5 Ağustos 2020

Kişiselleştirilmiş Sağlık Ekosisteminin Ortaya Çıkışını Etkileyen Beş Trend

UFUK EREN

T. Ufuk EREN yazdı…

Veri tabanlı yeni araç ve teknolojiler, sağlığın korunması ve tedavide daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsenmesini mümkün kılıyor.

 

Sağlık hizmetleri sektöründe veri kullanımı arttıkça, sağlık hizmeti sağlayan kuruluşların kişiselleştirilmiş sağlık ekosistemine sağladıkları katkı ve bu alanda keşfedilen yeniliklerin sayısı da bu doğrultuda artıyor.

Veri tabanlı yeni araç ve teknolojiler, sağlığın korunması ve tedavide daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım benimsenmesini mümkün kılıyor. Kişiselleştirilmiş sağlık ekosisteminin ortaya çıkışını etkileyen beş trendi incelediğimizde özellikle COVID-19’un etkileriyle dünya genelinde buna hiç olmadığı kadar ihtiyacı olduğunu görüyoruz.

Sağlık hizmetleri sektöründe faaliyet gösteren şirketler, uzun süreden beri sağlık sektörünü dönüştürmede verinin kullanılmasının öneminin ve veri kullanımı ile birlikte yeni araçların barındırdığı potansiyelinin farkındaydı. Ancak söz konusu değişimine ön ayak olacak platform eksikliği yaşanıyordu. COVID-19 küresel salgını ve neden olduğu küresel bozulma, organizasyonlara veriyi merkeze koyarak dijital olanaklar sunan iş modellerine geçiş yapmaları durumda daha esnek, çabuk ve yenilikçi olma fırsatları olduğunu gösterdi. Gerçekten de salgın dünyayı kalıcı bir biçimde değiştiriyor ve krizin ortaya çıkması ‘büyük bir yeniden yapılanma’ olarak değil, ‘büyük bir sıfırlama’ olarak düşünülmeli.

Global sağlık organizasyonları bakımından kriz; sarmal maliyetler, yetersiz altyapı ve sağlık hizmetlerine ilişkin sistemsel zorlukları ön plana çıkarıyor. Salgınla mücadele döneminde paydaşlarla iş birliklerinin güçlendirilmesi ve ortak hedeflerin belirlenmesi önem kazanırken, aynı zamanda veri paylaşımı ve kullanımı bakımından birlikte çalışabilen sistemlerin yaratılması da gerekiyor.

Sağlık hizmetlerinde veriye dayalı kişiselleştirilmiş ekosistemin barındırdığı potansiyelin gerçekleştirilmesinde sağlık hizmeti kuruluşlarının odaklanması gereken beş temel trend bulunuyor:

Sağlık hizmetlerinde verinin kullanımı, sağlık hizmetlerini daha düşük maliyetli ve daha erişilebilir hale getirecek ve birey odaklı yeni bir ekosistem yaratacak.

Sağlıkta verinin kullanımında benzeri görülmemiş bir artışa tanıklık ediyoruz. 2018 yılında, sektör tahmini olarak 1,218 eksabayt veri oluşturdu. Yaşamı süresince tek bir birey büyük miktarlarda veri oluşturuyor. Fakat söz konusu verilerin birden fazla yerde depolanması sonucu bu verilerden elde edilen bilgi bireyin genel sağlık durumundan izole edilmiş anlık görünümler olmaktan öteye gidemiyor. Verilerin bir araya toplanması ise sağlık hizmetlerinde hastanın sağlık durumu ve ihtiyaçlarının daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Bunun başarılması için de organizasyonların veriye sahip olma ve veriyi maddi kazanca çevirme yerine, veriyi sağlık sektörünü değiştirme potansiyeline sahip yeni fikirleri ortaya çıkarmak için bir araya getirmeye odaklanmaları gerekiyor.

Bu anlamda sağlık sektöründe veri kullanımının, tüm sağlık verilerinin tek bir hastanın etrafında bir araya getirilmesine olanak sağlayabilecek yeni bir ekosistem bakımından düşünülmesi gerekiyor. Bu yeni ekosistemin merkezinde yer alan bireyin, kişiselleştirilmiş bir sağlık ve tedavi yaklaşımının odağı olacağını öngörüyoruz.

Yeni ekosistemin inşa edilmesi için organizasyonların;

  • Bireylere kendi bakımları üzerinde daha fazla güç sahibi olmaları için kendi verileri bakımından sahiplik ve kontrol vermeleri,
  • Verinin sahiplenilecek, paraya çevrilecek ve depolanacak bir varlık olarak değil, daha iyi sonuçlar almak adına düzenlenen ve paylaşılan bir varlık olarak görmeleri,
  • Kişiselleştirilmiş sağlığın sağlık hizmetlerini daha düşük maliyetli ve erişilebilir hale getirme potansiyelinin farkına varmaları gerekiyor.

 

5G ve yapay zekâ ile vücudumuzda, üzerimizde ve etrafımızdaki sensörler aracılığıyla sağlık hizmetlerini değiştiren yeni bir ağ oluşturulacak.

Veri devriminin merkezinde sağlık hizmetlerini değiştirme potansiyeli olan tamamlayıcı teknolojiler yer alıyor. Söz konusu teknolojiler özellikle COVID-19 salgını ile birlikte önemini artırdı. Sensörler sosyal mesafelendirmeyi izlemek için insanların hareketlerini takip ediyor; 5G destekli tele-sağlık ve sanal triyaj uygulamalı ve yapay zekâ destekli ilaç keşif çalışmaları gerçekleştiriliyor.

Son dönemde kullanılan bu uygulamalar, sağlık hizmetleri bakımından teknolojinin sahip olduğu yüksek potansiyelin yalnızca bir ön izlemesi. Bu bakımdan sensörler, gerçek zamanlı veri akışı sağlayan ve sağlığa ilişkin çok daha bütüncül bir resim sunan bir konumuna geldi.

Bu teknolojiler bir bütün olarak sağlık hizmetleri bakımından gelecekteki ekosistemin önemli bir bölümünü oluşturacak olan yeni bir ağın ortaya çıkışına işaret ediyor.

Sensörlerin potansiyelinin ortaya çıkarılması için 5G ve yapay zekâ organizasyonlarının;

  • Medikal ve medikal olmayan sensörlerden elden edilen verileri çıkartmak ve birleştirmek için geleneksel sağlık sektörünün ötesinde iş birliğine gitmeleri,
  • Yüksek seviyede kişiselleştirme sunabilecek yapay zekâ tabanlı çözümlerin geliştirilmesine destek olmak için diğer paydaşlar ile birlikte çalışmaları,
  • Söz konusu teknolojilerin bir araya getirilmesi ile her zaman ve her yerde sunulacak sağlık hizmetlerini tanımaları ve kullanmaları gerekiyor.

 

Sağlığı kişiselleştirmede organizasyonların davranışları anlaması için veri kullanmaları gerekecek.

Davranışın sağlık sonuçlarında kritik bir faktör olduğu konusunda evrensel bir fikir birliği olduğu biliniyor. Davranışın bu hayati rolü, birçok dijital girişimi davranış kalıplarını analiz etmeye yöneltti. Bu çabalar geçtiğimiz yıl belli seviyede başarı gösterdi. Örneğin; bir uzaktan koçluk programının tip 2 diyabetin tersine çevrilmesinde etkili olduğu görüldü.

Bununla birlikte, davranış değişikliğinin sağlık bilimlerinde ayrı bir alan olarak değil, sağlık hizmetlerinin kişiselleştirilme ve yönetilme biçiminin ayrılmaz bir yönü olarak ele alınması gerekiyor. Gelecekteki ürün ve hizmetlerde, yapay zekâ ve sensörlerin hasta davranışında önemli bir yer tutacağını öngörüyoruz.

Davranış değişikliğini mümkün kılabilmek için veri kullanımında organizasyonların;

 

  • Sağlık ve tedavinin daha iyi yönetimi için yeni ödeme modellerinin tasarlanmasında iş birliğine gitmeleri,
  • Davranış bilimini ürün ve hizmetlerin tasarımı içine yerleştirmeleri,
  • Davranış değişimi çözümleri ile hasta iletişimini inşa etme hususunda çalışma yapmaları gerekiyor.

 

Hasta-tüketici ve diğer paydaşların katılımını sağlamak için güvenilir bir iletişim sistemi gerekecek.

Gelecekte hem düzenleyici onayı hem de hasta-tüketici katılımı elde etmeyi hedefleyen organizasyonlar için güven tesis etmek hayati önem taşıyor. Örneğin; siber güvenlik şu anda sektör genelinde tam anlamıyla karşılanmamış ciddi bir ihtiyaç olarak karşımıza çıkıyor. Güven inşa etmeyi isteyen organizasyonların ürünlerini ve verileri güvenceye almak için şimdi adım atmaları önem taşıyor.

2019 yılında Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu (FDA), yapay zekâyı yeni bir yaklaşımla düzenleyen bir rehber yayınladı. Buna göre, güvenilir şirketlerin algoritmalar başlatmalarına ve bu ürünlerin performansını izleme konusunda FDA ile iş birliği yapmalarına izin verilecek. Güven temelli iş birlikleri kuran şirketler sektördeki yerlerini güçlendireceklerdir.

Güvenilir bir iletişim sistemi kurmak için organizasyonların;

  • Verinin oluşturulması ve korunması hususuna odaklanan ürün ve çözümleri tasarlamaları,
  • Veri değişimi için daha sağlam ve güvenilir bir çerçeve oluşturmak için proaktif olarak düzenleyici kuruluşlar ile çalışmaları,
  • Piyasaya erişmek için güçlendirilmiş algoritmaları sunmada düzenleyici kuruluşlar ile iş birliği yapmaları gerekiyor.

 

Organizasyonlar gelecekte en verimli ve etkili iş modelinin kendileri için hangisi olduğunu tanımlamaya odaklanacak.

COVID-19 salgınının küresel ekonomik etkisi ile organizasyonlar hiç olmadığı kadar sıkı sermaye kısıtlamaları ile karşı karşıya kalıyorlar. Söz konusu kısıtlamalar şirketlerin çabalarını farklı yaklaşımlara dağıtmalarındansa daha odaklı iş modellerine doğru taşımalarını zorunlu hale getiriyor. Teknolojik yeniliklerle birlikte kanserden demansa kadar tıbbi ihtiyaçlara yeni yaklaşımlar geliştirilmeye devam ediliyor.

Doğru iş modelinin belirlenmesi için organizasyonların;

  • Ekosistem içinde kendi değerlerini tanımlamaları ve bu değerler üzerine odaklanmaları,
  • İş modellerini optimize etmek için doğru bilgiye doğru yöntem ile erişimi sağlamaları,
  • Hizmet ve müşteri deneyiminin iyileştirilmesi üzerine çalışmaları gerekiyor.

 

Sağlık sistemleri ve iş modellerinin küresel ölçüde artan maliyetler ve yaşlanan nüfus karşısında köklü bir dönüşümünden geçtiği bir dönemdeyiz ve yakın gelecekte kişiselleştirilmiş sağlık hizmetlerine talebin katlanarak artacağını öngörüyoruz. Geleceği şekillendiren trendlere odaklanan organizasyonlar, veriye dayalı yeni ekosistemde başarı yakalayacaklar.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It