24 Mayıs 2017

“İŞİN MUTFAĞINA GİRMEK, O İŞİ DAHA İYİ ANLAMAYA VE YÖNETMEYE OLANAK SAĞLIYOR”

amgen 1 

Sektörün hasta ve tedavi odaklı anlayışı, her ne kadar bazı fonksiyonları daha çok görünür kılsa da işin mutfağında görünmeyen kahramanlar da var. İlaç şirketlerinde en önemli görevlerden birini üstlenen hukuk müşavirlerinin şirketleri başarıya taşımadaki rolünü, Amgen Türkiye’nin Hukuk Müşaviri ve aynı zamanda Amgen Türkiye Yönetim Kurulunun en genç üyesi Avukat Canan Arslan ile konuştuk. Amgen Türkiye Hukuk Departmanı adına, geçtiğimiz yıl, özel ve bağımsız analistler tarafından dünya çapındaki hukuk büroları ve hukukçuların yeteneklerine göre analiz edildiği “Legal 500” listesine girme başarısı gösteren Avukat Canan Arslan, çeşitli iş birimleriyle birlikte çalışarak yakaladıkları başarılı ekip ruhunu anlattı.

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz?

Merhaba. Ben, 1981 yılında Kayseri’de doğdum, Antalya’da büyüdüm. Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olduktan sonra gerek Amerika’da gerek Türkiye’de çeşitli hukuk bürolarında avukatlık yaptım. Uzun süre İstanbul’da bir hukuk bürosunda çalıştım ve bir hukuk bürosuna ortak olmam gündemdeyken kariyerimde farklı bir açılım yaparak ilaç sektörüne geçtim. İlaç sektörünün dinamik yapısının, karakterimle örtüştüğünü düşündüğüm için 2011 yılından bu yana ilaç sektöründe; 2013 yılından bu yana da Amgen Türkiye’de hukuk müşavirliği görevini yürütüyorum. Aynı zamanda Amgen Türkiye Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapıyorum.

Mevzuatlar ve yönetmeliklerle sürekli bir değişim içinde bulunan ilaç sektöründe hukuk müşaviri olmanın zorlukları var mıdır?

Kanaatimce Türkiye’de bir avukatın kariyerindeki dinamizmi korumak için hukuk müşaviri göreviyle çalışabileceği en aktif ve popüler sektörlerden biri sağlık sektörünün bir ayağı olan ilaç sektörü. Sektörün bu dinamik yapısı, her gün bilgilerinizi yeniden gözden geçirmeniz, sektördeki gelişmeler ve değişikliklere ayak uydurmanız için sürekli kendinizi güncellemeniz gerekliliğini doğuruyor. Bu durum, benim için bir zorluk değil aksine heyecan verici.

Amgen Türkiye’de hukuk departmanı nasıl çalışıyor, diğer ilaç firmalarından farklı olarak neler yapıyorsunuz?

İlaç sektöründe uyum ve hukuk departmanları daha ziyade engelleyici fonksiyonlar olarak bilinirler. 2013 senesinde şirkette çalışmaya başlamamla beraber kurduğum Hukuk Departmanının, önüne gelen projeler ve sözleşmeler için sadece görüş belirten ve onay veren bir departman olarak değil, iş birimleri ve diğer destek fonksiyonlarıyla beraber projelere en başından müdahil olan ve projelerin hukuka uygun olarak şekillenmesini ve ilerlemesini sağlayan bir departman olarak ön plana çıkmasını istedim. Bu çerçevede Amgen Türkiye Hukuk Departmanı iş birimleriyle kol kola çalışan, gerektiğinde öncelikleri ve sorunlu hususları daha iyi anlamak için marka takımlarının toplantılarına ve diğer ticari toplantılara katılan, gerektiğinde ise yönetim ekibinin parçası olarak şirket stratejisi ve önceliklerinin belirlenmesinde rol oynayan bir yapıdır. Amgen Türkiye’de hukuk müşaviri olmayı daha çekici kılan özellikli bir durum daha var. Bilindiği üzere Türkiye pazarına 2010 yılında giren Amgen, Türkiye’ye bugüne kadar ki sağlık sektöründe yapılan en büyük yabancı sermaye girişini sağlayarak Türkiye’nin ilk biyobenzer üreticileri arasında yer alan 94 yıllık köklü geçmişe ve geniş bir ürün portföyüne sahip Mustafa Nevzat‘ı 2012’de 700 milyon Dolar’a satın aldı. Baktığınızda bu iki şirketin faaliyet alanları, geçmişten gelen kurum kültürü, tabi oldukları sektör dinamikleri ve işleyişi birbirinden çok farklı. Bu kombinasyon, kolay bir kombinasyon değil. Orijinatörler ve jenerik ürün üretenler birbirinden çok farklı iş süreçlerine sahiptir. Bir jenerik ilaç firmasında proaktif olmak ve çok hızlı karar verip hızlı hareket etmek zorundasınız. Bazı projelere dair hukuki süreçlerin tamamlanması aşamasında, sektördeki bazı güncel gelişmeler, o projeden beklediğiniz faydanın önemli ölçüde azalmasına yol açabilir. Dolayısıyla sektördeki hareketliliklerin olası olumsuz etkilerine maruz kalmamak veya bunları lehe çevirmek için hızlı ve dinamik olmak zorundasınızdır. Hızlı karar almayı gerektiren ülke ve sektör dinamikleri içinde göz ardı edilmemesi gereken bir diğer husus da Amgen’ın Amerikan menşeli bir firma olması. Hem Amgen Türkiye hem de Mustafa Nevzat tüm faaliyetlerinde sadece Türkiye’deki kanunlara değil, aynı zamanda uluslararası yolsuzlukla mücadele kanunları da dahil pek çok yabancı mevzuata uygun hareket etmek zorunda. Bunun yanı sıra, tüm dünyada geçerli Amgen’ın etik kuralları ve diğer iç düzenlemeleri de söz konusu. Amgen olarak imza atacağımız her işte özellikle hukuk ve uyum anlamında derinlemesine araştırma yapmak ve gerekmesi halinde bazı konularda yabancı mevzuata ve Amgen iç düzenlemelerine uyum değerlendirmesi açısından yurtdışından onay almak durumundayız. Bu nedenle görevimi icra ederken yurtdışı ile lokal organizasyon arasında köprü olduğum durumlar da oluyor. Hukuk müşaviri ve Yönetim Kurulu Üyesi olarak sorumlu olduğum şirketlerin faaliyetlerine dair hukuki süreçleri takip etmek, aynı zamanda şirket stratejilerinin belirlenmesinde ve karar alma süreçlerinde yer alıyor olmak, zaman zaman da Amgen Global yönetimi ile Amgen Türkiye arasında hukuki süreçlerle ilgili köprü görevi görmek, zor olmanın yanında çok önemli ve aynı zamanda da keyifli bir tecrübe diyebilirim.

Yönetimde de görev almak size ayrıca neler kazandırıyor?

Amgen Türkiye Yönetim Kurulu, merkezde, masa başında oturup sadece kararlar alan bir ekip değil. Yönetim ekibimiz işin mutfağına da her seviyede sıklıkla girer. Kendime dair örnek verecek olursam, geçtiğimiz aylarda bir ürün tanıtım elemanımızla beraber eczane ziyaretine gittim. Keza üretim süreçlerine aşina olmak ve bu alanda benden hukuki destek beklendiğinde daha doğru hizmet verebilmek adına fabrikada bazı üretim hatlarını ziyaret ettim. Bir hukuk müşaviri olarak destek verdiğim alanlardaki iş süreçlerine hakim olmanın ve bu alanlarda gerekirse ilgili ekiplerle bir arada çalışmanın oldukça faydalı olduğuna ve iyi sonuçlar getirdiğine inanıyorum. Bu yaklaşımla zaman zaman Kurumsal İlişkiler ekibimizle beraber Sosyal Güvenlik Kurumu Komisyonlarında toplantılara katıldığım da oluyor. Ürünlerin pazara erişimi konularında SGK ile görüşmelere genelde hukuk müşavirleri iştirak etmezler. Ben kendi girişimimle ve Kurumsal İlişkiler ekibimizin de kurumlar nezdinde konumunu ve argümanlarını güçlendirecek donanımla bu görüşmelere katıldım. Bu girişimlerimin şirketimize sağladığı faydanın yanı sıra benim mesleki gelişimime de değer kattığı kanaatindeyim. Nitelik itibariyle uygun olduğu ölçüde pek çok konuda sürece dahil olup işin mutfağına girmenin bir işi doğru yönetmek ya da çıkabilecek potansiyel bir sorunu çözmek adına, o işi çok daha iyi anlamaya olanak sağladığını düşünüyorum. Yönetim Kurulu olarak ekiplerle çok sıkı bir işbirliği içindeyiz. İş süreçlerini çok iyi bilen, doğru ve hızlı hareket etmezsek sonuçlarının ne olacağının farkında olan ve her bir projede, en az proje sahibi ekip kadar heyecan duyan bir ekibiz.

İki ayrı işleyiş içinde iki farklı görev yürütüyorsunuz. Bir hayli yoğun olmalısınız? Gününüzü nasıl programlıyorsunuz?

Mesai saatlerim genellikle toplantılarla, birebir görüşmelerle ve telekonferanslarla geçiyor. Daha kritik ve sakin kafayla çalışılması gereken konuları da akşamları oturup çalışıyorum.

Bu yoğun tempoda kendinize zaman ayırabiliyor musunuz? Hobileriniz var mı?

Fazlasıyla enerjik olduğumu düşünüyorum. Günümün büyük çoğunluğu çalışarak geçse de elbette kendime de zaman ayırıyorum. Her kısa tatili değerlendirip muhakkak seyahate çıkarım. Seyahat etmekten ve farklı şehirler ve ülkeler ziyaret etmekten çok büyük keyif alıyorum. Şu sıralar beni en fazla mutlu eden hobim, darbuka çalmak. Yakın zamanda Mısırlı Ahmet’in ritim atölyelerine katılmaya başladım. Ekip halinde aynı ritmi doğru ve uyumlu şekilde çalmak ve bu yönde çaba sarf etmek çok keyifli. Ritim/darbuka çalmanın kendimi keşfetme yönünde sağladığı katkının yanı sıra iş hayatımda da olumlu katkılar sağladığını düşünüyorum. Bir ekipte, kulağa hoş gelen güzel bir ritim ortaya çıkması için her bir kişinin belirli bir ritmi tek başına doğru çalıyor olmasının yeterli olmadığı, ancak tüm ekip uyumlu bir şekilde çalarsa kulağa hoş gelen müziğin, yani başarının, elde edilebileceği kanaatindeyim.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It