14 Ekim 2020

Pandemi nedeniyle meme kanseri erken teşhis oranları düştü!

1602655705_Levent___elik__3_

Pandeminin ilk döneminde meme kanseri tarama merkezleri birçok ülkede çalışmalarını askıya aldı. Bu nedenle de erken tanı oranları tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de düştü. Araştırmalar, 6 aylık meme kanseri taramasındaki durmanın önümüzdeki 10 yıl boyunca meme kanserinden ölümleri yüz binde 2 ila 2,4 arasında artıracağını öngörüyor. Ayrıca pandemiye bağlı tarama ve tanı gecikmeleri nedeniyle ABD’de önümüzdeki 10 yıl meme kanserinden ölümlerin 10.000 kişi artacağı tahmin ediliyor. Bu nedenle zamanında taramaya koronavirüs korkusu veya sistemin durması nedeniyle başvurmayanların meme kanseri taramaları için merkezlere gitmesi şart.

 

İçinde bulunduğumuz gündem nedeniyle bazı hastalar Covid-19 korkusu ile ele gelen sertlik gibi ciddi kanser bulgularına rağmen hastanelere ve görüntüleme merkezlerine baş vurmaktan kaçınıyor. Bu durum da tanı ve tedavi sürecinde gecikmelere neden oluyor. Geçtiğimiz 6 aylık pandemi süresince mamografi taramalarında yüzde 70-75 oranında bir azalma meydana geldi. Radyoloji Uzmanı & Meme Radyolojisi Prof. Dr. Levent Çelik, konunun ciddi boyutlara ulaşmadan ele alınması gerektiğinin altını çizdi.

 

“Meme kanseri taramalarınızı geciktirmeyin”

Süregelen günlerde hastaların ve sağlık hizmeti üreticilerinin Covid-19 ile yaşamayı öğrendiklerini aktaran Prof. Dr. Levent Çelik, pandemi nedeniyle erken tanı oranlarının Türkiye’de ve tüm dünyada düşüş eğiliminde olduğunu söyledi. 6 aylık pandemi süresince mamografi taramalarında yüzde 70-75 oranında bir azalma meydana geldiğinin altını çizen Prof. Dr. Levent Çelik,Bu durma neticesinde 10 yıl boyunca meme kanserinden ölümlerin yüz binde 2 ila 2,4 arasında artıracağına dair bir araştırma olan Hollanda çalışması, 12. Avrupa Meme Kanseri kongresinde sunuldu. Ayrıca pandemiye bağlı tarama ve tanı gecikmeleri nedeniyle ABD’de önümüzdeki 10 yıl da meme kanserinden ölümlerin 10.000 kişi artacağı hesaplanmakta. Covid-19’un bulgularının ve bulaşının öğrenilmesi ile gerekli önlemlerle artık tarama merkezleri çalışmaya başladı ve hastaların tarama talebi ile merkezlere başvurumu başladı. Zamanında taramaya koronavirüs korkusu veya sistemin durması nedeniyle baş vurmayanların meme kanseri taramaları için merkezlere baş vurmasını öneriyoruz” dedi.

 

Kemoterapi hastalarına kemoterapi rejimleri uygulandı

Pandeminin ilk başladığı aylarda en büyük sıkıntıyı tedavisi devam eden kemoterapi hastalarının yaşadığını anımsatan Prof. Dr. Levent Çelik, “Kemoterapinin bağışıklık sistemini zayıflatıcı etkisi nedeniyle hastaların hastaneye daha az gelmelerini sağlayacak kemoterapi rejimleri uygulandı ve bu hastaların Covid-19’dan korunmalarına azami özen gösterildi, bağışıklık sistemini güçlendirecek destekler her zamankinden fazla uygulandı. Ancak hastaların meme kanser geçirmiş olmaları, onları tek başına Covid-19 için riskli yapmıyor. Meme kanserini geçirip tedavilerinin tümünü almış olan, rutin takip hastalarının riski çağdaşlarından farklı değil. Kemoterapinin bağışıklık sistemini güçsüzleştirmesi nedeniyle kemoterapi alındığı dönemde özel önlem göstermek gerekiyor.”

 

Her 7-8 kadından biri hayatının bir döneminde kendi vücudunda meme kanseri ile karşılaşmaktadır

Meme kanseri ile ilgili rakamsal detayları da açıklayan Prof. Dr. Levent Çelik, ” Türkiye’de meme kanserinin yüzde 47 si 50 yaş ve altındaki kadınlarda görülmektedir. Bu nedenle Sağlık Bakanlığı da Türkiye’de mamografi taramanın başlangıç yaşını 40 yaş olarak tespit etmiş durumda. Bir meme kanseri elle yakalandığında 15-17 milimetre çapta olmakta ve bu boyuta 8-10 yılda gelmektedir. Bugünkü teknolojide tarama testleri ile bir meme kanseri ele gelmeden 3-4 yıl önce yakalanabilmektedir. Kadın olmak meme kanseri için en önemli risktir. O yüzden tüm kadınlara meme kanseri taraması önerilmektedir. Her 7-8 kadından biri hayatının bir döneminde kendi vücudunda meme kanseri ile karşılaşmaktadır. Birinci derece akrabasında meme kanseri olan bir kadının ise meme kanseri ile tanışma ihtimali yüzde 20’lere çıkmaktadır. Bu noktada erken teşhis için en temel yöntem kadınlarımızın 40 yaşından sonra düzenli olarak tarama mamografilerini çektirmeleridir. Ayrıca yüksek riskli hastalara hesaplanan risk durumuna göre mamografiye ilave meme MR’ı ile de belli sıklıklarla meme kanseri taraması yapılmalıdır.”

 

Tüm kanserlerde olduğu gibi meme kanserinde de erken teşhis önemli!

Erken teşhiste cihazların teknolojisinin, kalibrasyonun, bakım tutumlarının çok önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Levent Çelik, “Hastalarımızın meme kontrollerini yaparken kullanılan mamografi cihazları da çok önemli. Özellikle erken teşhis için zaman oldukça kıymetli. Dolayısıyla tomosentez fonksiyonuna sahip mamografi cihazları diğer cihazlara göre tanıyı erken koyma şansımızı yüzde 20-25 artırıyor. Yanı sıra meme kanserinin erken yakalanmasında radyologlara yardımcı yapay zeka programları da mevcut. Bu programların mamografilerde meme kanseri yakalamaktaki başarısı radyologlarla yarışır düzeyde. O yüzden günlük rutinde ikinci bir mamografi okuyucusu olarak yapay zeka tabanlı kanser tespit etme ve tanıma programlarını da kullanıyoruz. Tanı ve teşhis süreci bu tür yardımcı yapay zeka programları ile hızlanmakta ve doğruluğu artmaktadır. Meme kanseri kadınlarda en sık rastlanan kanser, bu hastalığın teşhis ve tedavisinde sağlanan gelişmelerle meme kanseri erken yakalandığında şifa ile tedavi edilebilir hastalıklar arasındadır. Bunun sağlanmasında kadınlarımıza da büyük sorumluluk düşmektedir. Benim ailemde meme kanseri yok, mamografi acıtıyormuş gibi bahanelerle taramalarından kaçmasınlar. Sevdiklerine ve kendileri değer versinler. Mamografilerini ihmal etmesinler. Bu işte biz radyologların yardımcısı, destekçisi ve tarama programlarının katılımcısı olsunlar” açıklamasında bulundu.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It