2 Aralık 2019

GİRİŞİMSEL NÖRORADYOLOJİNİN KADIN DUAYENİ: PROF.DR. IŞIL SAATCİ

esra oz

Esra ÖZ yazdı…

 

Türk tıp tarihinde birçok ilke imza atan girişimsel kadın nöroradyolog Prof. Dr. Işıl Saatci ile başarısının sırrını ve girişimsel nöroradyoloji alanındaki son gelişmeleri konuştuk.

 

Türk tıp tarihinde birçok ilke imza atan girişimsel kadın nöroradyolog Prof. Dr. Işıl Saatci ile başarısının sırrını ve girişimsel nöroradyoloji alanındaki son gelişmeleri konuştuk. Girişimsel Nöroradyoloji alanında dünyadaki en önemli isimlerden olan Prof. Dr. Işıl Saatci hocamın tıp literatürüne geçmiş birçok çalışması var. Uluslararası dergilerde yayınladığı 130’un üzerinde yayına 5 binin üzerinde atıf yapılmış. Beraber çalıştığı Prof. Dr. Saruhan Çekirge ile birlikte uluslararası, çok merkezli birçok çalışmada yer almışlar ve halen de alıyorlar. Kendi alanında birçok dergide eleştirmen olarak görev üstlenmesine ek olarak Avrupa Derneği tarafından desteklenen uluslararası ‘Neuroradiology’ dergisinin Nörogirişim (Neurointervention) kısım editörü. ABD’deki önemli tıp merkezleri dahil dünyanın farklı merkezlerinde davetli olarak beyin damar hastalıklarının ameliyatsız damar içi yolla tedavilerini tüm dünya doktorlarına öğreten kadın cerrah! Özellikle WLNC (World Live Neurovascular Conference) gibi global canlı endovasküler cerrahi kurslarında 700-1000 kişilik doktor ve ilgili teknoloji gruplarının temsilcileri önünde canlı yayınlarda yaptığı ameliyatlarla eğitim veren dünyadaki tek girişimsel kadın nöroradyolog …

ısıl saatcı 2

Girişimsel Nöroradyoloji nedir?

Girişimsel Nöroradyoloji, beyin damar baloncukları, damar yumakları ve beyin damar tıkanıklıkları gibi beyin damar hastalıklarının yüksek teknolojik ve ‘bıçaksız’ yani kapalı ameliyatlarla tedavi edilmesi ile uğraşan tıp alanı. Beyin krizi olarak adlandırılan durumlarda müdahale ediliyor. Prof. Dr. Işıl Saatci, beyin damar hastalıklarının endovasküler tedavisi alanında yarattığı gelişmeler ile kendini uluslararası camiada kabul ettirmiş; geliştirdiği ve geliştirilmesinde katkı sağladığı tedavi metotları tüm dünyadaki hekimler tarafından kabul görmüş durumda. Kasık damarlarından girilerek yapılan kansız beyin ameliyatları gerçekleştiren Prof. Dr. Işıl Saatci, 2000 yılından bu yana ABD, Çin, Japonya, Kore ve çeşitli Avrupa ülkelerinde davetli olarak gidip eğitim veriyor; önemli tıp merkezlerinde seçilmiş vakaların tedavisi için eğitim ve proktorluk amacı ile davet ediliyor. Birçok ülkede seçilmiş hastaların kapalı damar içi beyin operasyonlarının gerçekleştirilmesine yardımcı oluyor.

Girişimsel Nöroradyolojide Son Gelişmeler

Girişimsel nöroradyolojide son gelişmeleri Prof. Dr. Işıl Saatci, şöyle anlattı: “Beyin damar hastalıklarının damar içinden gidilerek, açık ameliyat olmadan yani kafa kemiği açılmadan, görüntüleme kılavuzluğunda tedavisi son 25-30 yıldır yapılmakta. Teknolojideki ilerlemeler ve buna koşut olarak gerek görüntüleme yöntemlerindeki gelişmeler gerekse yeni geliştirilen malzemeler ile son yıllarda daha önce mümkün olmayan pek çok tedaviyi çok daha basit, hızlı ve efektif yapabilmekteyiz; beynin en uç dallarına damar içinden yani kasıktan veya bazı seçili hastalarda koldan girerek ulaşabilmekteyiz. Damar baloncuklarının (anevrizmaların) kese içinin tıkanmasının yanı sıra içlerine giren kan akımının azaltılarak kapatılması; milimetreden küçük damarlara balonlu kateterlerle ulaşılarak kan akımının kontrolü ile damar yumaklarının (AVM: arteriyovenöz malformasyonlar, fistüller) daha etkili tıkanabilmesi; inme atağına neden olan beyne giden ya da beyin içindeki damarların açılması artık günlük pratiğimizde yapabildiğimiz tedavilerdir. Kullanılan malzemeleri daha da geliştirebilmek için çalışmalar devam ediyor. Yapay zeka çalışmaları (Artificial intelligence) ve genetik araştırmalar bizim alanımızda da sürüyor. Belki akıllı moleküller bizim alanımızda da günün birinde yer bulacak.”

Kadın bilim insanlarının başarılı olması için neler öneriyor?

Kadın bilim insanlarının başarılı olması için Prof. Dr. Işıl Saatci şunları öneriyor: “Aslında bilim insanı olarak, cinsiyet gözetmeksizin, çok çalışmak, çok okuyarak yenilikleri takip etmek, kendinize güvenerek düşüncelerinizi, yöntemlerinizi, deneyimlerinizi hayat geçirmek, bunları sözlü ve yazılı olarak uluslararası ortamlarda paylaşmak ve en önemlisi belki de yılmamak lazım.

Kadınlar, tüm dünyada eşit temsil fırsatı yakalayamıyorlar. Bazı alanlarda bu eşitsizlik daha da belirgin. Doğa bilimlerinde profesör ünvanlı çalışanlar arasında kadınların oranı %20’den az (Lancet: 2019; 393: 560). Bizim alanımızda kadın hekimlerin oranı uluslararası camiada genel olarak %10’un altında. Hele ki akademik çalışmalarda bulunanlara bakıldığında bu oran daha da aşağılara inmekte. Son dünya kongresinde (WFITN: World Federation of Interventional and Therapeutic Neuroradiology, Napoli, Ekim 2019) benim de moderatörü olduğum bir oturum bu konuya ayrılarak kadınların bizim alanımızdaki güncel durumu ve nasıl daha iyi duruma getirilebileceği tartışıldı. Aslında tıp fakültesi öğrencilerine bakıldığında kadınların oranı erkeklerle başa baş gitmekte. Ancak cerrahi branşlar söz konusu olunca kadınlar aleyhine belirgin bir fark ortaya çıkmakta ve bu fark ilerleyen senelerde ve mesleki kıdemlerde giderek artmakta. Genel olarak değerlendirildiğinde mesleki cinsiyet eşitsizliğinin nedenleri kişinin kendisinden (‘intrapersonal’ ya da ‘supply side’ yani ‘arz tarafı’) kaynaklı veya kişinin kendisi dışı nedenler (ki ‘interpersonal’ kişiler arası ya da ‘demand side’ yani talep tarafı) olabilir (Kaynak: PNAS 2015; 112 (49): 12355).

“Kadının Kendine Güvenmesi Bana Göre Birinci Ön Koşul”

‘Talep’ grubu içine kurumsal ya da toplumsal öğreti, beklenti ve algılar girmekte ki bunlar da biyolojik farklılıklara bağlı olabileceği gibi, maalesef, sadece öğrenilen tercih ve deneyimler daha da önemli etken olabilmekte. ‘Arz’ tarafına ise kişinin kendi algı ve kararına bağlı etkiler girmekte. Yani, kadının kendisine aile, toplum ve tabii meslek yaşantısı ile ilgili biçtiği rol ve hedefler belirleyici olmakta. Bu genel yaklaşımı göz önüne alarak kadınların neler yapabileceği ya da yapması gerektiğini düşünürsek kadının kendine güvenmesi bana göre birinci ön koşul. Siz kendinize inanmazsanız başkalarının size inanmasını sağlayamazsınız. Sonra ailenizin size inanması lazım ki ‘cinsiyetinizden’ kaynaklanabilecek algı ve beklenti ile ilgili diğer zorlukları yenmek için güç bulasınız. Kadınların cinsiyetlerinden dolayı geri planda kalmayı doğal görmemeleri gerekir. Cinsiyet, doğal olarak, kişilerin birbirinden farklı yapısal özellikler taşıması anlamına gelir ancak bu, bir cinsiyetin diğerinden ‘daha iyi’ ‘daha üstün’ ‘daha yetenekli’ ya da ‘daha yetersiz’ olması anlamına gelmez. Kadınların kendilerine doğru hedefleri koyması ise bir sonraki koşuldur.

Benim Rol Modelim “Hem İyi Bir Bilim İnsanı, Hem de Yetkin, Çalışkan, Aktif Bir Anne Olunabileceğiydi”

Ben, kendimi bu anlamda çok şanslı görüyorum. Rahmetli annem meslek hayatında ve meslek yaşantısında son derece aktif, birçok akademik çalışmalarda bulunmuş, bilim ödülleri almış, kendi alanında çok sayıda çok iyi akademisyen yetiştirmiş, bölüm başkanlığı, dernek başkanlığı, kurucu başkanlık ve üyeliklerde bulunmuş Çocuk Nefroloji (Böbrek hastalıkları) Profesörü idi. Bunları yaparken de ona en fazla inanan kişi olan rahmetli babam en büyük desteği vermişti. Biz iki kardeş olarak yetişirken hiçbir zaman, annemizin mesleki performansının yol açtığı herhangi bir eksiklik hissetmedik. Benim rol modelim ‘Hem iyi bir bilim insanı, hem de yetkin, çalışkan, aktif bir anne olunabileceği’ idi. Okul hayatımda hep iyi bir öğrenciydim. Lise yıllarında TÜBİTAK ödüllerim oldu. Üniversite sınavında Fen puanında Türkiye 12.si olarak Hacettepe Tıp Fakültesi’ne girdim ve okul dördüncüsü olarak mezun oldum.

Yeni ne yapabilirim?

Aynı üniversitedeki Radyoloji ihtisasım sırasında bölüm başkanımız Prof. Dr. Aytekin Besim’in ‘Üniversitede akademik faaliyet göstermek isteyen her kişinin yeni bir alan ya da konuda eğitim alarak yenilik getirmesi gerektiği’ şeklindeki vizyonu bizlere ufuk oldu; ‘Yeni ne yapabilirim?’ düşüncesi ile motive olduk. A.B.D.’de Nöroradyolojideki üst eğitimim de bu motivasyonla başladı. Şansım sonrasında da devam etti ve beraber, aynı alanda çalıştığım eşim Prof. Dr. Saruhan Çekirge ile birçok ilki birlikte başardık. Tabii, bu demek değil ki, kadınların başarılı olması için ‘arkasında aile veya başka bir güç olmalı; aksi takdirde kadınlar bilim insanı olamazlar’. Ancak kadınlar öncelikle kendilerine güvenmelidir ki diğer kişilerden de onlara güvenmelerini isteyebilsinler. Bu ise kendilerini sürekli geliştirmeleri ve çok çalışmalarında dayanak bulur.”

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It