6 Mart 2020

“Çapa Medikal olarak deprem yönetmeliğine uygun yeni depomuzda düzgün hizmet, düzgün kalite, hızlı servis ile sağlık lojistiği sunacağız”

Medikal News

Gerek temsilciliğini ve bayiliğini yaptığı ürünlerin kalitesi gerekse Türkiye’nin dört bir yanında gelen talepleri karşılamadaki hızıyla başarısını kanıtlayan Çapa Medikal, Mart ayı itibariyle İstanbul’da deprem yönetmeliğine uygun olarak inşa edilen modern deposunda hizmet vermeye başlayacak. “Önce İnsan” ve “İstikrarlı Fiyat” ilkelerinden ödün vermeyen Çapa Medikal, başta özel hastaneler olmak üzere kamu ve üniversite hastanelerinin, Eczanelerin ve ilgili dağıtım firmalarının medikal sarf malzemesi ihtiyacını büyük bir titizlik ve hız ile karşılayarak “Sağlık Lojistiği” alanında uzman bir paydaş olarak konumlanıyor. 2003 yılında aldığı ISO 9001:2000 kalite belgesi ile uluslararası standartlarda hizmet verdiğini kanıtlayan Çapa Medikal, bu kapsamda Ar-Ge birimi, yüksek teknolojiyle işleyen depoları ve ürün bazındaki deneyimiyle sektörün en başarılı tedarikçileri arasında yerini almış durumda.

 

 

Depreme dayanıklı depo

Yeni depo ve faaliyetleri hakkında konuştuğumuz Çapa Medikal Genel Müdürü Zekeriya Avşar, taşınmalarında birçok sebebin olduğunu fakat en önemlisinin deprem yönetmeliğine uygun yapılmış bir binada hizmet vermek olduğunu söyledi. Yeni depo yeri için bir yılı aşkın bir çalışma yürüttüklerini belirten Avşar, “Hadımköy Akpınar bölgesinde Deprem yönetmeliğine uygun bir binaya taşınmanın yanı sıra, daha modern, daha büyük, yurt dışındaki depolar gibi GDP’li (İyi Dağıtım Uygulamaları) ilk depo yapmak için bir uğraş içerisine girdik. Yer seçimi ile ilgili uzun araştırmalar yaptık. Deprem fay hattına en uzak olan ve depremde de yolların etkilenmeyeceği bölgedeki yolları araştırdık. Bilimsel olarak hazırlanan zemin etütlerinde sağlam olan lokalizasyonlardan birini seçtik. Bulunduğumuz bölge Hızlı servis yapabileceğimiz bir bölge. Burada 10 bin paletlik devasa bir depo yaptık. Deprem anında en az 2 aylık tıbbi malzemeyi hastanelere tedarik edebileceğimiz bir depo oluşturmuş olduk. Taşınma konumuz aslında bir Sosyal Sorumluluk Projesi. Sağlık ile ilgili STK’larda Deprem ile ilgili yapılan bir çalışmada tıbbi malzeme tedariği sağlayacak olan firma olarak genelde bizim ismimiz zikredilmiş. Onun için biz bu işi bir vazife gördük ve yeni depo alanımızı kurduk” dedi.

IMG-20200229-WA0011

“Şartlar artık değişiyor”

Yeni depoda başka birçok özelliğin de olacağına değinen Zekeriya Avşar, “Çünkü artık ÜTS olsun, saklama koşulları olsun değişiyor. Yerdeki epoksi zemin kaplamadan forkliftlere, rafların şekli ve dayanıklılığına kadar her şey değişecek yeni depomuzda. Üniversiteden onaylı raf sistemleri kullandık. Aynı anda 8 Tırın yanaşabileceği, yurt dışındaki depolardan hiçbir farkı olmayacak depomuzun. Şu anda fiyata dayalı bir döneme girdiğimiz halde Çapa Medikal olarak düzgün hizmet, düzgün kalite, hızlı servis, doğru koşulda ürünü saklamadan vazgeçmeyeceğiz. Depomuz 15 metre yüksekliğinde tabanı 10 bin metrekare. Yüksekliğinden dolayı 50 bin metrekarelik bir alan olarak düşünebiliriz. Deponun üzerinde 1600 metrekarelik de ofis alanımız var. Lojistik depoları sıkıntı halinde bazen ürünü yetiştiremiyor. Acil olduğunda, ürünün bazen değeri çok düşük olabilir ama hayat kurtaracaksa 10 katı maliyette olsa hastaneye yetiştiriyoruz. Onun için de ofisimizin de depomuzun içerisinde olmasına gerek olduğuna karar verdik. Depoya yaptığımız yatırımı 10 yılda çıkaracağımıza inanıyorum. Ülkeye inandığımız için de yatırımdan vazgeçmiyoruz. Hem üretim yatırımımızı artırıyoruz hem depo yatırımlarımızı. Şu anda 7 bin civarında ürünü depomuzda bulunduruyoruz. Çalışan sayımız ise 100’ü geçti. Satışlarımızın yüzde 80’i özel hastane ağırlıklı. Yüzde 11’de devlet hastaneleri. Çapa Medikal olarak özel hastanelere odaklandık. Bu arada Şehir Hastaneleri de iyi işletiliyor” diye konuştu.

 

“Sağlıkta Şampiyonlar Ligindeyiz”

 

Türkiye’nin sağlıkta şampiyonlar ligine çıktığını anlatan Avşar, bu konuda Sağlık Bakanlığı’nın önemli işler yaptığını söyledi. Sağlıkta güzel işler yapılmasına rağmen medikal firmalara haksızlık yaptığını ifade eden Avşar, “Her kesimin parası ödeniyor, medikal sektörün parası ödenmiyor. Bizim sektörümüzün Savunma Sanayinden hiçbir farkı yok. Ve üzülerek görüyorum ki daha bunun etkileri olmadı. Son 2 yıldır küresel firmalar kârlılıkları azaldığı için teknolojik ürünleri Türkiye’ye getirmiyorlar. Çok iyi hastanelerimiz var, çok iyi doktor kadromuz var. İyi de bir medikal sektör var. Ama bu sistemde aslında işi bilen depocuların yok olduğunu gördük. Biz de üretim yapıyoruz. Üretimde tek başarılı olmamızın sebebi depoculuktan geldiğimiz için doktorların hangi tür ürünleri istediği bilgisi bizde var. Buradaki sıkıntı şu, depoları hızlı şekilde kaybedersek bu bilgileri gelecek nesillere aktaramama tehlikesi var. Bu çok büyük bir tehlike.”

 

Günlük 150 noktaya servis

Hizmet sundukları 360 noktaya kendilerinin günlük 150 yere servis yaptığını, diğer noktalara lojistik firmaları ile partnerlik yaptıkları firmaların ürünleri teslim ettiklerini belirten Avşar, “Kendi bölgemizde 24 saatte, İstanbul dışına ise en geç 48 saatte ürünlerimizi gönderebiliyoruz. Daha önemlisi son 11 senedir her sattığımız ürünün son kullanıcısına kadar takip sistemlerimiz var. Biz Türkiye’nin en ekonomik ürün satan firmasıyız. Türkiye’deki medikal firmaların tedarikleme puanlaması yok. Her sektörde var medikal sektörde bu yok. Biz milyon dolarlık yatırım yaparken sattığımız ürünlerde sadece fiyata bakıyorlar. Yaptığımız yatırımları gören yok. Fiyata bakmayıp tedarikçiler güçlendirilmeli. Yarın ülkemizde bir salgın hastalıkta ameliyatlarımız bile durabilir. Biz bunu anlatamadık yetkililere.”

IMG-20200229-WA0012

“Ödeme süreleri belirlenmeli”

Medikal sektörde üretimin artması için Hükümet’in üretim yapmak isteyen firmalara 49 yıllığına yer tahsisi yapmaları gerektiğini ifade eden Avşar, “Bunun yanında krediler 10 seneye yayılmalı. Devletin ve özel hastanelerin firmaları desteklemesi lazım. Bunun sonucunda daha ekonomik ürünleri alacaklardır hastaneler. Ve krizlerde de kendi kendimize yetebileceğiz. Serum seti, idrar torbası, koter plağı gibi yüzlerce ürünün hepsi Çin’den geliyor. Bizim gibi bazı firmalar stoklarını yaptığı için Türkiye bu dönemi hasarsız atlatıyor. Ama Çin’deki salgın daha uzun sürerse malzeme bulamama Türkiye’ye de yansıyacaktır, çünkü Çin’den ürün gelmiyor şu an. Biz illaki bir sıkıntı yaşadıktan sonra mı çözüm bulacağız bazı şeylere. Devlet sağlıkta yüzde 95’lik kısmın ödemesini yapıyor. Yüzde 5’lik medikal sektöre gelince bu ödemeler yapılmıyor. Bence kendimizi anlatamama sorunumuz var. Ne iş yaptığımızı, nasıl bir hizmet verdiğimizi hiçbir zaman anlatamadık. Medikal sektörü çok önemli bir oyuncu. İhracata dayalı bir üretim sistemine geçmediğimiz sürece bu işin altından kalkamayacağız. Bunu yapabilmek için de devlet desteğine ihtiyacımız var. Medikalde 2 milyar dolar dış ticaret açığımız var. Demek ki bizim 3 milyar dolarlık ihracat yapmamız lazım. Hammaddeleri de 1 milyar dolar sayalım. Biz 3 milyar dolarlık ihracat yaptığımızda diğer ürünleri yurt dışından almamız bir şey ifade etmez, sıfırlarız. Bizim acil bir plan yapmamız lazım. Yabancı firmaların da para kazanması lazım tabi. Dünyadaki hiçbir ülkenin beceremediği kadar sağlığa yatırım yaptı Türkiye. Sağlığı iyi yönetiyoruz, ama teknolojiyi kaçırdığımız zaman sağlık turizmi de darbe yer. Bu arada Sağlık Bakanının sektörden gelmiş başarılı bir isim olmasını şans olarak görüyorum. Sorunları biliyor, zamana ihtiyacı var. Sektöre katkı yapacak şeyler yapacağına inanıyorum. Sektörümüzü dinlemeleri lazım. Devlet her zaman kendi menfaatini düşünür, firmaları düşünmez. Benim burada söylediklerim de devletin menfaatine olan şeyler. En çok giden ürünlerin Türkiye’de üretilmesi lazım. Üreticilere finans desteği sağlanmalı. Yabancı firmalar Türkiye’de ortaklık yapamıyor. Çünkü dövizdeki dalgalanmalar onları rahatsız ediyor ve yatırım yapmalarını engelliyor” diye konuştu.

 

“Honnes ile üretim yapıyoruz”

Çapa Medikal Ailesi’nin Honnes gibi ciddi bir üretim tesisi olduğunu belirten Zekeriya Avşar, “Biz ürünleri tanımasaydık, ürün grubunu bu kadar geliştiremezdik. Birçok yeni ürünün üretimini yaptık. Çoğu hammaddeyi yerelleştirdik. Hammadde tedarikçilerine katkı sağlıyoruz. Ciddi bir üretim kapasitesine ulaştık. Makine yatırımlarımız da devam ediyor. Birçok yeni ürünün üretim kararını aldık. Şu anda fabrikaya sığmıyoruz. Honnes Sağlık ve Endüstriyel Ürünleri A.Ş. tıbbi alanda kullanılan yapışkanlı sabitleme bantları ve hazır pansuman örtüleri ile elastik bandajlar, sargı bezleri, gazlı bezler gibi özellikle akut ve kronik yara bakımında ihtiyaç duyulan ürünleri üretmektedir. Bu alanda inovatif ürünler ile ilgili Ar-Ge çalışması yapıyoruz.

 

Sağlık Market

DMO’nun uyguladığı Sağlık Market Projesi ile ilgili de konuşan Avşar şunları söyledi: “Birden fazla üretici varsa, bu üreticileri kaybetmemek lazım. DMO toplu alım yapabilir. Dünyada şu örnek uygulanıyor: En iyi fiyat veren 3 firma arasından birinciye Yüzde 50, ikinciye yüzde 30, üçüncüye de yüzde 20 verilerek bir paylaştırma yapılmakta… Tekelleşme olmasın ve üretim tesisleri kapanmasın diye böyle bir model uygulanıyor. Türkiye’de de bu model uygulanmalı. Ödeme vadeleri ve teslim süreleri kesinleştirilmeli. İhale süreleri daha kısa olmalı. Özellikle teslim sürelerine de büyük önem verilmeli. Sorun büyük ölçüde çözülür böylece. Ölçek ekonomisine geçmediğimiz sürece hiçbir zaman ekonomik ürün üretemeyeceğiz. Bunun için de ihracat önemli. Devletin yurt dışında uygulanan modellerden bir tanesini seçmesi lazım. Çin gibi yüzde 15 gibi bir katkı sağlaması lazım. İhracata dayalı olan modele geçip, üretim rakamlarını artırarak fiyatları düşürebiliriz. En büyük desteklenecek alan ihracata dayalı model.”

 

Bilgi birikimi

Türkiye’nin sağlık sisteminde inanılmaz bir bilgi birikimine ulaştığını belirten Avşar, medikal sektörün PR eksikliğinin olduğunu ifade etti. Avşar, “Sektör olarak bürokratları ikna ediyoruz ama siyaseti ikna edemiyoruz. Medikal firmalar yüksek fiyattan malzeme veriyor algısını yıkmamız lazım. Siyasetçilere bunu anlatmamız lazım” dedi. Corona Virüsünden sonra 10 sene içerisinde artık dünyada tedarikte tek başına Çin’in olmayacağını sözlerine ekleyen Avşar şöyle konuştu: “Çin’in üretiminin yüzde 50’si Kuzey Afrika, Türkiye ve Meksika gibi ülkelere doğru kayacak. Bundan Çin, Güney Kore, Japonya, Singapur gibi ülkeler de zarar görecek. Bu fırsatı bizim iyi değerlendirmemiz lazım. Bir günde olacak iş değil bu tabi ki. Ama doğru kararlar alıp doğru yatırımlar yaptığımız zaman 10 sene içerisinde medikaldeki dış ticaret açığını kapatmakla kalmayıp açığın iki-üç katı da artı veren bir sektör olabilme şansını yakalarız. 3,5 saatlik uçak mesafesinde 1.5 milyar nüfusa yakınız. Hedefimizin bu coğrafya olması lazım. Türk ürünlerinin yurt dışındaki kalite algısı kuvvetli. Bu da pozitif bir avantaj.”

 

“SUT fiyatları artmalı”

2018’den beri firmaların güçlerinin epeyi azaldığını kaydeden Zekeriya Avşar sözlerini şöyle tamamladı: “Devlet şöyle düşünüyor A firması gider, B firması gelir. Böyle değil. Bilgi gittiği zaman sizi 10 yıl geriye atar. Türkiye’de kişi başı sağlık harcaması 420 dolarlara düştü. Almanya’da 3900 euro, ABD’de 9500 dolar. Almanya’da acile gidin 40 derece ateşiniz olsun, ambulansla gelmediğiniz sürece bakmıyorlar. İngiltere’de birinci basamaktan para çıkacak diye devlette hastaların sevkini yapmıyorlar. SUT fiyatları da 2008’den beri artmadı. SUT fiyatları artarsa hastanelerin gelirleri de artacak. Bir bütçe oluşacak. Bu bütçe ile de alacaklarımız ödenecektir. Biz bildiklerimizi anlatmakla mükellefimiz karar verici Devlet.”

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It