24 Ekim 2016

Kalp hastalıklarında ameliyatların yerini girişimsel işlemler alıyor

dsc_3133

Türk Kardiyoloji Derneği’nin (TKD) 32. Uluslararası Katılımlı Türk Kardiyoloji Kongresi bu yıl 20-23 Ekim 2016 tarihleri arasında, Antalya Belek’te gerçekleştirildi. Kongre basın toplantısında yaptığı konuşmada, modern girişimsel kardiyoloji teknikleriyle her damara stent yapılabildiğini belirten Türk Kardiyoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Ömer Göktekin, “Günümüzde sağlığın hemen her alanında teknolojinin ve bilimin bize sağladığı çok önemli yenilikler ve gelişmeler mevcut. Bu gelişme ve yeniliklerden en fazla nasiplenen kardiyoloji ve özellikle stent uygulamaları oldu. 2003 yılında uygulamaya giren ilaç kaplı stentler, stent sonrası daralma oranlarını %30’lardan %15’lere kadar düşürdü. Ayrıca ilaç kaplı stentlerde ilk çıktığı zamandan şu ana kadar çok önemli değişimler göstererek 3. Kuşak ilaç kaplı stentlere sahip olduk. Bu stentlerin avantajı çatallanma yerlerindeki tıkanıklara, çok kıvrımlı damarlardaki darlıklara, kireçli damarlara, ayrıca daha küçük damarlara stent uygulamasına fırsat vermesi oldu. Ayrıca bu yeni stentlerle tekrar damar tıkanıklığı ı %10 seviyelerine düşürmesi oldu” dedi.

Stent alanındaki gelişmelerin halen devam ettiğini ifade eden Prof. Dr. Göktekin, “Örneğin son 4 yıldır kullandığımız eriyen stentler, damarı açtıktan 2 yıl gibi bir zamanda damarda tümüyle eriyip yok olmakta, hastamız stentsiz hale gelmektedir. Yine stent uygulaması sırasında kullanıma giren damar içi ultrasound ve ışıklı görüntüleme teknikleriyle çok daha mükemmel sonuçlar almaya başladık. Bu gelişmelere son yıllarda tel, kateter ve balon alanlarındaki teknolojik ilerlemeler eklenince daha önce açmayı hayal edemediğimiz ve bypass önerdiğimiz tıkanıklıkları stent ile açmaya başladık. Stent alanında işlem başarı ve sonuçlarını etkileyen bu baş döndürücü gelişmeler yaşanırken daha çok el maharetine dayanan bypass tarafında ise bypass başarı ve sonuçlarını etkileyen çok önemli bir gelişme olmadı. Önceleri kardiyolog olarak hastamızı bypass operasyonuna verdiğimiz iki önemli neden vardı, bunlar ana koroner damar darlığı ve uzun zaman önce tam olarak tıkanmış damar hastalığı olması Bu iki durumda günümüzde stent uygulaması ile tedavi edilebilmektedir” diye konuştu.

Stent uygulaması ve bypass cerrahisinin başarısı ve sonuçlarının uzun yıllardır büyük araştırmalarda karşılaştırıldığından bahseden Prof. Dr. Ömer Göktekin şunları söyledi: “Önceleri uzun dönem sonuçlarında bypass biraz daha iyi iken, son 10 yılda elde ettiğimiz teknik ve teknolojik gelişmelerle bu fark kapanmış, uzun dönem hayatta kalma oranları her iki grupta benzer çıkmıştır. İlk 1 yıl içinde stent uygulaması sonrası damarda %10 daralma ya da tıkanma olurken, bacak damarı kullanılarak yapılan bypass işleminde de tıkanma benzer şekilde %10 civarıdır. Bunla beraber sol göğüs damarı kullanılarak yapılan bypass işleminde açık kalma oranları 20 yılda %90 civarıdır. Ancak bu damar tek bir damar için kullanılabilmektedir. Bypass işlemi genellikle 3 damara yapılmaktadır. Ancak hastalarımızın bir çoğunda aslında 4-5 bazen 6 damara bypass yapılması gerekmekte, ne var ki çoğunlukla bu damarların içinde en önemli 3 tanesi seçilip bypass yapılmaktadır. Stent uygulamasında ise bu damarların tamamını açma imkanımız vardır. Stent uygulaması sonrası bypass yapılamaz gibi yanlış algılama var. Biz damarda darlık olan bölgeye stentimizi yerleştiriyoruz ki, o bölge zaten bypass işleminde kullanılmayan bölge, bypass darlık sonrası sağlam bölgeye yapılır ki biz sağlam bölgeye stent koymayız. Aynı şekilde bypass yapılmış hastalara gerekirse stent işlemi yapma imkânı var. Mesela toplardamardan yapılmış bypasslarda 10 yılda tıkanma oranları yüksektir ve yaklaşık %70 civarıdır. Bu hastalara yıllar sonra kendi damarlarına stent takabiliyoruz. Bypass işlemi açık cerrahi bir işlem ve hastanın normal hayata dönmesi ortalama 1 ayı buluyor. Ancak stent işlemi sonrası ertesi gün hastayı taburcu edip 3 gün sonra işine dönmesine izin veriyoruz. İnanıyorum ki çok yakında stent uygulamaları bypass ameliyatlarının tedavideki yerini %5’in altına düşürecek.”

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It