17 Mayıs 2016

Hedefimiz; alanımızda mükemmeli yakalamak, insan sağlığını geliştirmek ve hastaların yaşantısında fark yaratmaktır

hasan kavak1 

MEALIS-Ortadoğu Yaşam Bilimleri A.Ş. Genel Müdürü Hasan Kavak ile faaliyetleri hakkında bir söyleşi gerçekleştirdik.

MEALIS’in Türkiye ve Ortadoğu’daki faaliyetlerinden bahseder misiniz?

MEALIS Türkiye 2014 yılında, MEALIS Ortadoğu (MEA) 2013 yılında kuruldu. MEALIS küresel pazarda lider konumdaki firmaların bölgesel distribütörlüğünü yapmaktadır. İstanbul haricinde, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde Lübnan ve Dubai’de ofisleri bulunan MEALIS Life Science adı altında hizmet vermektedir. Mallinckrodt firmasının üretmiş olduğu X-ray ve MR kontrast maddeleri, radyoloji ve kardiyoloji’ye yönelik kontrast madde enjektörleri ve Neorad firmasının üretmiş olduğu BT girişimlerde kılavuzluk yapan Lazer Navigasyon Cihazlarının Türkiye distribütörlüğünü yapmaktayız. Ayrıca MSD firmasının Tüp Bebek ve Doğum Kontrol ürünlerinin Türkiye’de tedarik, tanıtım ve dağıtımını, Nükleer Tıp alanında ITG’nin Türkiye distribütörlüğünü, yine kadın sağlığı alanında distribütörü olduğumuz SIS ve endometrium örnekleme işlemlerinde kullanılan Crossbay firmasının ve Veldana Medikal’a ait endometriyal termal ablasyon tedavisinde kullanılan Cavaterm adlı ürünün Türkiye temsilcisiz. Tüp bebek işlemlerinde kullanılan Falcon marka ürünlerin bayiliğini de yapmaktayız. Firmamızın operasyonu, uzun yıllar sektörde iş deneyimini kazanmış, ilaç ve tıbbi cihazlar pazarında ileri derecede uzmanlığa sahip, etik politikalar ile uyumlu, iş yapma yetkinlikleri uluslararası düzeyde olan özel bir takım tarafından yürütülmektedir. MEALIS’in profesyonel ekibi, kapsamlı bölge deneyimi, iş gereklilikleri ve ihtiyaçlar konusundaki derin bilgi birikimi ile yüksek motivasyonlu, çözüm odaklı ve tekil müşteri hizmetleri üzerine odaklanmıştır. Ekibimiz; satış, pazarlama, distribütör ve proje yönetimi konularında gerekli yetkinlik ve bilgi birikimine sahiptir.

Yeni ürünleriniz ve yeni çalışma alanlarınız hakkında bilgi verebilir misiniz?

Mealis sağlam adımlarla ve hızla büyüyen genç bir şirkettir. MEALIS’in birincil hedefi; Radyoloji / görüntüleme alanındaki mirası, becerileri ve güçlü iletişim ağı ile Ortadoğu’da ve Türkiye’de görüntüleme konusunda en önemli temsilcilerden biri olma pozisyonunu korumaktır. Radyoloji konusuna sürekli odaklanması dışında, Kadın Sağlığı, Nükleer Tıp ve Gıda Takviyesi ürünleri gibi alanlarda potansiyel gelişme fırsatlarını elbette sınırlandırmadan değerlendirmektedir. Firma stratejimize uygun olarak ürün portföyümüzü geliştirmeye 2016 yılında da devam edeceğiz. Ayrıca yerli ilaç üretimi için çalışmalarımız hızla devam etmektedir.

Sağlık Bakanlığı ilaç fiyatlarını belirlerken uygulamış olduğu sabit döviz kurunun gerçek kurla olan farklılığı nedeniyle oluşan sektörel problemler nelerdir? Bütçelerdeki kısıntılar faaliyetlere nasıl yansıdı?

İlaçta uygulanan sabit döviz kuru politikası endüstri için yönetilmesi oldukça güç bir yük oluşturmaktadır. İlaç firmalarının üretim ve Ar-Ge yatırımı yaparak yeni ürünler ortaya koyması, küresel rekabette geri kalmaması ve dış ticaret dengesine olumlu katkı sağlaması için öncelikle hak ettiği kârlılığı elde etmesini sağlayacak fiyatlandırma ve geri ödeme politikalarının uygulanması gerekiyor. Artan ilaç harcamalarının kamu maliyesi üzerindeki baskısı; ilaç fiyatlarının sürekli düşürülmesiyle dengelenmeye çalışılmakta. Düşen fiyatlar ve artan iskontolara ek olarak kur farkının giderek büyüdüğü bu süreci ilaç firmaları yatırımlarını erteleyerek/iptal ederek veya çalışan sayılarını azaltıp küçülerek yönetmeye çalışıyor. Ancak gelinen nokta sürdürülebilir olmaktan uzak. Sürdürülebilir bir fiyatlandırma için ilaç bütçesi sunulan hizmet ile uyumlu olarak belirlenmeli, sabitlenen döviz kuru ve mevcut referans sistemi revize edilmelidir. İç pazardaki fiyatların sadece yurtiçinde etkileri yoktur. Aynı zamanda ihracat fiyatlarını da olumsuz etkilemektedir. İlaç ihraç edilen ülkelerde Türkiye’nin iç pazarındaki satış fiyatını baz alınmaktadır.

İlaç fiyatları belirlenirken uygulanan döviz kuru politikaları yabancı sermayenin ülkemize girmesini veya faaliyetlerini sonlandırmasına sebep oluyor mu?

Maalesef uzun, zahmetli ve çok yüksek yatırımların neticesinde hastaların hizmetine sunulan yeni moleküller, yeni ilaçlar, artık Türkiye’de pazara girememekte ve sadece sınırlı sayıda hastanın erişimine açık hale gelmektedir. Uzun dönemde bunun neticesi olarak, ülkemizde yeni ve yenilikçi ilaçlara hastaların erişimi çok sınırlı hale gelebilir. Daha uzun, daha aktif ve daha kaliteli bir yaşamı, sevdiklerimizle birlikte sürmemize katkıda bulunan araştırma ve geliştirmeye dayalı yenilikçi ilaç sanayinde ekosistemin güçlü, öngörülebilir ve sürdürülebilir kılınması gerekir diye düşünüyorum. Aslında; hastaneye yatış, ameliyat, komplikasyon veya hasta bakım ve nekahat gibi unsurlar düşünüldüğünde yenilikçi ilaçlar sayesinde orta ve uzun vadede kişi başına düşen sağlık harcamalarını azaltıp, ülke bütçesine, aile bütçesine daha fazla pozitif katkı sağladığı açıktır. Güçlü bir fikri mülkiyet koruması ve sürdürülebilir bir fiyat olmadan, öngörülebilir, dengeli bir bütçe ortaya konmadan, ilaç endüstrisinin, Ar-Ge süreçleri yıllarca devam tek bir molekülü, tek bir ilacı, milyarlarca dolarlık yatırımla hastalara sunmaya devam etmesi mümkün olamayacaktır. Eğer gerekli yapısal reformları uygular, sağlık sistemimizde Ar&Ge ve inovasyonu hak ettiği şekilde desteklersek, inanıyorum ki ilaç endüstrisi hep beraber çalışarak, Hükümetimizin 2023 hedeflerine giden yolda en önemli aktörlerden biri olacaktır. Türkiye bölgesinin yönetim, üretim, inovasyon ve hatta Ar&Ge merkezi haline gelebilir. Bu güçlü potansiyele fazlasıyla sahip olduğumuzu düşünüyorum. Ki şu anda izlenen politikaların bu anlamda ciddi ve pozitif gelişmeleri sağlamakta olduğu görülmektedir.

Gerçek kur ile oluşan aradaki fark nedeniyle, ilaç üreticileri ne tür çözümler üretiyor?

Üretici firmalar maliyetleri düşürmek adına maliyet kalemleri için farklı ve daha ucuz alternatif kaynaklara yöneliyor. Maliyetleri oluşturan en büyük kalem de hammadde olduğu için ucuz hammaddeye yönelme oluyor. Bu da ilaç kalitesinde zaman zaman soru işaretlerinin oluşmasına neden olabiliyor. Sadece hammadde değil ilaç üretiminde kullanılan yardımcı madde ambalaj malzemesi hatta ilacın sevk edildiği kolinin bile belli bir standartta olması gerekir. Bu nedenle bu kalemlerde yapılacak tasarruflar aynı zamanda büyük kalite problemlerinin çıkmasına sebep olacaktır. Satış pazarlama odaklı şirketler de personel giderlerini minimize etmek için çalışan sayılarını azaltıyor ne yazık ki.

Bu durum hastanın orijinal ilaca ulaşmasını zorlaştırıyor mu?

Bu konuyu rakamlar üzerinden daha net ortaya koyabiliriz diye düşünüyorum. 2005 – 2011 yılları arasında FDA ve EMA süreçlerini tamamlayarak bu ülkelerdeki hastaların kullanımına sunulan molekül ve bileşiklerin ancak % 29’u aynı dönemde Türkiye’de erişilebilir durumdaydı. Bu değer, 2013’ün ikinci çeyreğinde % 4’e gerilemiştir. Şu anda ise % 2 seviyelerindedir. Söz konusu olan ilaca erişim hakkı ve insan hayatı iken, Amerikalı ve Avrupalı bir hastanın neden yenilikçi ilaçlara Türk insanından daha fazla erişim şansına sahip olduğuna cevap bulmamız lazım.

İlaçtan gelen cari açık sorunu da var değil mi?

2010-2015 döneminde izlenen ilaç endüstrisinde yerelleşme politikasının da etkisiyle; Türkiye ilaç endüstrisinin ihracatı, yüzde 9,8 artarak 939 milyon ABD dolarına ulaşmıştır. İlaç ithalatı ise yüzde 2,6 küçülerek 4,6 milyar ABD doları oldu. Böylelikle, ihracatın ithalatı karşılama oranı, 2010-2015 dönemindeki en yüksek oranına erişerek, yüzde 20,3 seviyesinde gerçekleşmiş ve ilaç endüstrisi, cari açığın azalmasına olumlu katkı sağlamıştır. Rakamlar bize “evet ilaçta ciddi bir cari açık sorunu var” dedirtiyor. Ancak şu anda yakalanan bu pozitif trendin uzun süreli olacağını ve ihraç ettiğimiz ürünlerin yüksek teknoloji içeren ürünlerle bu açığın hızla azalacağını ümit ediyorum.

Hükümet yetkililerinin ilaç fiyatlarına zam konusunda bir çalışmaları var mı?

Bildiğiniz gibi 2009 Nisan ayından geçtiğimiz yılın Mayıs ayına kadar sabitlenmiş Euro kuru değeri 1,9595’ti. İlaç üreticilerinin açtıkları davaları kazanmaları sonucu ilaç fiyatlandırmasında kullanılan Avro kuru artırılmak zorunda kalınmıştır. Sabitlenmiş kur değeri; 2015 Mayıs ayından bu yana kademeli olarak önce 2,00 daha sonra 2,0787’ye ve güncel olarak da 2,1166’ya yükseltildi. Elbette ilaç firmalarının beklediğinden çok daha az bir oranda artış gerçekleştirilmiştir. 2016’dan itibaren uygulanacak olan “bir önceki yıl Avro ortalamasının yüzde 70’i üzerinden” fiyatları belirlemek ise kur değişikliğine kısmen duyarlı, ancak neticede oransal olarak yine bir kur sabitleme mekanizmasıdır. Bunun yanında SGK’da bazı ilaçlarda iskonto oranlarını yeniden düzenleyerek, fiyatı düşük olan ürünlerin en azından piyasada bulunulurluğunu sağlamıştır.

Türkiye’deki ilaç sektörünün bugünkü durumu hakkında ne düşünüyorsunuz?

Türkiye’nin şu an ithal ettiği ürünler, yeni ve yüksek teknoloji gerektiren biyoteknoloji, onkoloji, kan ürünleri gibi ürünlerdir. Ancak ben şu anda üretime ve Ar-Ge’ye olan desteklerin geliştirilerek devamının sağlanması sonucu, bu tür ürünlerin de üretim ve geliştirilmesinin Türkiye’de yapılabileceğine inanıyorum. Türkiye birçok alanda olduğu gibi ilaç sektöründe de yeterli rekabet gücüne henüz ulaşamamıştır. Türkiye toplam ilaç pazarı, 2015’te % 15,5 büyüme ile 16,87 milyar TL’ye ulaşmıştır. Kutu ölçeğinde ise % 6,7 büyüme ile 1,95 milyar hacim gerçekleşmiştir.

İlaç sektöründe Türkiye’nin büyük bir potansiyeli var. Ar-Ge, inovasyon ve markaya yeterince yatırım yapılıyor mu?

Ülkemiz her zaman önemli yatırımları çekme, Ar-Ge, üretim ve yönetim alanlarında merkez konumunda olma açısından yüksek potansiyele sahip. Ancak, bu fırsatlar, Türkiye ciddi potansiyellere sahip olduğu veya Türkiye’deki pazar büyük olduğu için kendiliğinden ortaya çıkmayacaktır. Fırsatlar ancak, sanayi dostu uzun vadeli bir vizyon ve buna paralel politikalarla gerçekleşebilir. Bizler de yöneticiler olarak kendi firmalarımız kanalı ile ülkemizin bu alanlarda daha fazla ön planda olması için ciddi bir mücadele vermemiz gerekir diye düşünüyorum. Açıklanan 2023 vizyonu içinde, sağlık ve ilaç sektörlerinin gerçek birer lokomotif olabileceğine gönülden inanıyorum. Bu nedenle, sektör olarak başta Sağlık Bakanlığımız olmak üzere farklı bakanlıklarımızla yapılan strateji planlarına ve iş birliği çalışmalarına çok değer veriyorum ve hayata geçmeleri için desteklenmesini hepimizin görevi olarak görüyorum. Ancak şunu söylemekte de fayda görüyorum. Türkiye, Sağlıkta Dönüşüm Projesi çerçevesinde önemli sağlık parametrelerinde öne çıkmış, birçok ülke tarafından örnek olarak takip edilir hale gelmiştir. Bu kapsamda, yenilikçi ilaçlara hızlı erişimin de düzenli olarak sağlanması tüm paydaşlara fayda getirecektir.

Son dönemlerde sektörün de içinde olduğu, iletişimin ve pazar aktivitelerinin yürütüldüğü sosyal medya konusuna Mealis olarak nasıl bakıyorsunuz ya da ne gibi çalışmalar planlıyorsunuz?

Sosyal medya, kişisel yaşamın olduğu kadar artık sektörel yaşamın da kaçınılmaz bir parçası. Sağlık iletişimi denince akla ilk olarak doktor-hasta iletişimi gelebilir. Hâlbuki mesajların birden fazla kanaldan farklı araçlarla paydaşlara ulaşması, halkın hastalık ve tedavi metotları konusunda bilinçlendirilmesi ve bunun teknoloji ile desteklenmesi çok önemli. Bu konuda sosyal medya hızlı ve kolay uygulanabilir bir iletişim yolu olması açısından sektöre yeni bir boyut getirdi. Elbette bu yolu doğru ve etik bir şekilde kullanmak bu işin olmazsa olmazı. Firmamızın da sosyal medyada takip edilebilen hesapları mevcut ve önümüzdeki dönemde yeni uygulamalarla daha da geliştirmek için planlarımız var.

Sizce 2016 yılında ilaç sektörünü bekleyen ve etkileyecek olan en önemli konular hangileri?

Ruhsatlandırma, Fiyatlandırma, Geri Ödeme, Klinik Araştırmalar gibi ilaç sektörünün temel alanlarındaki uygulamalar önemini sürdürmeye devam edecektir diye düşünüyorum. Ayrıca 10. Kalkınma Planı kapsamında yerli üretim kapasitesinin artırılması, Ar-Ge ve girişim ekosisteminin geliştirilmesi hedefleri de ilaç sektörünü etkileyecek önemli konular olacak.

Sağlık Bakanlığı’nın ilaç tanıtımına getirdiği kısıtlamalar hakkında ne düşünüyorsunuz?

Biz ülkemizde ürün tanıtım elemanlarının daha eğitimli, daha bilinçli, daha sorumlu olma gerekliğinden ve artan etik düzenlemelerden çok memnunuz. Sektördeki tüm firmaların da gerek etik değerlerler gerekse bakanlık düzenlemeleri ekseninde hareket etmesini gerektiğini düşünüyoruz.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It