27 Ekim 2016

ANNE ÖLÜMLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLEBİLİR

 171020152134277898027_2

“Anneler Yaşasın – Yaşasın Anneler “ temalı 34. Zeynep Kamil Jineko – Patoloji Kongresi 14-15 Ekim 2016 tarihlerinde Sağlık Bilimleri Üniversitesi, Haydarpaşa Kampüsü İstanbul’ da Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği İstanbul Anadolu Şubesi tarafından düzenlendi. 34. Zeynep Kamil Jineko – Patoloji Kongresi kapsamında özellikle anne ölümleri ve sezaryen oranlarının ülkemizdeki durumu konuşuldu.

Zeynep Kamil Kadın ve Çocuk Hastalıkları Araştırma ve Eğitim Hastanesi Başhekimi, Prof. Dr. Ateş Karateke hem devam ettirdikleri “Anneler Yaşasın, Yaşasın Anneler” projesini hem de Türkiye’nin sezeryan ve anne ölümleri açısından güncel durumunu paylaştı.

Türkiye’de 1990 yılında 100 binde yaklaşık 97 olan anne ölümlerinin, ciddi bir çalışma ile 2015 yılında 100 binde 13 -14 seviyesine indirildiğini belirten Prof. Dr. Ateş Karateke, bu çalışmanın dünyaca örnek bir ‘anne ölümü azaltılışı’ olduğuna dikkat çekti.

Prof. Dr. Ateş Karateke Anneler Yaşasın – Yaşasın Anneler projesi ile ilgili şu bilgileri verdi:

Dünyadaki anne ölümleri oranlarına bakıldığında 100 binde 10’un altında olduğunu, Avrupa Birliği Standartlarında 100 binde sekiz olduğunu biliyoruz. Anne ölümleri, bir ülkenin sağlık sisteminin en iyi göstergesi kabul ediliyor. Türkiye’de amacımız anne ölümlerini 100 binde 10’a düşürmek. Bu sebeple bu noktada daha detaylı çalışmamız, mevcut önlenebilir anne ölümlerini ortaya koymamız lazım. Sağlık Bakanlığı ve İstanbul verilerimize baktığımız zaman anne ölümlerinde kanamanın önemli bir sebep olduğunu görüyoruz. Yani kanamanın da doğum sonrası kanamaların da önlenebilen kanamalar olduğunu biliyoruz. Bu sebeple Zeynep Kamil hastanesinde 2015’in Ocak ayında kurduğumuz ve şu anda aktif çalışan bir sistemimiz var. Bu ekibimizde 8 arkadaşımız bulunmakta. Bu sekiz arkadaşımız 2’şer 2’ şer icapçı nöbet tutmaktalar. Bir arkadaş özel veya kamu fark etmez bir hastaneden hastasını getiriyorsa sorgusuz sualsiz alıyoruz. Yalnızca bize gelmek üzere yola çıktığı anda kan grubu ve hastanın genel durumu hakkında bilgi vermesi yeterli. Biz hastanemizi, ameliyathanemizi, asansörümüzü dahi hazır bekletiyoruz. Hastayı direk ameliyathaneye alıp orada değerlendirip ne yapılması gerektiğini, cerrahi müdahale mi tıbbı müdahale mi hepsini ameliyathanemizde hastayı bir daha nakletmeden yapıyoruz. Veyahut hasta gelemeyecek durumda ise, bir başka hastanede karnı açık halde ameliyat yapılmakta ise hekim arkadaş bizden yardım istiyorsa ekip oraya 112 Ambulans sisteminin desteği ile ulaşıyor. Bu olanakları bize İl Sağlık Müdürlüğümüz sağlıyor. Elbette biz oraya ulaştığımızda tek başına hekimin de yeterli olmadığını biliyoruz. Kan ve kan ürünlerinin gittiğimiz hastaneye veya Zeynep Kamil’e ulaştırılması gerekli. Yine İl Sağlık Müdürlüğünün katkılarıyla Kızılay Kan Bankası ve diğer transfüzyon merkezlerine alarm verilmekte. Ve oralara yardım ulaştırmaktayız.

Bu projeden ilham alıp Türkiye’nin birçok yerinde benzer projeler uygulanmakta. İzmir, Eskişehir gibi yeni yerler kurulmakta. Bizim bu projemiz İstanbul başta olmak üzere Hatay’da da var. Bunun yanında diğer bir ölüm nedeni olarak gördüğümüz gebelik toksikozu ve tansiyon gibi hastalıklar için de kapsamlı perimotoloji hastaneleri kurmak, bu işler için özel klinikler dizayn etmek zorundayız. Ve onun için de bu konuda çalışmalarımıza devam etmeliyiz ki anne ölümlerinde hedefimiz olan 100 binde 10’un altına taşıyalım. Anne ölümleri ile mücadele edebilmek için tüm Türkiye çapında çalışmak istiyoruz. Anne ölümlerinin yoğun olduğu Urfa, Batman, Hakkâri, Van ve Bitlis gibi illerimizde çalışarak orada kanama ekipleri ile bu işin bilincini arttırmak istiyoruz. İnsanların dikkatini buraya vermek istiyoruz. Böyle çalışırsak anne ölümlerindeki hedefimize ulaşabiliriz.

Kongremizin bir diğer konusu ise Sezaryen oranlarında Türkiye’nin geldiği nokta. Gerçekten de bakıldığında primer sezaryen oranlarının Türkiye ortalaması yüzde 27-30’lara yaklaşmakta. Bu kabul edilebilecek bir oran değil. Yine bu işi düzgün yapan ülkelerde bu oran yüzde 15’ler civarında. Bizim de hedefimiz bunu yüzde 15’in altına bir primer sezaryen oranlarıyla tüm ülkedeki anne adaylarımıza yardımcı olmak. Ülkemizde son yıllarda sürekli artan bir ivme var. Bu ivmeyi bir noktada kırıp geri döndürmek zorundayız. Sezaryen kararında hekimden hekime kararı değiştiren konularda da sürdürmemiz gerekiyor.

DİĞER BAŞLIKLAR

Pin It