21 Ocak 2018

Doktor Olmayan Kişilere Derinizi Emanet Etmeyin!

_DEM4324

Geçmişten günümüze ülkemizin Medikal Estetik alanında en büyük ve en zengin bilimsel programına sahip olan Ulusal Medikal ve Estetik kongresinin ikincisi bu sene 19-22 Ocak tarihleri arasında Antalya, Kaya Palazzo Otel’de gerçekleştirildi. Medikal Estetik Derneği’nin ev sahipliğinde düzenlenen kongre kapsamında yapılan basın toplantısına Kongre Başkanı ve MESTDER Başkanı Dr. Devrim Gürsoy, MESTDER Genel Sekreteri Dr. Ayşegül Girgin, Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Umut Topal, Dermataloji Uzmanı Dr. Ali Şahan katıldı.

  1. Ulusal Medikal Estetik Kongresi alanında önemli kişilerin buluştuğu güçlü bir bilgi platformu oldu…

 

MESTDER (Medikal Estetik Derneği) Başkanı ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Devrim Gürsoy konuşmasında kongre ile ilgili olarak şu bilgileri paylaştı:

“Ev sahipliğini üstlendiğimiz 2. Ulusal Medikal Estetik Kongresi’nde sağlık profesyonelleri ile bir araya gelmekten büyük onur duyuyoruz. 400’ün üzerinde katılımcının takip ettiği 2. Ulusal Medikal Estetik Kongresi kapsamında tüm dünyadan ve ülkemizden bilgi ve birikimlerini paylaşmak üzere bir araya gelen seçkin konuşmacıların yer aldığı üst düzey bir bilimsel program hazırladık. Kongre süresince 2,5 gün devam eden bilimsel oturumlar, paneller, uydu sempozyumları ve meslektaşlarımızın araştırmalarını sunma fırsatı bulduğu sözlü bildiri oturumları, teorik ve pratik bilgiyi artıracak kurslar düzenlendik. Bilimsel paylaşımların yanı sıra hem meslektaşlarımızın hem de hastalarımızın yaşadığı sıkıntılar da konuşuldu. Medikal Estetik uygulamalarında en büyük sıkıntılardan biri ehil kişiler tarafından yapılmayan sözde uygulamalar… Etik ve ahlak dışı olduğu gibi sağlığı tehdit eden bu sorunun çözüme ulaştırılması için biz uzmanlar omuz omuza vermeli, iş birliği yapmalıyız.”

4 Fırsat, 4 Tehlike

 

Dr. Gürsoy, tüm dünyada ve ülkemizde de en hızlı gelişen tıp alanının medikal estetik olduğuna dikkat çekerek bu alanda dört fırsat ve dört tehlike ile karşı karşıya olduklarını belirtti:

“ Medikal Estetik alanında 4 fırsatımız var. Birincisi, ülkemizin uygun coğrafi konumu tüm dünyadan bu alanda hizmet almak isteyen kişiler açısından en büyük cazibe merkezi olabilir. Medikal estetik Türkiye’nin en büyük sağlık turizmi kozu olabilir. İkincisi, Türkiye tüm dünyadan doktorların bu alanda eğitim alacağı bir merkez haline gelebilir. Üçüncüsü, bu dernek çerçevesinde sağlık bakanlığının yetkilendirdiği plastik cerrah, dermatolog ve medikal estetik hekimlerin bir araya gelmesi, ilerleyen dönemde bu konuda öncü görev üstlenmesi şansını yaratacaktır. Dördüncü fırsatımız ise “Merdiven altı ile mücadele”, medikal estetiğin sağlık bakanlığının ruhsatlandırdığı yasal alanlarda, yetkili hekimler tarafından hayata geçirilmesi alanın büyümesinde kaçınılmaz bir gerekliliktir.

 

Öte yandan 4 tehlike ile de karşı karşıyayız.  Merdiven altı denilen rastgele mecralarda bu uygulamaların yetkisiz kişiler tarafından yapılması kamu sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Dudağa dolgu yerine sanayi silikonu, bebe yağı sıkılması, botulinum toksin yerine “at dopingi” gibi maddelerin enjekte edilebilmesi gibi örnekler olayın vahametini göstermektedir. Sağlık turizmi açısından dünyanın önde gelen merkezlerinden olabilme fırsatı bu kadar yakınken merdiven altı uygulamaların yaygınlığı ve maalesef komplikasyonların artması ülkemiz aleyhine bir karşı propaganda malzemesi haline getirilmeye çalışılmaktadır. Uluslararası Estetik Tıp eğitiminin odağı olabilecek durumda olmasına rağmen, planlarımızı bu yönde netleştirmemiz gerekirken hekimler arasındaki uyumsuzluk ve alan kavgasının varlığı bu şansı doğru kullanmamamıza neden olmaktadır. Medikal estetik alanındaki eğitim, müfredat ve standartizasyon ve uluslararası platformlarda temsil amacıyla hekimlerin bir araya gelmediği müddetçe alanda kontrolsüz, yasadışı, yetkisiz ve hekim dışı uygulamalar sektördeki ağırlığını belki de kısa bir sürede yüzde 70-80 oranına çıkaracaktır.”

MESTDER Genel Sekreteri ve Medikal Estetik Hekimi Dr. Ayşegül Girgin basın toplantısında kongrenin bilimsel programından bahsederek yeni teknolojiler hakkında bilgi verdi:

“19-22 Ocak tarihleri arasında 2. sini yaptığımız Ulusal Medikal Estetik Kongresi’nde; paralel iki salonda 5’i yabancı, 71 konuşmacımız ile 18 panel, 3 uydu sempozyumu, 5 kurs ve kongremizde ilk defa medikal estetikle ilgili önemli 5 ayrı konunun her yönü ile ele almak ve konu ile ilgili soru işaretlerini gidermek için “beyin 5 fırtınası” oturumları düzenledik. Medikal estetik multidisipliner bir branş olması nedeniyle kongremizin kapsamına estetik jinekoloji, damar tedavileri ve fleboloji, saç tedavileri, beslenme, kilo kontrolü, sağlıklı yaşam ve antiaging yönetimi için bize rehberlik eden yeni laboratuvar tetkikleri ve son dönemde gündemde sıkça gördüğümüz kök hücre, DNA tamiri genomik kararlılık konularına yer verdik. Son yıllarda daha doğal ve başarılı güzellik ve gençliğin anahtarının bütünsel yaklaşımlarda olduğu bütün dünyada kabul görmektedir. Bu kongrede Bütünsel tedavi yaklaşımları konusunda yenilikler ve dünyadaki trendleri değerlendirdik.

Güneşi bol bir ülkede yaşamamız ve genetik yatkınlığımız nedeniyle “melazma” olarak adlandırdığımız tedavisi güç ve uzun süreli olan cilt lekelerinin tedavilerinde yeni bir dönem başlatan Thulium lazer ve atım süresi çok kısaltılmış ve cilt üzerine travmatik etkisi çok azaltılmış olan pico lazerlerden, iğneli müdahalelerden çekinen hastalar için iğnesiz cilt yenileme ürün ve yöntemleri ve göz etrafımızda hyalüronikasid mikro iğnelere sahip özel bantlarla yapılan göz etrafı yenileme tedavilerine, daha önce sadece cerrahi olarak çözebildiğimiz ancak son günlerde ultrasound, radyofrekans, plazma enerjisi ve çeşitli peptitlerle yaptığımız göz altı torbalarının cerrahi dışı tedavilerine, yüzün tamamında boyun ve dekoltedeözellikle kuru yıpranmış ince kırışıklarda yeni bir uygulama olan hyatox uygulamalarına, cilt canlandırma ve yenileme tedavilerinde kullanmaya başlanılan mannitol, süksinikasid, hidrojen peroksit gibi yeni moleküllere bir çok yeni konu hakkında konuşup bilgi ve deneyim paylaşımında bulunduk.

 

Ortalama yaşam süresinin uzaması, yaşam şartlarının değişmesi ve toplumda kabul görme kriterlerinin değişmesi Antiaging, estetik ve güzellik ile ilgili uygulamaların önemini her geçen gün arttırmaktadır. Bundan yaklaşık 50 yıl kadar önce gençleşmek ve güzelleşmek isteyen insanlar çok erken yaşlardan itibaren bıçak altına yatmak zorunda idi. Hatta bu ameliyatlar çok daha büyük müdahalelerle yapılırken günümüzde ameliyat olma ihtiyacı çok daha ileri yaşlara ötelenmiş ve çok büyük ameliyatlar olmadan sınırlı cerrahi müdahaleler ile istenilen sonuçlara ulaşılabilmektedir. Son yıllarda yaşam hızının artması nedeniyle iyileşme süreci uzun süren, genel anestezi gerektiren daha büyük müdahalelerin tercihi giderek azalmaktadır. Genel anestezi gerektirmeyen minimal girişimsel veya girişimsel olmayan müdahaleler medikal estetiğin teknolojik gelişmelerle ilerlemesi sonucunda daha etkili ve daha yaygın kullanım alanına sahip olmaktadır. Günümüzde hızlı ilerleyen teknoloji nedeniyle her geçen gün yeni çıkan tedavi, yöntem ve maddeleri öğrenmek ve yakından takip etmek daha da önem kazanmaktadır.”
Birleşip Tek Ses Olmaya Karar Verdik…

Basın toplantısına katılan Dermatoloji Uzmanı Dr. Ali Şahan ise özel eğitim almamış kişilerce yapılan uygulamaların tehlikelerine dikkat çekti:

“Yüzünüzü ve vücudunuzu iğneler ve/veya lazerler ile canlandırmak ancak bir doktor tarafından yapılabilecek işlemlerdir. Hatta bu alanda özel eğitim almış ve sağlık bakanlığınca uygulama yetkisi olan dermatoloji uzmanları, plastik cerrahlar ve medikal estetik hekimlere yüzünüzü teslim etmeniz en sağlıklı seçim olacaktır. Aksi takdirde yüzünüzde kalıcı izler ve fonksiyon kayıpları oluşabilir. Kısa bir zaman öncesinde uygulama önceliği konusunda biz doktorlar ortak bir noktada buluşamamış iken bir baktık ki doktor olmayan yetkisiz ve dahi bilgisiz kişiler ellerine lazerleri ve iğneleri almış işlemler yapıyor. Sonuç sanayi silikonu ile yapılan dudaklar, at dopingi ile yapılan botokslar, bir sürü lazer uygulaması sonucu ortaya çıkan yanıklar, ağızdan alınan vitaminlerin yüze uygulanması sonucu şişen ve kızaran yüzler…

 

Güzellik salonlarında yapılan lazer uygulamaları da oldukça tehlikeli sonuçlara sebebiyet veriyor. Çünkü FDA onayı olmayan, Dünya Sağlık Örgütü onayı olmayan birçok cihazın Türkiye’ye getirilip sonuç olarak para kazanmak amacıyla birlikte bu güzellik salonlarına verildiğini ve güzellik salonlarında insanların mağdur olduğunu görüyoruz.

 

Lazer vb. uygulamalar; Plastik Cerrah, Medikal Estetik Hekim ve Dermatoloji Uzmanı tarafından yapılmalı!

Biz bu estetik uygulamaların uzmanı doktorlar olarak artık doktor olmayan, ehli olmayan ne olduğu belirsiz kişilere karşı birleşip tek ses olmaya karar verdik. Lütfen doktor olmayan kişilere derinizi emanet etmeyin yoksa bir ömür boyu aynaya bakamayabilirsiniz.”

“Hastalara yapılacak uygulamalar etik kurallara göre değerlendirilmeli”

Plastik Cerrahi Uzmanı Dr. Umut Topal da estetik cerrahi ve medikal estetik uygulamalarında etik kurallara dikkat edilmezse sonuçlarının çok ağır olabileceğini vurguladı: “Estetik cerrahi veya medikal estetik uygulamalarından son yıllarda bir artış söz konusu. Ancak ehil olmayan ellerde yapılan medikal veya cerrahi işlemler de arttı ve bunun sonucunda mağdur olan pek çok hasta maalesef ağır sorunlarla yüz yüze kalıyor. Özellikle uygun olmayan yaş grubundaki hastalara gerek botox gerek yanak dolgusu gerek silikon ameliyatı bazen de yüz germe ameliyatlarının yapıldığını biliyoruz. Biz cerrahi veya medikal estetik işlemleri yaparken burada hasta değerlendirme etik kurallarımıza göre deontolojiye kesinlikle uymamız gerekiyor. Çünkü gerçekten ileriye dönük problemler çıkabiliyor. Bana gelen bir hastanın bundan 10 yıl önce 23 yaşındayken yüz germe ameliyatı olduğuna şahit oldum. Bu dönem zarfı içerinde 3 kez de yağ enjeksiyonu yapılmış ve hastamızda ciddi deformiteler oluşmuş yüzünde. Oysa ki genç yaş grubunda yapılacak yüz germe işleminin halihazırda gelişimini tamamlamamış kas iskelet sistemi üzerinde baskılayıcı özelliği olur. Bir başka açıdan da genç yaşta yüz germe yapılan hasta her 7-10 yıl sonrasında ameliyat mı olacak? Böyle bir durum hem teknik olarak hem de sonuçları açısından başarısız olacaktır. Yağ enjeksiyonu ise genç yaş grubu için fazla travmatik bir işlemdir. Yağ alınacak yerde cerrahi disseksiyonuna bağlı travma etkisi yaratır. Öte yandan merdiven altı yerlerde bu işlemlerin yapılması zaten direkt sağlığı tehdit eden önemli sorunlarla neden olmaktadır. Bu işlemlerin etik kurallar çerçevesinde gerçek hekimlerin ve uzmanların gözetiminde yapılması lazım. Bir başka suistimale açık konu da saç ekimidir. İstanbul da kaportacı dahil bir çok iş grubunda insan saç ekimi yapıyor oysa saç ekimi bir ameliyattır ve bu ekim sonrasında veya ekim esnasında oluşabilecek bir cerrahi komplikasyona bağlı hasta ölümleri bile meydana gelebilir. Hastalarımız ve ilgili kişilere kesinlikle bunları bir cerrahın veya bir medikal estetik uzmanının yapması gerektiğini belirtmek gerekiyor. Bu konuda titiz ve özen gösterirlerse mutlu olacaklarını ve sonuçlardan memnun kalacaklarını düşünmekteyiz.”

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It