızdır. Hasta memnuniyet ve şikayetlerini bizzat kendim takip ederim. Hastalarımızın talep ve arzuları bizim yön göstericimizdir, en iyi denetleyicidir. Siz hiç evinize gelen misafirin memnuniyetsiz gitmesini ister misiniz? Bizim başımızın tacı olan hastalarımız teşekkür etmeden giderse uykularım kaçar… Misyonumuz, mevcut altyapısını ve donanımını, çağın gereksinimleri ışığında geliştirerek, uzman ve nitelikli kadrosunu sürekli eğitimlerle destekleyerek, hasta memnuniyetini en yüksek düzeyde karşılayan sağlık hizmetleri sunmaktır. Vizyonumuz ise, geçmişte olduğu gibi gelecekte de evrensel değerlere bağlı, hasta haklarına saygılı, teknolojik gelişmeleri hizmet sürecine yansıtarak ülkemizde sağlık sektörüne yön veren öncü kuruluşlardan biri olmaktır. Sürdürülebilir iyileşmeyi sağlamak için sürekli öğrenmek ve öğrenmeye açık olmak gerekir. Öğrendikçe beyin hücrelerimiz aktifleşir. Hafızamız genişler, hatta günlük kullandığımız kelime sayısı artar. İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır. En sevdiğim sözlerden biridir ‘Kalite sürekli iyileştirmektir’ sözü. Bu sözü hem hastanelerimde hem de kendi hayatımda birincil prensip kabul ediyorum.

Sağlık turizmi alanındaki çalışmalarınızdan biraz bahseder misiniz?

Hastanelerimize Balkan ülkelerinden, Ortadoğu ülkelerinden ve Avrupa ülkelerinden gelen hastalarımız mevcut. Bazı ülkelerin direkt Bakanlıklarıyla sözleşme yaparak bazı ülkelerden de bireysel hastaların transferiyle sağlık turizmine destek veriyoruz. Bu bağlamda Üsküp’te ve Irak’ta tanıtım ofislerimiz bulunuyor. Çoğunlukla Ortadoğu ve Balkan ülkelerinden gelen hastalara hizmet veriyoruz. Bunun dışında Gaziosmanpaşa’da Kaymakam ve Belediye Başkanı eşliğinde sağlık çalıştayına başkanlık yaparak, Gaziosmanpaşa ilçesinin sağlık vadisi olarak lanse edilmesi ve özellikle Balkan ülkelerine yönelik sağlık turizmi yapılmasına öncülük ediyoruz.

Türkiye’deki sağlık sistemini dünya standartlarına göre nasıl değerlendirirsiniz?

Türkiye’deki sağlık sistemi son 10’lu yıllarda gözle görülür iyileşme katetmiştir. OECD ülkeleri ile kıyasladığımızda yaşam beklenti oranı, anne bebek ölüm oranları yaklaşık olarak aynı düzeylerde seyretmektedir. Genel bütçeden sağlığa ayrılan paranın artması hem yaşam süresini hem de kalitesini artırmaktadır. Dünyada da ülkemizde de son 15-20 yılda sağlık harcamaları artmıştır. Bunun başlıca nedenlerine baktığımızda yaşlanan nüfusla beraber kronik hastalıkların, kalp hastalıklarının ve kansere yakalanma oranının artmasıdır.

Genel olarak ele alacak olursak halkımızı sağlığının korunması konusunda eğitmeli bilinçlendirmeliyiz. Sağlık Bakanlığımızın sigarayı bırakma kampanyaları sayesinde insanlarımızın çoğu sigarayı bırakmaya başladılar. Sigara tüketim oranı azaldı ve OECD ülkeleri ile aynı seviyeye geldi. Bakanlığın obezite ile mücadele kampanyasını da çok önemsiyorum. Obezite birçok hastalığın kaynağıdır ve tedavi edildiğinde yaşam konforunda da sağlıklı kalmamada da hastalığa yakalanmama açısından iyileşme görülmektedir. Bu ve benzeri koruyucu sağlık hizmetleri ile hem sağlık harcamalarımızı azaltırız hem de daha sağlıklı nesiller yetişmesini sağlarız diye düşünüyorum.

Dünya sağlık sistemlerine baktığımızda aynı gün randevu alamama oranları Beveridge ülkelerinde (İngiltere, İspanya, Yeni Zelanda, bazı İskandinav ülkeleri) %48, Bismarck ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika, İsviçre ve bazı Güney Amerika ülkeleri) oran %44, ABD’de oran %77 iken Türkiye’de %0’dır. Maliyetten dolayı hizmet alamama oranlarına baktığımızda Beveridge ülkelerinde %9,5, Bismarck ülkelerinde %15.5, ABD’de oran %33 iken ülkemizde bu oran %0’dır. Yani bu verilerden de anlaşıldığı gibi ülkemizde sağlık hizmetlerine ulaşım kolay ve sağlık hizmetleri diğer ülkelere göre çok daha uygun maliyetlidir.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It