19 Ekim 2015

“Kongremizin bu yılki ana temasını İleri Görüntüleme Teknikleri olarak belirledik”

abdulhakım coskun 3 Türk Radyoloji Derneği (TRD) Yönetim Kurulu Başkanı, Erciyes Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdulhakim Coşkun ile TÜRKRAD2015 ve radyoloji üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

TÜRKRAD2015; 36. Ulusal Radyoloji Kongresi hakkında bilgi verir misiniz? Öncelikle; 21-25 Ekim 2015 tarihlerinde Antalya, Kaya Palazzo Otel’de gerçekleştireceğimiz TÜRKRAD2015; 36. Ulusal Radyoloji Kongresi’ne tüm meslektaşlarımızı davet etmekten memnuniyet duyduğumu belirtmek isterim. Kongrelerimiz hepimizin heyecanla beklediği, bilimsel ve sosyal katkısı yüksek olan özel anlarımız. Kongremizin bu yılki ana temasını oldukça ilgi çeken

“İleri Görüntüleme Teknikleri” olarak belirledik. Disiplinimizle ilgili en son gelişmeleri gözden geçirme ve öğrenme imkânı bulacağız.

Bu yılki Kongremiz birçok önemli yenilikle birlikte gelecek. İlk defa bu yıl -daha sonra devamını arzu ettiğimiz- uluslararası eşzamanlı ortak bir kongre birlikteliğimiz olacak. Avrupa Acil Radyoloji Derneği (European Society of Emergency Radiology; ESER), bu yılki “Avrupa Acil Radyoloji Kongresi-2015”ni programımız içinde birlikte “Joint Meeting” olarak gerçekleştirme kararını aldı. 22-23 Ekim’de iki gün sürecek bu ortak kongre boyunca isteyen üyelerimiz ek katılım ücreti ödemeden bu alanda yetkin uluslararası konuşmacıları dinlerken, dernekler arası işbirliğimizi de geliştireceğiz. Buna ilave olarak kongremizde iki sürpriz kursumuz yer alacak. Sözlü bildiri ve posterlerin seçiminde ve sunumunda önemli değişikliğe gidiyoruz. Geçtiğimiz yıl başlattığımız uluslararası katılımı artırarak devam ettirmek istiyoruz. Ana salonlarımızın birinde yine ilk defa tüm konuşmalar İngilizce olarak sunulacak. Geçtiğimiz yıldaki gibi ana salonlarımızdaki sunumların simultane Türkçe, İngilizce ve Rusça tercümelerine devam edeceğiz. Kongre boyunca yapılacak tüm konuşmaları kısa sürede devreye alacağımız web portalı üzerinden daha sonra izleyebileceğiz. Bu portalda geçen yılın konuşmaları da yer alacak. Önemli bir hatırlatma olarak bildiğiniz gibi “Yeni Tüzüğümüz” Olağanüstü Genel Kurul’da kabul edildi. Bu değişiklikle ilk defa kongremiz esnasında Seçimli Genel Kurulumuzu yaparak bir sonraki yönetimimizi kongremizde yapacağımız seçimle belirlemiş olacağız.

Türk Radyoloji Derneği’nin çalışmalarından biraz bahseder misiniz?

Ülkemiz radyologları, tanısal radyoloji alanında kullanılmakta olan konvansiyonel x-ışını teknikleri, floroskopi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi ve manyetik rezonans görüntüleme gibi çağdaş görüntüleme yöntemleri ve bu cihazlar eşliğinde yapılan girişimsel radyoloji tedavileri konularında çalışmalar yapmaktadır. Türk Radyoloji Derneği, ana faaliyet alanları içerisinde bahsi geçen konularda çalışan kuruluş ve kişilerin hak ve sınırlarının belirlenmesine yardımcı olmakta, bu konularda her türlü eğitim faaliyetlerini desteklemekte ve ihtiyaç duyulan konularda eğitim görmüş kişilerin sayısının artmasına katkıda bulunmaktadır.

Bilimsel yayınlarda durum nedir?

Bilimsel alanda camiamız uluslararası saygınlık kazanmıştır. Uluslararası dergilerde konumuzla ilgili en çok yayın yapan ilk 5-10 ülke arasında yer almaktayız. Resmi dergimiz olan “Diagnostic and Interventional Radiology (DIR)”, ülkemizde 1.43 ile sağlık alanında etki değeri (“impact factor”) en yüksek olan dergidir.

Modern tıpta en önemli tanı araçlarının başında radyolojik incelemelerin geldiğini söyleyebilir miyiz?

Tabi ki. Bunu söylemek abartılı olmaz. Teknolojideki baş döndürücü gelişmelerden en fazla yararlanan bölümün de yine radyoloji olduğunu söyleyebiliriz. Ancak, cihaz yatırım maliyetleri de bu gelişmelere paralel olarak sürekli artış göstermektedir. Bu nedenle verimlilik ve etkinlik analizlerinin doğru yapılması büyük önem taşımaktadır. Birçok hastalığın kolayca tanısının mümkün hale gelmesi yanında, Girişimsel Radyolojide görüntüleme yöntemleri eşliğinde birçok hastalık minimal invaziv yöntemlerle tedavi edilebilmektedir. Görüntülemede insan sağlığına zarar verici bir durum söz konusu mu?

Tıbbi görüntüleme için kullandığımız ve bize büyük yararlar sağlayan teknikler aynı zamanda inceleme yapılan cihazın özelliğine göre bazı riskleri de birlikte getirebiliyor. Bu riskleri birkaç başlık altında toplayabiliriz. Bunlardan ilki, enerji kaynağı olarak iyonizan radyasyon (X-ışını) kullanan cihazların yol açabileceği düşünülen yan etkilerdir. Bu cihazlar içerisinde röntgenografi, floroskopi, anjiografi ve bilgisayarlı tomografi sayılabilir. Tanısal radyoloji alanında kullanılan radyasyon dozlarında, zararlı olduğu kesin olarak gösterilmemiş olmakla birlikte, potansiyel bir risk söz konusudur ve bu nedenle gereksiz incelemelere engel olmak gereklidir. Çocuklar özellikle bu konuda daha büyük bir risk altındadır. Ancak, gerekli durumlarda doktorun tavsiyesi ile bu inceleme yöntemlerinin sağlığımıza çok büyük katkılar sağladığı da bir gerçektir ve tamamen kaçınmamız imkânsızdır. Bu nedenle zorunlu olmadıkça yapılmamalı, gerekli ise mümkün olan en düşük dozlar uygulanmalıdır. Bu konuda detaylı bilgilere “www.imagegently.org” web sayfasından ulaşılabilir. Diğer bir zararlı etki, kullanılan kontrast maddelere bağlı ortaya çıkabilir. Bu riskler diğer ilaçların kullanılması ile oluşan yan etkilerle benzerlik gösterir. Bu kontrast ilaçları kullanmadan önce hastalar muhtemel riskler yönünden sorgulanmalıdır.

Ülkemizdeki hizmet veren radyolog sayısı ne kadar? Çalışma süresi konusunda bir sıkıntı var mı?

Ülkemizdeki toplam radyoloji uzmanı sayısı yaklaşık 4200’dür. Bu sayı kayda değer olmakla birlikte, son yıllarda radyolojik inceleme yöntemlerinin kullanımı önemli oranda artmıştır ve önemli bir iş yükü artışı ortaya çıkmıştır. Özellikle ultrason incelemelerinin fizik muayenenin bir parçası olması sonucu, tetkik sayısı kontrolsüz artış göstermektedir. Öyle ki meslektaşlarımızın kayda değer bir kısmı yalnızca ultrason tetkiki yaparak tüm mesaisini doldurmaktadır. Bu durum da, radyoloji uzmanlarına olan ihtiyacı sürekli artırmaktadır. Radyasyon ile uğraşan mesleklerde daha önce günlük 5 saat olan mesai süresi 7 saate çıkarıldı. Ancak emeklilik, kıdem tazminatı, şua izni, nöbet gibi konularda bazı belirsizlikler devam etmektedir. Bu hususlarla ilgili kamu otoritesi ile görüşmelerimiz devam etmektedir. Radyolojide tıbbi uygulama hataları yeni teknolojilerle azalıyor mu?

Diğer tüm branşlarda olduğu gibi radyolojide de tıbbi hataların tamamıyla ortadan kaldırılması mümkün değildir. Ancak kaliteli ve sürekli eğitim ve uygun çalışma şartları ile bu azaltılabilir. Ülkemiz şartlarında insan gücü üzerindeki iş yükü ve eğitim niteliğindeki bazı eksiklikler ile birlikte hekim gelirinin önemli kısmının performansa bağlı olması, hekim hatalarını da artırmaktadır. Öyle ki hastane yöneticileri tarafından randevu süresinin düşürülmesi için bir hekimden gerekenin çok üzerinde inceleme yapması beklenmektedir. Bu da hekimin doğru tanıya ulaşması için yeterli zamanı kendisine verememektedir. Ülkemizin son yıllarda gösterdiği ekonomik gelişmesine paralel olarak teknik ve tıbbi cihaz altyapısında önemli iyileşmeler ortaya çıkmıştır. Modern cihaz parkımız ve bilgi düzeyimiz batı ülkeleri ile yarışabilir durumdadır. Ancak elbirliğiyle bu cihazların ülkemizde geliştirilmesi ve üretilebilmesi için doğru politikalar belirlememiz ve uygulamamız gerekmektedir.

Radyoloji hizmet ortamının standartlarının yükseltilmesi için neler yapılmalı? Eğitim faaliyetlerinin önemli bir parçası olarak derneğimiz çok sayıda kongre, sempozyum ve kurslar düzenlemektedir. Uluslararası katılımlı yıllık kongremize, ortalama 1500 meslektaşımız katılmaktadır. Derneğimiz, araştırma görevlilerinin eğitimi için kış okulları düzenlemekte ve ulusal ve uluslararası burslar vermektedir. Radyoloji eğitiminin seviyesini yükseltmek için standartlar ve müfredatlar oluşturmakta, eğitim kurumlarına ziyaretler düzenleyerek eğitimin kalitesini yerinde denetlemekte, eğitim seviyesi yeterli olan kurumları sertifika ile ödüllendirmekte ve diğerleri için de yol gösterici bir rol oynamaktadır. Çocuk Radyolojisi Derneği’nin de başkanısınız. Dernek çalışmalarından biraz bahseder misiniz? Geçen yıl kurulan derneğimiz, Çocuk radyolojisi alanındaki gelişmeleri belirlemek ve hekimlere duyurmak, bu alanda çalışanlar arasındaki mesleki birliği güçlendirmek, mesleki ihtiyaçlarına eğilmek amacı ile kurulmuştur. Şu an en genç bilimsel derneklerimizden bir tanesi. Son derece aktif üyelerimiz var. Çocuk Radyolojisi 4 yıl önce Sağlık Bakanlığı tarafından yan dal olarak kabul edildi. Bu çerçevede biz de hızla yapılandırıyoruz. Üyelerimizin eğitimine büyük önem veriyoruz. Bu bağlamda son 1 yılda çok sayıda toplantı organize ettik. Son olarak geçtiğimiz eylül ayı içinde Avrupa Radyoloji Okulu (Eoropean School of Radiology-ESOR) Pediatrik Radyoloji Kursu’nu Kayseri’de düzenledik ve 10 Avrupalı bilim insanını konuşma yapmaları için misafir ettik.

Teknoloji, çocuk sağlığını korumada nasıl katkı sağlıyor?

Teknolojinin getirilerinden biri, mevcuttaki bazı olumsuz etkileri azaltmasında yatıyor. Özellikle, çocuk sağlığını daha çok ilgilendiren daha düşük radyasyon dozuyla incelemelerin yapılması öne çıkıyor. Görüntülemede kullanılan iyonizan radyasyonda daha düşük orana sahip cihazların kullanımı için, kimi uluslararası olmak üzere, çeşitli girişimler de mevcut. Örneğin, ABD’de radyasyon azaltıcı tekniklerin kullanımını en fazla zorlayan kurum ABD Çocuk Radyolojisi Derneği. Uluslararası platformlar arasında ise “Image Gently” platformunun çalışmaları dikkat çekiyor. Çocuk radyolojisinde ve çocuk disiplinlerinde bilinen bir söz vardır: ‘Çocuk, küçük bir erişkin değildir.’ İlgi alanımızda, 400 gram ağırlığında yeni doğmuş prematürden 18 yaşındaki yetişkine kadar farklı boyut ve ağırlıktaki hastalar söz konusu. Daha küçük organizma ve daha küçük organlar, çok daha yüksek çözünürlüklü ve modern cihazların kullanımını zorunlu hale getiriyor.

Son olarak Radyolojiyi seçme sebepleriniz nelerdi?

Lise yıllarında mühendis olmayı amaçlıyordum. Özellikle teknik ve teknolojik konulara olan kişisel merakım, Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ni kazanmamla birlikte radyoloji branşına yönelmeme neden oldu. Severek ve isteyerek devam ettiğim radyologluk mesleğimde 20 yılı geride bıraktım. Başladığım dönemlerde bir tomografi kesiti belirli bir süre alır, basamaklı olarak bir görüntü elde edilirdi. Bugünkü duruma baktığımızda ise yalnızca bir saniyede yaklaşık 1000 kesit elde edebilen cihazlarla çalışıyoruz ve bu sürecin içerisinde bulunmak bana büyük bir keyif veriyor. Önümüzdeki yıllarda disiplinimizde kullanılan teknolojik cihazların ülkemizde üretilmesi ve buna kişisel katkı sağlamak en büyük hayalim.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It