3 Ekim 2017

İMMÜNOTERAPİ KANSER TEDAVİSİNİN YÜKSELEN YILDIZI

DSC_4872Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından onkoloji alanında bölgesel iş birliğini geliştirmek amacıyla düzenlenen Uluslararası Onkolojik Bilimler Kongresi ICONS2017 Antalya Belek’te düzenlendi. Türk cumhuriyetleri ve dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen kanser uzmanları, kanser tedavilerindeki en son gelişmeleri kongrede ele aldılar. Kongre çerçevesinde düzenlenen basın toplantısına; Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Mahmut Gümüş, Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Eralp, Derneğin Gelecek dönem Başkanı Prof. Dr. Serdar Turhal ile Acıbadem Sağlık Grubu’ndan Prof. Dr. Özlem Er kanser alanındaki yeni gelişmeler hakkında bilgi verdiler.
Kanserle savaşta yeni bir metot olan ve vücut direncini destekleyerek tümör hücrelerini yok etmeyi hedefleyen immünoterapinin  özellikle akciğer kanserlerinin bazı türlerinde kemoterapiye alternatif olabilecek başarılar ortaya koyduğunu söyleyen Tıbbi Onkoloji Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yeşim Eralp, “Akciğer kanserinde daha önce standart kemoterapilerle 9-12 ay arasında olan hayat süresi yenilikçi ilaçlarla çok uzadı. Özellikle son yıllarda ortaya çıkan immünoterapiler akciğer kanserlerinin bazı türlerinde neredeyse kemoterapiye alternatif hâline geldi. Ancak son veriler bu tedavilerin kemoterapi ile birlikte kullanıldığında daha etkili olduğunu gösteriyor” dedi. Kanserdeki en önemli gelişmelerden birinin meme kanseri alanında gerçekleştiği bildirildi. Erken evre meme kanserinde akıllı ilaçlarla son derece önemli başarılar elde edilebildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Eralp, henüz erken evre meme kanserinde immünoterapinin standart bir tedavi olmadığını belirterek “Ancak son dönemde yapılan çalışmalar özellikle bazı grup meme kanserinde ameliyat öncesinde yapılan immünoterapi tedavileri ile tümörün tam olarak kaybolması konusunda önemli başarılar sağlandı. Özellikle üçlü negatif dediğimiz, herhangi bir hormonal  tedaviye cevap vermeyen, eskiden tedavi seçeneklerimizin çok kısıtlı olduğu türlerde bugün immünoterapiler, karşımıza farklı bir seçenek olarak çıkıyor. Bu bence bu tür meme kanseri için en önemli gelişmelerden bir tanesi. İmmünoterapinin farklı ilaçlarla ve kemoterapilerle kullanılmasını araştıran çalışmalar sürüyor. Bunların sonuçları, immünoterapinin meme kanserinde de daha etkili olarak kullanılabileceğinin umudunu veriyor” dedi. Prof. Dr. Eralp, “Hormona duyarlı olan meme kanserlerinde sadece hormonal ilaçlar değil yenilikçi ilaçlarla birlikte kullanıldığında etkilerinin neredeyse iki kat arttığını görmüş durumdayız” diye konuştu. GEREKSİZ KEMOTERAPİYE SON Meme kanseri ile ilgili en son gelişmelerden birinin de birtakım testlerle hormona duyarlı meme kanserinin genetik riski düşük olan türlerinde kemoterapinin gerekli olmadığının ortaya konması olduğunu anlatan Prof. Dr. Eralp “Bu grup hastaları kemoterapinin olumsuz etkilerinden korumak için sadece hormonal tedavi vererek izlemek mümkün. Son veriler bu hastalarda sadece hormonal tedavi yapmanın hastaya uzun dönemde de bir zarar vermediğini ortaya koyuyor” dedi Ekim ayı meme kanseri farkındalık ayı olarak değerlendiriliyor. Dünyada her yıl 1,4 milyon kadına teşhisi konan meme kanseri, kanserden ölümlerin yüzde 14’ünden sorumlu tutuluyor. Meme kanseri ölümlerini engellemenin en önemli yolu erken teşhis etmek. Meme kanserinin tedavisinde yaşanan çığır açan gelişmeler ve artan erken teşhis bilinci ise meme kanserinden ölüm oranlarını düşürüyor. Çocuk sahibi olmamak faktörlerinin arasında sayılırken, bebeğini en az 1 yıl emzirenlerde riskin düştüğü görülüyor. Uzmanlar belirtilere dikkat etmek ve düzenli kontrol yaptırmanın hayat kurtarıcı olduğunu vurguluyor. Meme kanserinin Batı toplumlarında daha çok 50’li yaşlarda görülmeye başlandığını ancak Türk kadınlarında daha erken ortaya çıktığını söyleyen Prof. Dr. Yeşim Eralp “Bizde bu oran menopoz öncesine çekilmiş durumda. Türkiye’de meme kanseri hastalarının yüzde 30’u 40 yaş altında. Bu durum mamografilere başlama yaşının bizde daha erken olmasını gerektiriyor. Batı’da 50 olan ilk mamografi yaşı bizde 40 olmalı. Ailesinde risk olanların ise daha erken başlaması gerekir” diye konuştu. Prof. Dr. Eralp, meme kanserinde ilk 2 yıl içinde tekrarlama riskinin yüksek olduğuna dikkat çekerek “Ameliyat olmuş ve tedavilerini tamamlamış hastaların, ilk 2 yıl 3 ayda bir mutlaka kontrollerini yaptırmaları gerekir” dedi.

İleri yaşta ortaya çıkan kanserlerden biri olan kolon kanserleri için 25-29 yaş aralığının en riskli dönemlerden biri olduğu bildirildi. Kalın bağırsak kanserinin erken teşhis edildiğinde uygun tedavi ile tamamen iyileşebilen bir kanser türü olduğuna dikkat çeken Tıbbi Onkoloji Derneği Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Serdar Turhal, bu kanserin ortalama 50 yaşından sonra görüldüğünü belirterek “Ancak son çalışmalar bu kanser türünün 25-29 yaş arasında sıklığının arttığını gösterdi. Bu bilgi 20’li yaşlarda ortaya çıkan belirtilerin ciddiye alınması gerektiğini ortaya koyuyor. Bu yaşlarda ortaya çıkan bağırsak problemleri genellikle başka sebeplere dayandırılıyor. Genellikle hemoroitle karıştırılıyor. Bu yaşlardaki her bağırsak şikâyeti kanser demek değildir. Ancak dışkıda kan, geçmeyen kabızlık, geçmeyen karın ağrısı gençlerde kanser şüphesini de akla getirmelidir” dedi.  İleri yaş hastalığı olduğu için ilk kolonoskopinin 50 yaşından sonra yapılmasının tavsiye edildiğini hatırlatan Prof. Dr. Turhal, “Bu şikâyetler sorgulandıktan sonra erken dönemde de kolonoskopi düşünülebilir” diye konuştu.

Prof. Dr. Özlem Er de konuşmasında, erken tanıda tarama programlarının önemine dikkat çekti. Türkiye’de tanı ve tedavide her türlü gelişmenin uygulandığına dikkat çeken Prof. Dr. Er, bu konuda şanslı olduklarını ifade etti. Prof. Dr. Er, kanserde çevresel faktörlerin etkisine dikkat çekerek, alkol ve sigaranın büyük risk olduğunu belirtti. Prof. Dr. Mahmut Gümüş de, sağlıksız beslenmeyi ve sigara içmeyi önleyerek 3 kanser vakasından 2’sinin önlendiğini kaydetti.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It